Bolivya II, En yüksek Başkent

Nedendir bilinmez dünyada 2 başkenti olan birkaç ülke var. Bolivya’da bunlardan biri; ülkenin yasal başkenti Sucre iken Ulusal Kongre ve Başkanlık sarayı La Paz’da olduğundan ülke buradan yönetiliyor. La Paz’ın nüfusu havalimanın da konuşlandığı El Alto ve Viacha isimli komşularıyla birlikte yaklaşık 2,5 milyon. Tepe ve vadilerden oluşan şehrin deniz seviyesinden yüksekliği de 3800 ile 4200 metre arasında değişiyor ki bu da La Paz’ı yeryüzünün en yüksek başkenti yapıyor.



Paseo el Prado’dan


La Paz’da Konakladığımız Plaza Hotel, Paseo el Prado Bulvarında.  Bu bulvar; şehrin mağaza, restoran ve cafelerinin bol olduğu, şık giyimli bay ve bayanların boy gösterdiği, gençlerin bir aşağı bir yukarı “piyasa” yaptığı mekânı. Bulvarı ikiye bölen ortadaki alanda ağaçlar göze hoş gelen şekillerde dekore edilmiş ve aralarında da Bolivya’nın ulusal kahramanlarının heykelleri yer alıyor; ülkeye ismin veren Simon Bolivar ve İspanyollara karşı bağımsızlık mücadelesi kahramanlarından Antonio Hose de Sucre bunlardan ikisi… Bu merkezi bulvardan şehrin kalbi Plaza Murillo’da yürüme mesafesinde.



Bolivya Ulusal Kongresi

Plaza Murillo’ya ismini veren Petro Domingo Morillo Bolivya’nın bağımsızlığı için savaşmış bir vatansever ve kaderin cilvesi, bugün adını taşıyan bu meydanda, ülkenin bağımsızlığını kazanmasından 16 yıl önce 1810 yılında asılmış. Meydanın merkezinde bir heykeli bulunuyor. Meydanı çevreleyen binalar Bolivya Ulusal Kongresi, Hükümet Sarayı  –Palacido Quemado- ve Nuestra Senora de La Paz Kilisesi. Palacido Quemado; “Yanık Saray” demekmiş ve birkaç kez yanıp yeniden yapıldığı için bu isim verilmiş. Meydan günün her saatinde kalabalık; banklarda ve katedralin merdivenlerinde öylece oturup etrafı seyredenler, okulu kırıp gelen formalı okullular, merdivenlere oturup binaları resimleyen güzel sanatlar öğrencileri, devlet dairesindeki işlerini halletmeye gelmiş görünümlü yerel giysili köylüler ve –tabii ki- fotoğraf makineli turistler… Bir de meydanın sahipleri arsız, korkusuz güvercinler. Bir parça yem uğruna teklifsiz kollarınıza, omuzlarınıza, başınıza her yerinize konuveriyorlar.



Nuestra Senora de La Paz Kilisesi


Petro Domingo Morillo’nun heykeli


Plaza Murillo’dan…


Plaza Murillo’nun arsız güvercinleri…


Meydanla ilgili aklımda kalan diğer bir ayrıntı kar maskesiyle yüzlerini gizleyen ayakkabı boyacısı çocuklar. Yüzlerini gizliyorlarmış çünkü pek çoğu öğrenciymiş ve ayakkabı boyarken görünmeye utanıyorlarmış…



San Francisco Kilisesi’nin köşesi

Plaza Murillo’dan birkaç blok yürüyüp şehrin bir diğer meydanı San Francisco’ya ulaşabilirsiniz. Burası daha kalabalık, daha hareketli. Meydanla aynı adı taşıyan heybetli San Francisco Kilisesi hediyelik eşya satan mağazadan geçilmeyen Sagarnaga caddesinin başladığı köşede yükseliyor. Adı cadde olsa da Sagarnaga Arnavut kaldırımı dar bir yokuş.  Bu darlığına rağmen yoğun trafiğine, kaldırımlar hediyelik eşya tezgâhlarıyla dolu olduğundan yolda yürümek zorunda kalan turistlere ve de nefesinizi kesen yüksekliğe rağmen yokuşu biraz tırmandıktan sonra sağa sapın (sola mıydı?) karşınızda ünlü Cadılar Pazarı – Mercado de Brujas- . Burada geleneksel Aymara ayinlerinde kullanılan ilaçlar, tarifler ve kurutulmuş lama fetüsü gibi malzemeler satılıyor. Ayrıca evlenmek, zengin olmak, seyahat etmek, korunmak, sakınmak vb her türlü dünyevi ihtiyacınız için “mistik” bir yardım arıyorsanız önceden hazırlanmış, -okunmuş, üflenmiş- küçük kavanozcuklar için renkli taşlar ve figürcüklerden oluşan  büyü preparatları da mevcut.



