BREZİLYA & ARJANTİN

BREZİLYA & ARJANTİN

Uzun zamandır yapmak istediğim fakat uçus süresinin uzun olmasından dolayı gitmek istediğim Güney Amerika seyahatine nihayet çıkmaya karar verdim. Ve tur yetkilileri ile birlikte bu güzel seyahati planladım ve yola çıkma günü sonunda geldi. İlk rotamız Brezilya ve dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Rio De Janerio …. 12 Kasım sabahı 06:55 ‘de ki uçuşumuz için havalimanında tur rehberimiz ile buluştuk ve seyahatimizin ilk ayağı olan Madrit’e doğru uçuşa geçtik . Madrit’ ten aktarma yaptıktan sonra İberia havayollarına ait uçağımızla Rio De Janerio’ya doğru uzun uçuşumuza başladık. 11,5 saatlik uçuştan sonra sonunda eşsiz güzellikteki Brezilya’nın güzel şehrine ulaştık.

Brezilya Güney Amerika da yer alan kıtanın en kalabalık ve en büyük ülkesidir. Atlas Okyanusuna uzun bir kıyısı vardır.Ekvador ve Şili hariç bütün Güney Amerika ülkelerine komşudur. Resmi Dili Portekizce para birimi Real ‘dir. Vize uygulanmamaktadır .

Rio De Janerio ‘ya indikten sonra bizi bekleyen otobüsümüzle çok sempatik grubumuzla birlikte otelimize doğru yola çıktık. Otelimiz 4 km. ‘lık kumsalı ile okyanus kıyısındaki Copacabana plajındaki Arena otele yerleştik. Oldukça harketli bir bölgede olan temiz ve güzel otelimizde 4 gün geçirdik. Copacabana plajı oldukça hareketli insanların mutlaka her sabah spor yaptığı, ve ne güzeldir ki spor yapan kişilere son derece saygı duyulan ve onlar için özel olarak ayrılmış yolları bulunan bir şehir. Baktığımız zaman burada çok hareketli bir yaşam gözlenmektedir. Gün boyu kumsalda futbol oynayan her yaşta insanlar ,kendilerini iyi bir futbolcu olarak yetiştirmeye çalışan aileleri ve bir Avrupa takımında oynamak için çaba sarf eden insanları görebiliyoruz. Fakat akşam olduğunda kumsal tamamen boşalmakta sanki bir zil çalmış gibi eşyalarını toplayan insanlar kumsaldan ayrılmaktadır. Zaten bu saatten sonrada rehberimizin bize yapmış olduğu uyarılara göre kumsaldaki cafe lerde oturabiliriz ama en önemli şart kesinlikle kuma inmememiz . Aksi takdirde her şeyi göze almış olarak çamaşırlarımıza kadar soyulabileceğimiz. Biz oldukça uyumlu bir grup olarak herhangi bir kötü durumla karşılaşmadık uyarıları göz ardı etmedik.

Rio halkı bu güzel plajda güneşleniyor, dinleniyor her ihtiyacını karşılayabilecek satıcılarla birlikte sadece serinlemek amacıyla suya giriyor evet yanlış duymadınız kesinlikle yüzmüyorlar suda ıslanıp serinleyerek veya sörf yaptıktan sonra çıkıyorlar. Biz orada olduğuz zaman içinde bir akşam üzeri Gay yürüşüne şahit olduk kumsal boyunca çok uzun bir konvoy oluşturarak kamyonları ve tırlar süslenmiş kendileri de oldukça renkli kostümler giymiş olarak başka şehirlerden ve ülkelerden de gelmiş olan insanlar gecenin ilerleyen saatlerine kadar müzik eşliğinde yürümeye devam ettiler. Biz bu yürüşü oteldeki odamızdan seyrettik ama yanlışlıkla içine katılan arkadaşlarımızdan öğrendiğimize göre çok berbat görüntüler varmış . Bu durumda sanmayın ki Brezilya hükümeti buna hoş görülü davranıyor hayır kesinlikle böyle bir şey söz konusu değil.Yerel halk bu hareketli ve göz alıcı şehri isminden daha çok Cidade Maravilhosa diye çağırıyor yani mükemmel şehir anlamında gerçektende mükemmel bir şehir.

