Birleşik Krallığın Ankara’sı

Siz siz olun bu şehre gitmeyin. Şu Ankara’yı sevmeyenler var ya. Ankara’yı öpüp başlarına koysunlar. Allahtan çok işim vardı, yoksa 1 haftada ortadan 2’ye yarılmamak işten bile değildi. Yine de gidecek olanlara biraz bilgi vermekte fayda var.

Şehrin en ilginç yanı aslında su kanalları. Avrupanın en büyük su kanalları normalde Venedik değil Birmingham’da imiş. Rakamı şu an hatırlamıyorum ama binlerle ifade edilecek kadar fazlaydı. Daha sonra hepsi kapatılmış. Ancak şu an bir kısmını açmışlar. Yeme içme mekanlarının büyük çoğunluğu da bu kanallar çevresinde.

Bir defa bildiğiniz ingilizceyi unutun. Adamlar börmingamca konuşuyorlar, en az İskoçlar, İrlandalılar kadar aksanları ünlü. Zaten komedyenlerin pek çoğu da buradan çıkıyormuş…

University of birmingham nevi şahsına münhasır. O kadar aktif bir okul ki. muhtemelen oradakiler şehre hiç gelmiyorlardır. Onu kendi içinde değerlendirmek lazım. Orası hakkında yazmak da pek bana düşmez. Ben genel olarak size biraz şehirden bahsedeyim.

şehri sanırım 5 bölgede incelemek mümkün.

edgbaston

broad street

new street

digbeth

balti triangle

edgbaston:üniversitenin de yer aldığı biraz şehrin dışında kalan sakin bir bölge. şehrin dışında dediysem zaten 1 milyonluk göt kadar şehir. bilkent ne kadar ankara dışında ise burası da o kadar birmingham dışında.

broad street: yine ankara’dan örnek vereceğim. bildiğimiz 7. cadde. 7.cadde bile daha iyidir. bir de kanallar falan var. venedik çakması. aslında venedik’ten daha çok kanal varmış gerçekte ama kanalların % 70’i kapalı.

the icc burada. gerçekten de gurur duydukları kadar var. güzel bir merkez.

new street: ne denir ki. alışveriş alanı. sonu bull ring alışveriş merkezine iner. akabinde de sağa dönerseniz open market ve china town sola dönerseniz digbeth.

digbeth: irish bölgesi ve devamında da endüstriyel alanlar. zaten birmingham endüstri şehri.

balti triangle: adından da anlaşılacağı üzere hindu bölgesi. yalnız bu bölgedeki hindular sith değil müslüman çoğunlukla. indian cuisine sevenler bu bölgeye gidebilir.

daha fazla bilgi için:

visit birmingham

balti triangle

nerede kalayım diyenler için?

otelleri ezberledim.

nitenite eğer gemi kamarasında kalmaktan rahatsızlık duymam derseniz tam anlamıyla gemi kamarası konforu sunan oldukça ucuz ve konumu mükemmel.

jury’s inn konumu mükemmel. ucuz. odalar da fena değil.

hyatt regency o fiyatı vereceğinize gidip jury’s inn’de kalın.

copthorne birmingham jury’s inn’de kalmak daha mantıklı fiyatlar aynı ise tercih edilebilir ancak.

premier inn bence değmez.

gece hayatı önerilerim ise:

bar epernay

risa

reflex

old joint stock

nerde yiyeyim diyenler içinse özel bir önerim yok ancak new street üzerindeki askitalian oldukça leziz. onun dışında her yer aynı. tesco ‘dan sandviç alıp yiyin.

hazır buralara kadar gelmiş ve de vaktiniz varsa şehrin 6 mil kadar dışında shakespeare’in doğduğu kasaba olan

stratford upon avon ‘a gidebilirsiniz. trenler moor streetteki istasyondan

kalkıyor.

alışveriş meraklıları:

bullring

ve de

house of fraser

3 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Yazınızı başlığın etkisi ile gülümseyerek okudum…Çok teşekkürler ama foto da bekliyorum…

  • Midgard dedi ki:

    Birmingham benim farklı bir kültürle ilk tanıştığım ve bunun etkisiyle çok sevdiğim bir yer oldu aslında. (Ankara´da yaşıyor ve Ankara´yı hiç sevmiyorum bu arada). Bunda elbette amcamların orada yaşıyor oluşunun ve yaşadıkları yerin Birmingham´ın dışında yapraklarla kaplı yemyeşil bir sokak oluşunun etkisi vardır. Ve tabii biz orada 4 gün kaldık, ama Birmingham´la sınırlı kalmadık. Etrafı da gezince sevilesi bir yer Birmingham bence. Teşekkürler yazınız için. 🙂

  • kirazsekeri dedi ki:

    En kısa zamanda foto koymaya çalışacağım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*