Bize Kalan Zengin Miras: Hattuşa

Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine alınmış, ülkemizdeki değerlerden Hattuşa (günümüzde Boğazkale) Çorum’ a 82 km uzaklıkta bulunmaktadır. 1998 yılında Milli Park ilan edilen bölge, 2002 yılında başlatılan proje ile eski görünümüne uygun olarak yeniden inşa edilmektedir. Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından yürütülen kazı ve rekonstrüksiyon çalışmaları sonucu, şehrin surlarının 65 metrelik kısmı Hititlerin yöntemine sadık kalarak ve 65 bin adet kerpiç tuğla kullanılarak tekrar inşa edilmiştir. Projenin gideri JTI (Japan Tobacco International) tarafından karşılanmakta olup, dünyada böyle bir projenin benzeri çok azdır.


 


TARİHÇE: 


Yerleşimin M.Ö. 6000 yılında  başladığı Hattuşa Bölgesinde, M.Ö. 3000 yılında Hititlerin halefi olan Hatti toplumun kurulduğu ve yerleşik düzenin başladığı anlaşılmıştır. M.Ö. 2000 yıllarında ise Hitit İmparatorluğu’ nun başkenti olmuştur.


Hattuşa antik kenti ilk kez 1834 yılında Fransız Arkeolog Charles Texier tarafından keşfedilmiş, 1893-1894 yıllarında başlayan kazılar çok geniş bir alanda devam etmiştir. 2.Dünya Savaşı nedeniyle kazılara ara verilmiş; ancak 1952 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından tekrar başlamıştır. Çalışmalar sonucu yalnızca Hitit Uygarlığı’ na  değil; Asur, Frig, Galat, Roma ve Bizans Uygarlıklarına ait kalıntılar da bulunmuştur.


 


HATTUŞA:


 


Şehir 6 km uzunluğundaki surlarla çevrilmiştir. Surlarda bulunan önemli kapılar ise Kral Kapısı, Sfenksli Kapı, Aslanlı Kapı, Poternli (Tünelli-Yer) Kapı.


 
          Yer Kapı                                       Sfenksli Kapının İç Kapı Doğu Sfenksi
          Şehrin en güneyinde ve en yüksek yerinde bulunan Poternli Kapı,  Sfenksli Kapının tam altında,  bugün içinden geçilebilen tek tünelden oluşmaktadır. 3 metre yüksekliğinde ve 71 metre uzunluğundaki bu tünelden geçilerek sur dışına çıkılmaktadır. Sfenksli Kapı ise adını kapı pervazlarında bulunan dört adet aslan vücutlu insan başlı Sfenks figüründen alır. Mısır kültüründen etkilenildiği düşünülmektedir; ancak Mısırlıların aksine Hitit Sfenksleri dişi olarak betimlenmiştir.


Şehrin güneybatı kesiminde bulunan Aslanlı Kapı, iki adet aslan figürüyle süslenmiş görkemli bir kapıdır. Aslen kemerli kapının yan duvarları olarak inşa edilmiştir.
 
         Aslanlı Kapı                                                               Kral Kapısının Kral Kabartması

         Surların doğusunda bulunan Kral Kapısı ise Aslanlı Kapının eşidir. Kapının şehre bakan iç kısmında elinde kılıç ve balta taşıyan Kral kabartması vardır.


Aslanlı Kapı ile Yer Kapı arasında iki adet çukur görülür. Bu çukurlar şehrin su ihtiyacını karşılayan su havuzlarıdır. Güney Havuzlar olarak geçen bu bölgede killi bir zemin olduğu için toprak suyu geçirmez. Diğer iki adet su havuzu ise Büyükkale’ de bulunmaktadır.


Kraliyet Saraylarının bulunduğu Büyükkale düzlüğünün dört bir yanı sarp kayalıklarla çevrili olduğu için ilk yerleşim burada kurulmuş, daha sonra Hititliler tarafından genişletilmiştir. Büyükkale’ nin önünde, resmi işlere ayrılmış, bazı anıtsal yapılar da bulunmuştur.



         Büyükkale-Kral Sarayının Hava Fotoğrafı
        
Tapınakların çoğu “Yukarı Şehir” olarak bilinen 1 kilometrekarelik, eğimli bir arazide bulunur. Yaklaşık 30 adet tapınak bulunmasının sebebi Hititlilerin yabancı şehir ve ülkelerin tanrılarını da benimseme prensibidir. Bu sebepten dolayı Hitit metinlerinde “Hatti ülkesinin bin tanrısı” olarak söz edilir. Tapınakların kendi personeli bulunur, bu personel besin işleme ve depolamayla veya temsil ettiği ülkenin elçisi olarak görevlidir. Tapınakların büyüklükleri  400 ila 1500 metrekare arasında değişmektedir. Şehrin bu bölümünde yer alan Hiyeroglifli Oda’da, başının üzerindeki kanatlı güneş kursuyla ve elinde Mısır hayat sembolü olan “Ankh” tutan Güneş Tanrısı kabartması bulunmaktadır. Diğer kabartma ise elinde mızrağı ve yayıyla son Hitit Kralı 2.Supiluliuma’ ya aittir. Odanın bir diğer duvarında, Anadolu’ da gelişen bir resim yazısı türü olan Luvi hiyeroglifleriyle yazılmış altı satırlık bir yazı bulunmaktadır. Yazının hepsi tercüme edilemese de Kral 2.Supiluliuma’ nın tanrıların yardımıyla yeni ülkeleri ele geçirdiğini, yeni şehirler kurduğunu ve Tanrılara kurbanlar verdiği anlatılmaktadır.