Gezimizin ilk durağı 710 metre yüksekliğinde devasa Corcovado Tepesi . Buraya ulaşmak için önce Corcovado tren istasyonundan sevimli ve sempatik trenimizle tepeye tırmanmaya başlıyoruz .Ama bu arada istasyondaki dünya bayrakları içinde güzel Yurdumun güzel bayrağını da orda görmek bizi oldukça mutlu ediyor.Trenimiz yavaş yavaş çıkmaya başlarken çok güzel ağaçlar harika manzaralar çeşitli bitkiler eşliğinde yolumuza devam ederken kocaman görüntüsü bile güzel olmayan Jack Fruit adlı meyveyi görüp ne olduğunu soruyoruz ve öğreniyoruz ki bu meyve ile toplu taşıma araçlarına binmek yasakmış çünkü oldukça kötü kokusu varmış ama lezzeti güzelmiş ama bazı arkadaşlar yediler çok beğenmediler . Bu bilgileri alarak Corcovado tepesine varıyoruz. Muhteşem muhteşem tek kelime ile . Ve muhteşem İsa heykeli heykel şehrin bazı yerlerinden de görülmektedir. Heykelin 8 metre yüksekliğinde kaidesi ile 30 metre kendisiyle toplamda 38 metre yüksekliğinde yüzünü Kudüs’e dönmüş kollarını da Rio halkına açmış onları kucaklamaya hazır durmaktadır. Buradan Rio’nun kuş bakışı harika görüntülerine de şahit oluyoruz. Bir tarafımızda Guanabara Körfezi Bir tarafımızda Sugar Loaf ( yani şekerlik tepesi dökülen şeker şeklinde olduğu için ) bu mükemmel görüntüleri resmederek tekrar trenimizle geri dönüyoruz.

Daha sonra gezimizde İpenama plajları , Katedrali ve dünyaca ünlü Maracana Stadyumunu görerek turumuza devam ediyoruz. Rio ‘nun meşhur karavalı nın yapıldığı yerde tribünlerini görerek karnavala katılanların dans okulları olduğunu bu karnavalında aslında bir yarışma olduğunu bgu yarışa katılan öğrencilere bir çok firmanın sponsor olduğunu ve kazananların bir çok ödülle onurlandırıldığını bilmiyorduk. Daha sonra para karşılığında orada bulunan bir mağazadan karnaval kostümlerinden deneyip hediyeliklerimizi alarak oradan da mutlu bir şekilde ayrılıyoruz.Akşam Sevgili rehberimiz bizler için rezerve etmiş olduğu muhteşem Samba Show a gidiyoruz ve çok güzel zaman geçirerek karnavalı görmesek de bir karnaval havasındaki şahane kostümlerin keyfini çıkararak izliyoruz. Ve gerçektende rehberimizin de dediği gibi Sambacıların vücutlarının her santimetre karesinin oynadığını bizde gözlemiyoruz ve yüzümüzde mutlu gülümsemelerle oradan ayrılıyoruz.

Birazda yemeklerden bahsedelim güzel lezzetli etleri gerçektende çok iyi .Daha evvel pek rastlamadığım ama güzel yurdumda da olduğunu duyduğum değişik bir sunumla karşılaştık .Bizim döner makinemizin ortasındaki demir gibi bir demire dizilmiş çeşitli etler kocaman kömür ızgaralarında pişirilip o ellerindeki demirlerle birlikte masalara servis edilmekte. Çok güzel bizim mezelerimize benzer mezeler ve salatalar açık büfe olarak sunulmakta fakat her şeyden istediğiniz kadar belli bir ücretle yerken içecekler ayrıca ücretlendiriliyor. Bu sanmayın ki sadece alkol için normal su ve meşrubat içinde geçerli .Birde kendi yerli içecekleri var bizim elma suyumuza benzeyen enerji verdiğini düşündükleri hatta haplarının da eczanelerde satıldığı Guarana içimiz güzel şekersiz olanları da bulunan bir içecek.