Sagarnaga’da hediyelikler…


Cadılar Pazarı; Kurutulmuş Lama fetüs’ü lazım mı?

Yeri gelmişken belirtmeliyim tüm Peru ve Bolivya seyahatimiz boyunca Alpaka yününden tekstil ürünü satın alabileceğiniz en ucuz mağazalar Sagarnaga caddesindeydi…


(Bu arada Peru ile ilgili yazarken “Yükseklik Hastalığı abartılıyor sanki, Ben pek de bir şey hissetmedim”  falan dedim hava attım ama kazın ayağının öyle olmadığını La Paz’da anladım… Bırakın yokuş çıkmayı yürümek bile zor geliyor insana, çabuk yoruluyor, nefes nefese kalıyorsunuz, aldığınız nefes yetmiyor…)


Tüm seyahat rehberlerinde sözü edilen Calle Jean bölgesi kolonyal sokakların olduğu “metrekareye bir müze düşen” bölge. Müze dışında restoran ve cafelerin de yer aldığı bu dar ve güzel sokaklarda dolaşıp, fotoğraf çekmek keyifliydi gerçekten. Restoranlardan en popüler olanı; Soho… Bu dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan görülen restoran Bolivya’nın bohem hayatı için bir simgeymiş. Gerçekten tanınmış sanatçılar buraya pek uğramasalar da “henüz” tanınmayan şair, ressam ve yazarlar burada saatlerce oturup yaratıcı fikirlerini birbirleriyle paylaşıyorlarmış…




Calle Jean Sokakları


Calle Jean’deki Bohem hayatının merkezi; Soho Restoran…

Gerçekten nereye baksanız bir müze gördüğünüz Calle Jean bölgesinde maalesef programımızda yer alan iki müzeyi o gün kapalı olduklarından ötürü göremedik… Fakat sonrasında La Paz sokaklarında kendi başımıza dolaşırken keşfettiğimiz 2 müze eminim kaçırdıklarımızdan daha iyiydi. İlki; Kokain Müzesi –Museo de la Coca –
www.cocamuseum.com – . Bu küçük ama ilginç müzede Coca bitkisi ve kokain ile ilgili her şey sergilenmekte.


Museo de la Coca

Diğer müze ise otelimizin de bulunduğu Paseo el Prado bulvarındaki Çağdaş Sanat Müzesi – Museo de Arte Contemporaneo- . Eski bir köşk olan İki katlı müze binası Gustave Eiffel tarafından inşa edilmiş. Müzede büyük olasılık Bolivyalı’nın en ünlü ressamı olan kendisi de Aymara yerlisi Mamani Mamani’nin pek çok eseri var. Giriş katında Mamani Mamani’nin eserlerinin küçük reprodüksiyonlarını ya da tişört baskılarını satın alabilirsiniz, fakat dedim ya Mamani Mamani ülkenin en ünlü ressamı olmalı diye; fiyatları çok pahalı.


 
Mamani Mamani’den…(Sanatçı’nın web sitesinden)

Müzedeki diğer bir bölüm de tümüyle Che’ye ayrılmış… Burada Bolivyalı sanatçılar tarafından yapılmış çeşitli Che Guevera resimleri sergileniyor. İçlerinden bir tanesinde  –ki Bolivya’nın en ünlü tablolarındanmış- Commandante’nin o çok bilinen bereli ve kirli sakallı hali –Purolu olan değil- onlarca küçük resim bir mozaik gibi birleştirilerek yapılmış. Mozaiği oluşturan her bir parçada da Commandante’nin yaşamından bir kesit canlandırılmış.