 
Hiyeroglifli Oda-Güneş Tanrısı    ve   Kral Kabartmaları


Hiyeroglifli Odada Bulunan Luvi Yazısı
        Hattuşa’ da bulunan 31 tapınağın en büyüğü ise Aşağı Şehirde konutların arasından yükselen ve 14.500 metrekarelik bir alana inşa edilmiş “Büyük Tapınak”tır. Duvarlarının 1,5 metrelik kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. İki odası bulunduğu için Hattilerin Fırtına Tanrısı ve Arinna Şehri’nin Güneş Tanrıçasının evi olarak inşa edildiği düşünülmektedir. Bu bölüme yalnızca kral, kraliçe ile sayılı birkaç din adamı girebilirdi. Dini törenlerin büyük bir bölümü tapınağın avlusunda yapılırdı. Tapınağın depo odalarında halen sergilenen yüzlerce küp bulunmuştur. Erzak depolamaya yarayan küplerden 1750 litrelik olanları mevcuttur.
 
Büyük Tapınak                                                                            Tapınak Çevresindeki Küpler


Aşağı Şehirle Yukarı Şehir arasında bulunan Güney Kale ise Hitit dönemine değil Frig dönemine ait bir kalıntıdır. Yine bu bölgede bulunan Nişantaş/Nişantepe ise üzerinde Luvi yazısı bulunan bir kaya bloğudur. Açıkta olması sebebiyle aşınmış ve tümü okunamamış olan yazıda son Hitit Kralı 2.Supiluliuma’ nın, aralarında Kıbrıs’a yaptığı deniz çıkarmasının da anlatıldığı savaş hikayeleri yazılıdır. Bloğun ön kısmına işlenmiş bir Sfenks vücudu görülmektedir.
 
Nişantaş


Hattuşa’ da yapılan kazılar sonrası bulunan en önemli eserlerden biri ise Kadeş Antlaşması’nın metinlerini içeren kil tablettir. MÖ. 1296 yılında Hititliler ile Mısırlılar arasında başlayan Kadeş Savaşı’ nın yaklaşık 16 yıl boyunca sonuca ulaşmamasından dolayı Hitit Kralı 3. Hattuşili ile Mısır Kralı 2.Ramses arasında MÖ. 1280 yılında imzalanan Kadeş Barış Antlaşması tarihte yazılı olarak yapılan ilk barış antlaşmasıdır. Gümüş levhalara kazınmış asıl metinleri kayıp olmakla beraber; kazıda bulunan kil tabletlerden biri İstanbul Arkeoloji Müzesinde, diğeri ise Mısır’ da tapınak duvarında sergilenmektedir. Hattuşa’ da bulunan tabletin kopyası ise Birleşmiş Milletlerin New York’taki binasında asılıdır.


Yapılan kazılar sonucu bulunan, halen İstanbul ve Ankara’ da sergilenen çivi yazısı tabletler Unesco Dünya Belleği Listesi’ ne alınmıştır.


 


 


YAZILIKAYA:


 


Hattuşa’ nın 2 km uzaklığındaki Yazılıkaya, Hitit Bahar Festivallerinin yapıldığı Açık Hava Tapınağına ev sahipliği yapmaktadır. Hitit mimarisinin en güzel eserlerinin bulunduğu alanda doksandan fazla tanrı, tanrıça, hayvan ve hayal ürünü yaratıklar kaya yüzeylerine işlenmiştir.


Yazılıkaya, A ve B olmak üzere ikiye ayrılmıştır. A odasındaki kaya figürlerine bakıldığında sol tarafta tanrılar, sağ tarafta tanrıçalar, ortada ise Hava Tanrısı, eşi Güneş Tanrıçası ve çocukları bulunur. Karşısındaki duvarda Kral 4. Tudhalia, iki tepe üzerinde elinde asasıyla tasvir edilmiştir. Kralın bu alanı yaptırdığı sanılmaktadır. B odasında ise orak biçimli kılıç taşıyan Oniki Tanrı, Kılıç Tanrısı Nergal, Kral 4.Tudhalia’ nın koruyucu Tanrısı Şarruma figürleri yer almaktadır.
 