Ve muhteşem Katedral gezimiz böyle bir mimariyi hiç görmedim koni şeklindeki katedral muhteşem vitraylarla süslenmiş ve gün ışığını alabilen bir mimari harikası . Petropolis turumuza gelince orada da Kristal sarayı ve şu anda ismini hatırlayamadığım bir başka sarayı da gezerek buradaki turumuzu da tamamlayıp tekrar Rio ‘ya dönüyoruz ve doğru Sugar Loaf tepesine çıkmaya hazırlanıyoruz . Buraya çıkmak için teleferik kullanılmaktadır ben biraz korkarak çıkmak istemesem de rehberimizin beni ikna etmesi sonucunda teleferiğe binerek önce önce Urca tepesine sonra tekrar bir teleferik daha değiştirerek Sugar Loaf tepesine ulaşıyoruz.Ve gerçektende görülmesi gereken bir manzara ile karşılaşıyoruz çıkana kadar zaten bir çok güzel manzara görüyoruz ama çıktıktan sonra çok daha muhteşem manzaralarla karşılaşıyoruz. Ve yine tepeden sislerin arasından zaman zaman görülen İsa heykelini resimliyoruz.burada yaşayan ufak değişik bir maymun cinsi ilede karşılaşıyoruz. Ve bir başka bölüm Santa Teresa Merdivenleri çok uyumlu olan grubumuzla birlikte serbest zamanımızı değerlendirerek nostaljikten ziyade tarihi eser niteliğindeki zor giden trenimizle yeniden tırmanışa geçiyoruz. Uzun aramalardan sonra Santa Teresa Merdivenlerini buluyoruz. Ama buraya ulaşana kadar faveyaların yaşadığı bir yerden geçmek zorunda kalıyoruz .Birçok insanın bizleri uyardığı hatta bazı bölgelerine polisin dahi giremediği insanların yaşadığı bir bölge. Merdivenlere geldiğimiz zaman çok değişik bir manzara ile karşılaşıyoruz merdivenlerin sanatçı tarafından dünyanın her yerinden getirilmiş olan seramiklerle kaplanmış olduğunu ve bizim Güzel Kütahya’mızın da seramiklerinin bulunduğunu görmekten oldukça mutlu oluyoruz.

Evet artık 4 günü geride bıraktık yeni bir bölüme geçmek için sabırsızlanıyoruz. Sabah erken hareket ederek havalimanına ulaşıyoruz ve Gol havayollarına ait uçağımızla 2 saatlik bir uçuştan sonra Iguassu Faalls ‘a varıyoruz. Buranın adı da halk arasında büyük su anlamında kullanılmaktadır.

Iguassu 300 adet şelaleden oluşan Arjantin ,Paraguay ,Brezilya arasında bulunan şahane yağmur ormanlarının içinde ki seyrine doyulmayan harika şelaleler ve içinde bir çok bitkiyi besleyen rehberimizin dediğine göre bizim misafir gittiğimiz 80 jaguar, 60 puma , çeşitli sürüngenlerle içinde barındırdığı kuş cenneti ile harika bir oksijen deposu yağmur ormanları. Buradan grubumuz yürüyerek geçiyor ve şelalere ulaşıyor . O neeee müthiş dahası yok şelaleler ben İskandinavları da gezmeme rağmen burası olağan üstü güzellikte bir bölge tarif edilemez ancak görülürse anlaşılabilir .Bu seyahatin en keyifli yanı da bot safari tabiî ki. Ben yine korkup katılmak istemedim ama eşimin ve rehberimizin ikna gücüne dayanamayarak katıldığım ama katıldıktan sonra hayatımda ilk defa böyle bir deneyimim olduğu için gerçek anlamda çok mutlu oldum .Önce nehir kenarına inmek için özel jeepler le ormanın içinden neşeli bir şekilde ilerliyoruz ve nehir kenarındaki 21 kişilik botlarımıza binmek için önce can yeleklerimizi giyiyor ve botumuza oturuyoruz. Veee yolculuk başlıyor aman Allahım o nasıl bir duygu son sürat giderken birden dönerek sular içinde kalıyoruz .Ogür suların aktığı şelalelerin altından geçiyoruz bu arada bot sürücümüz bizim çılgın ve neşeli çığlıklarımızı ve görüntülerimizi kamerası ile kayıt ediyor üzerimizde kuru hiçbir yerimiz kalmadan gezimizi tamamlıyor ve ıslak bir şekilde otelimize dönüyoruz kesinlikle tavsiye edeceğim mutlaka ve mutlaka yapılması gereken bir etkinlik olduğunu düşünüyorum.