La Paz Sokaklarından…


La Paz sokaklarında yürürken neredeyse her kafanızı kaldırdığınızda İllimani’nin karlı doruklarını görüyorsunuz. Yaklaşık 6500 metre yüksekliğindeki bu dağ adeta şehrin bir simgesi. Ülkenin popüler birası Pacena’nın etiketinde bile o var. Ayrıca benim kuşaktan olanların “El pueblo unido jamas sera vencido!” ile anımsayacağı Şili’li grup Inti İllimani’de adını buradan alıyor; Aymara dilinde grubun ismi “İllimani Güneşi” demek…



La Paz’ın simgesi Illimani

La Paz’ın belki de en popüler turistik durağı olan Ay Vadisi –Valle de Luna- şehir merkezine 10 km kadar mesafede. Zaman içerisinde kil yapısındaki koca bir dağı aşındıran yağmur ve rüzgârın etkisiyle ortaya ilginç ve güzel bir doğal görünüm çıkmış. İçeriye girer girmez sizi önce “köyün delisi” bir Aymara yerlisi sampona’sıyla karşılıyor. Girişin hemen karşısındaki tepenin üzerinde kendi çaldığı yerel ezgilerle dans ediyor. Tabii ki bahşişler için şapkası da hemen tepenin aşağısında… Köyün Delisi’nden sonra Vadinin içerisindeki 2 patikadan birinde –Kısa ve uzun, uzun olanı 40 dakika kadar sürüyor- kil kayalarına üzerinde ve ahşap yaya köprülerinde manzaranın keyfini çıkarıp onlarca fotoğraf çekebilirsiniz… Bolivya’lı rehberimizin de dediği gibi Ay Vadisi’de La Paz’ın Kapadokya’sı. (Rehberi kırmadım sustum ama yanına bile yaklaşamaz…)


Ay Vadisi’nin delisi…



Ay Vadisi’nden…

Ay Vadisinden dönerken La Paz güneyini, Güney Amerika’nın bu en fakir ülkesinin en zenginlerinin yaşadığı bölgesini görüyorsunuz. Yüksek duvarlı, büyük, ihtişamlı konaklar, sokaklardaki süper lüks otomobillerle bu bölge, La Paz’a ilk adım attığımız El Alto’nun çamurlu sokakları ve boyasız evlerine kıyasla başka bir dünya.


La Paz’da daha uzun süre kalabilmek isterdim ama malum dönmek vakti geldi mi durulmaz artık. Akşam yemeğinde Bolivya’nın popüler yemeği, koca bir tabak içerisine tepeleme doldurulmuş, büyük dana eti, sosis, kızarmış patates, haşlanmış yumurta, soğan parçalarından oluşan Pique Macho yedikten sonra günden kalan yükseklik nedeniyle ekstra yorgunluğu atmak için sağlam bir uyku çekmek lazım… Ne de olsa ertesi gün La Paz-Lima-Amsterdam-İstanbul-Antalya uçacağız.


 


Son.

6 yorum

  • mugeyidogan dedi ki:

    dönüş yolu uzun ama bu seyahate değer. ayakkabı boyacısı çocukların naifliği içimi sızlattı…

  • Suzandan dedi ki:

    sevgili erozgen acımamışsın kelımelere 🙂 cokda guzel olmus..

  • rome_o dedi ki:

    cadılar pazarı ilginçmiş. bolivyanın başkentini sorsalar la paz diye idaaya bile girerdim bunuda öğrenmiş oldum ..

  • NEŞE dedi ki:

    Çok çok zevkle okudum..Sagarnaga nın renkli tezgahlarına,Calle Jean ın sokak fenerlerine bayıldım.Ayrıca Gustave Eiffel e de şaşırdım,adam La Paz-Paris -İzmir hattında eser veriyor,coğrafyaya bakarmısınız ?

  • erozgen dedi ki:

    Teşekkürler, Eiffel Lima’daki Sanat Müzesin’de planlamış…Bir de Vietnam Hanoi’deki büyük çelik köprünün onun eseri olduğunu hatırlıyorum… Listeye ekleyebiliriz:)

  • Zeynep dedi ki:

    yine keyifli bir yazı olmuş coco müzesi gerçekten ilginç siteyi de vermeniz süper olmuş ellerinize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*