Yazılıkaya-Tanrılar ve Tanrıçalar                                     Kral 4.Tudhalia


On İki Tanrı


                                            
Kılıç Tanrısı Negral                                      Koruyucu Şarruma


GEZİLMESİ GEREKEN DİĞER YERLER:


ALACAHÖYÜK:


Çorum’ a 45 km. uzaklıktaki Alacahöyük Hitit Devletinin önemli bir sanat ve din merkezidir. Hitit, Helen, Roma, Bizans ve Selçuklu-Osmanlı izlerinin görüldüğü alanda en önemli buluntular Eski Tunç Çağı’ na ait Hanedan Mezarlarıdır.


ŞAPİNUVA (ORTAKÖY):


Günümüzde Ortaköy olarak geçen Şapinuva, Hitit Devletinin önemli bir askeri ve dini merkezi olmuştur. Yapılan kazılarda 4.000’e yakın çivi yazılı tablet bulunmuş, tabletlerin çözümlenmesi sonucu idari, askeri ve dini metinlerin yazıldığı anlaşılmıştır.


ÇORUM KALESİ:


Şehirdeki  bir tepe üzerinde, ovaya hakim bir konumda kurulmuş olan kalenin kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte Selçuklu yapısı olduğu düşünülmektedir. Kale içinde küçük bir cami ile konutlar yer almaktadır


 


ÇORUM SAAT KULESİ:


Şehrin merkezinde bulunan saat kilesi 1894 yılında yapılmıştır. Sarı renkli bu kulenin dört yanında saat kadranı bulunur. Merdivenle şerefeye çıkmak mümkündür.


İSKİLİP KALESİ:


Şehir merkezinde bulunan kalenin üç yanı sarp kayalıklarla çevrilmiştir. Kalenin eteğinde Roma Devrine ait kaya mezarları bulunmaktadır.


 


 


MÜZELER ve ÖREN YERLERİ


 


BOĞAZKÖY MÜZESİ:


Boğazkale ilçesinde yer alan müzede, Hattuşa kazılarında çıkartılan eserler sergilenir. Hitit Dönemi eserlerin yanı sıra Kalkolitik, Eski Çağ, Frig, Roma ve Bizans dönemi eserler de mevcuttur.


Çarşı Mah. Boğazkale ÇORUM. Tel: (364) 452 20 06


*Pazartesi hariç her gün 8.00-12.00 ila 13.00-17.00 saatleri arası açık.


*Müzekart geçerli


 


ALACAHÖYÜK MÜZESİ:


Müzede Alacahöyük ve Pazarlı’ da yapılan kazılarda bulunan eserler sergilenmektedir.


Alaca İlçesi  ÇORUM  Tel: (364) 422 70 11


*Pazartesi hariç her gün 8.00-12.00 ila 13.00-17.00 saatleri arası açık.


*Müzekart geçerli


 


ÇORUM MÜZESİ:


Çorum’ un simgelerinden biri olan Çorum Müzesi’ nde , kazılarda bulunan yüzlerce eser sergilenmektedir.


Gülabi Bey Mah. Cengiz Topel Cad. Müze Sok. ÇORUM Tel: (364) 213 15 68


*Pazartesi hariç her gün 8.00-12.00 ila 13.00-17.00 saatleri arası açık.


*Müzekart geçerli


 


HATTUŞA-BOĞAZKALE ÖREN YERİ


Haftanın her günü 08.00-17.00 saatleri arasında gezilebilir.


*Müzekart geçerli

Kaynak: www.hattuscha.de
E-kitap için hazırladığım bu yazı için henüz Hattuşa’ ya gidemedim. Umarım en kısa zamanda kendi fotoğraflarımı çekebilirim.

6 yorum

  • rome_o dedi ki:

    selam camkenarı bende xhantos ve letoonu yazacağım biran evvel başlıyayımda proje şekile girmeye başlasın yazın çok detaylı ve güzel tebrikler

  • eceak dedi ki:

    Çok güzel bir yazı olmuş, benden 10 puan.

  • justinian dedi ki:

    Kral sarayının havadan fotoğrafı muhteşem. Ne kadar büyük bir arkeolojik çalışma olduğunun kanıtı. Çok faydalı bilgiler, güzel fotoğraflar. Özenle derlemişsin. Eline sağlık.

  • camkenari dedi ki:

    yorumlar için teşekkürler.. yazılar teslim edildiği için henüz gidip göremedim; ama ekim ayında inşallah oralarda olacağım =)

  • cherryblossomgirl dedi ki:

    selam camkenari, tesekkurler yazi icin. ekim ayinda gittiginde kendi yorumlarini da ekleyerek bu yaziyi yeniden derlersin diye dusunuyorum, cok daha guzel olur o zaman, sevgiler 🙂

  • camkenari dedi ki:

    ben de öyle düşünüyorum, görmediğim bir yeri yazmak çok içime sinmedi çünkü..öylesi daha güzel olur bence de =)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*