Ve Paraguay 20 dak süren bir yolculuktan sonra Paraguay’a geçiyoruz. Burası bizimkinin kesinlikle daha güzel olduğuna inandığım Tahtakale görünümlü kaçak elektronik eşyaların satıldığı insanların bizim yabancı olduğumuzu anladığı için bir şeyler satmaya çalıştığını ve bana göre 2 saatlik bir zaman kaybı gibiydi. Ve artık burada da vaktimiz doldu bu defa rotamız Buenos Aires …

Iguassu ‘dan otobüsümüzle hareket ediyoruz önce karayolu ile Arjantin ‘ e giriş yapıyoruz Pasaport kontrolünden geçerek havalimanına ulaşmak için yolumuza devam ediyoruz. Arjantin … Güney Amerika ‘nın Güney kesiminde And Dağları ve Atlas Okyanusu arasında uzanan Türkiye ‘ min 3,5 katı büyüklükte 37.000 yaklaşık nüfüsu ile Latince adı Argentum yani gümüş kelimesinden gelen ülkede resmi dilin İspanyolca olduğu para biriminin Arjantin Pezo su olduğu vizenin uygulanmadığı yöneticisinin bir bayan olduğu muhteşem bir ülke.

1,5 saatlik uçuştan sonra Buenos Aires ‘ e ulaştık .Panoramik şehir turumuzda Eva Peron ‘un mezarı Recoletto gemiciler bölgesi La Boca , Katedral gördüğümüz yerler arasında. Önce Eva Perondan bahsetmek istiyorum .Arjantinli fakir bir ailenin 5. çocuğu olarak dünyaya gelen Eva 7 yaşındayken babasını kaybetti 14 yaşında aktrist olmak için Buenos Aires ‘ e gelen bir süre işsiz ve parasız kaldıktan sonra radyolarda çalışmaya başlayan küçük roller kaparak hayatını devam ettirmeye çalışır. 1944 yılında Juan Domingo Peron ile tanışır Genç bir subay olan Peron Evita ‘ya aşık olarak eşini boşar ve onunla evlenir. Peron 1946 yılında başkan olur iki kez seçilir 1955 yılında bir darbe ile ayrılır.Güzeller güzeli Evita Kansere yakalanır ve 1952 yılında 33 yaşındayken ölür halk tarafından oldukça sevilen halkla içie olan Evita işçi sendikalarının örgütlenmesinde önemli rol üstendi kadınlara oy verme hakkı elde etti fakir halka yiyecek ,para ilaç yardımında bulundu çocuklar için yardım kampanyaları düzenlemiştir.

Eva Peron ‘un mezarını ziyaretten sonra Mayıs Meydanındaki Plaza de Mayo annelerinin her Perşembe günü Mayıs Meydanın da yapılan protestolarına destek vermek amacıyla onların yanına gittik. 1976- 1982 yılları arasında darbe sonucunda yönetimi ele geçiren genareller ulusal uzlaşma süreci adı altında hapishaneye atılanlar hariç olmak üzere en az 30.000 insanın ortadan kaldırıldığı bir döneme imza attılar 1977 yılından ihtibaren Mayıs Meydanında kayıp oğullarını ,kardeşlerini ,torunlarını seslerini hiç çıkarmadan sadece hükümet binasının karşısında durarak başlarına beyaz başörtülerini takarak generallerden hesap sorulması için eylemlerine halen daha devam etmektedirler simgesel başörtüleri ise meydanda yerlere resmedilmiştir.

Ve Buenos Aires ‘in olmazsa olmazı Tango Ve tangonun doğdu yer ola La Baco bölgesindeyiz.Öncelikle Arjantinin milli stadyumunun önünden geçiyoruz futbol ve tango ile yoğrulmuş olan bu güzel ve görkemli şehrin bu sevimli hareketli ve çok renkli bölgesinde zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyoruz. Bir çok küçük sevimli hediyelik eşya satan dükkanlar, Maradona’nın heykeli , Çok renkli binaları ve tabiî ki bıkmadan usanmadan dans eden sanatçıları ile gerçekten görülmesi gereken bir bölge. 80 li yıların en popüler dansı olan tango çöp kutusunun bir ganimet sıçanlar ev hayvanı olduğu bir yerde doğmuştur .Göçmenler yanlarında müziklerini ,çalgılarını ve danslarını getirdiler. İlk tango akardiyona benzeyen bandoneo ile yapılmaya başlandı günümüzde hala bu çalgı kullanılmaktadır. Kenar mahallelerde genelevlerde ve tavernalarda duyulan ilk tangolar baştan çıkarıcı ve kararsız bir kadınla onun için kavga eden iki erkeğin hikayesini oluşturur gibi bilgileri öğreniyoruz.

La Boca ‘da bir çok keyifle kahvenizi veya mate çayınızı yudumlayacağınız cafe ve keyifli bir yemek için açık alan restourantlar bulunmakta ve siz dinlenirken size sürekli olara tango gösterisi yapan insanları görebilirsiniz. Mate çayını içtikleri özel bardakları her kesin yanında çayının dolu olduğu termosları bulunmaktadır.

Evet seyahatimizin sonuna geldik oldukça keyifli geçen bir seyahatte ilk önce sanırım rehberimizin bilgisi ve tecrübesi bizim için önemliydi.  Ve grubumuz çok sıcak ilişkilerin yaşandığı her kesin birbirine saygı duyduğu neşeli bir gruptu. sizinle seyehat etmek büyük keyifti iyiki katıldınız iyiki sizleri tanıdım yine birlikte olmek dileğiyle….

Nevin YILMAZ

8 yorum

  • incialp dedi ki:

    nasıl da dumanı üstünde taze bir yazı 🙂 doğru anladıysam eğer kurban bayramında oradaydınız. iyi ki rehberinizi ve eşinizi dinlemişsiniz, teleferiğe ve bota binmişsiniz. bizde böylece keyifli anılarınızı okuduk, oralar hakkında bilgi sahibi olduk. teşekkürler…

  • Zeynep dedi ki:

    teleferikle şehrin yüksek tepelerinden baktığınızda eminim manzara karşısında insan kendini bir kartpostalın içinde hissediyordur….bu keyifli yazınız için elinize sağlık

  • Suzandan dedi ki:

    hersey cok guzel ama resimlere bakmak isteyince minicik cıkıyor .cok secilir gorunmuyor

  • justinian dedi ki:

    Benim bir sonraki destinasyonum 🙂

  • neviny60 dedi ki:

    MERHABA ÖNCELİKLE OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.RESİMLER İÇİN HAKLISINIZ EN KISA SÜREDE YENİDEN DÜZENLEME YAPACAĞIM BİRAZ FAZLA KÜÇÜLTMÜŞÜM.
    JUSTİNİAN KESİNLİKLE GİTMELİSİNİZ ÇÜNKÜ BU UZUN YOLCULUĞA DEĞECEK BİR BÖLGE .

  • Suzandan dedi ki:

    nevin hanım sizde oyle bir istahla anlattınız kı. herkesin gozleri ısıldadı eminim.

  • limonludondurma dedi ki:

    Cok guzel ve bilgilendirici anlatmıssınız, benim de planlarım arasında olan bir gezi 🙂

  • NEŞE dedi ki:

    Güzel ve keyifli bir gezi olmuş,tabii bu işte tura katılanların uyumu çok önemli..Copacapana da hayat güzel ama keşke “Favela”lara da gitseydiniz,orası bir başka dünya diyorlar.Iguassu yu ben de çok merak ediyorum…Teşekkürler..

incialp için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*