Bir Öğrencinin Yaşayabileceği En güzel Şehir: Leuven


Yine çok güzel bir hafta sonuydu bizim için. Önce Leuven, sonra da Brugge gibi iki harika şehri gezme şansı yakaladık. Oldukça yorucu bir hafta sonu olsa da mükemmel bir deneyim olduğunu söylemeliyim.  Bu güzel hafta sonu bir çok güzel yazı konusu çıkardı ortaya. Bu yazıların ilki, bir öğrencinin hayal edebileceği en güzel  şehir olan Leuven hakkında.


Belçika’ya gelmeden önce hakkında okuduklarımın da etkisiyle, kafamda mutlaka görmem gerek dediğim şehirlerin başında geliyordu Leuven.  Üniversite bittikten sonra ne yapacağım hakkında hala kafamda kesin fikirler olmasa da, Avrupa’da iyi bir üniversite’de yüksek lisans yapmak önemli bir seçenek gibi görünüyor gözüme. İşte Leuven’le yolumun kesiştiği nokta da burası olmuştu bir kaç ay önce. Avrupa’nın en iyi üniversitelerinden biri olan, şehirle iç içe geçmiş bir kampüsün içerisinde mükemmel olanaklara sahip “Katholieke Universiteit Leuven”, kafamda oluşturduğum gelecek planları içerisinde ufak da olsa yer işgal etmeye başlamıştı. Leuven’in bu kadar ilgi çekici olmasını sağlayan bir diğer nokta da, Avrupa’nın silikon vadisi olarak bilinen, IMEC’in  bu şehirde bulunmasıydı. Elektronik mühendisliği okumaya başladığından beri mikroelektronik diye sayıklayıp duran biri için böyle bir yer inanılmaz görünüyordu. İşte bütün bunları düşünerek gittim Leuven’e.


leuven_1


Brüksel’e 25 dakikalık bir tren yoculuğu kadar uzak Leuven. Tren garından çıkar çıkmaz şehrin düzeni göze çarpıyor hemen.  Bütün Belçika genelinde olduğu gibi mimari yine muhteşem bu küçük şehirde. Ortaçağdan beri üniversite şehri olmasının da etkisiyle, şehrin içinde üniversite değil de, üniversitenin içerisindeki şehir gibi duruyor Leuven. Beklentilerin aksine derli toplu bir kampusü yok üniversitenin. Daha da ilginci tüm binalar şehrin her yanına dağılmış durumda. Geçmişten beri sürekli duyduğum, “iyi üniversiteler tek bir kampüsten oluşmalıdır” ve” iyi üniversiteler şehrin dışında kurulmalıdır” sözlerini harika(!) bir şekilde örnekliyor  Leuven.


Restaurantta yemek sipariş ederken ya da mağazadan bir şeyler alırken hiç zorlanmıyoruz Leuven’de. Belçika’da gezdiğimiz diğer şehirlerin aksine Leuven’de herkes İngilizce biliyor gibi. Tabelalar, gazeteler, televizyon yayınları flamenkçe olsa da insanlar İngilizceyi yadırgamıyor Leuven’de. Mons’da sıklıkla yaşadığımız iletişim problemlerinin ortadan kalkması kesinlikle harika bir duygu.


leuven_2


Leuven’le ilgili bir diğer ilginç ayrıntı şehirdeki bisiklet sayısı. Oldukça yağmurlu bir gün(evet, Belçika’da  yazın yağmur  yağması çok sıradan) olmasına rağmen, yaşlısı, genci ,çocuğu demeden herkes bisiklete biniyor bu şehirde. Belçika’da yeni yerler gezerken en büyük yardımcımız olan “use-it” (bu  da ayrı bir yazı konusu) rehberlerinden öğrendiğimiz kadarıyla, günlük 4-5 €’ya bisiklet kiralamak mümkün Leuven’de. Yağmurlu bir gün olması sebebiyle biz kiralamamış olsak da tavsiye edebilirim,bu güzel şehri bisikletle gezmeyi.


Şehrin görülmesi gereken yerlerine gelince, dış görünümüyle kesinlikle ilgi çeken belediye binası (Town Hall) ilk akla geliyor. Bina tam 238 farklı heykelle süslenmiş. Binanın tam karşısında bulunan dürbünü kullanarak heykelleri en ince ayrıntısıyla incelemek mümkün. Şehrin bir diğer önemli yeri Avrupa’nın en uzun barlar sokağından biri olan Oude Markt. Bu cadde üzerinde çeşit çeşit Belçika birasını tatmak mümkün. Oldukça küçük bir şehir olmasına rağmen, inanılmaz büyük bir kütüphane sahip Leuven. Cumartesi olması dolayısıyla içine girememiş olmamız en büyük can sıkıntısıydı bu hafta sonu adına. Kütüphane ile ilgili ilginç bir ayrıntı ise, hem 1. hem de 2. Dünya savaşında yıkılmış bu kütüphane. Alman savaş tazminatları ve ABD yardımıyla yeniden yapılan bu bina, dünya savaşlarının bir simgesi olarak görülüyomuş bugün. Kütüphaneye kadar gitmişken, varlığına anlam veremediğimiz iğnenin ucuna geçmiş sinek heykelini  de görmemek olmaz tabii.


Bir öğrencinin hayal edebileceği herşeyi vaat ediyor bu şehir. Kimbilir, belki tekrar yolumuz kesişir bu yaşanılası şehirle :)



www.mumtazdemirci.com/bir-ogrencinin-yasayabilecegi-en-guzel-sehir-leuven/

15 yorum

  • rome_o dedi ki:

    ilk defa duydum bu şehri ..iştahla anlatmışsın bu şehride listeye alayım 🙂

  • maliho dedi ki:

    Merhaba, çok güzel bir yazı olmuş, aramıza yeni geldiğinizi zannediyorum, hoşgeldin. Kütüphane deyince aklıma geldi, eğer yanılmıyorsam British Museum 6.000.000 cilt kitap barındırıyor bünyesinde, bayağı çok di mi 🙂

  • bloodrayne dedi ki:

    Teşekkürler güzel yorumlarınız için. Belçika’nın hemen hemen tüm şehirlerini gezmiş biri olarak söylüyorum ki, Belçika kesinlikle değeri bilinmeyen bir ülke. Birçok şehirde en ufak bir bozulma yok ve hemen hemen her yerde o tarihi dokuyu hissetmek mümkün. Gotik mimari sevenlerin kesinlikle uğraması gerek bu ülkeye. Birçok kişi sadece Brugge’ü ve Brüksel’i bilir ama Gent ve Leuven’de en az bu iki şehir kadar güzel.. Leuven’in kütüphanesine gelince tek kelimeyle mükemmel..

  • Zeynep dedi ki:

    yine keyifli ve güzel bir yazı olmuş eline sağlık

  • bloodrayne dedi ki:

    Teşekkürler güzel yorumlarınız için 🙂

  • mugeyidogan dedi ki:

    Sayende yeni bir yer daha öğrendim, teşekkür ederim…

  • jimini dedi ki:

    bilseydim bu şehrin böyle olduğunu Almanya yerine burda okurdum

  • MIYU dedi ki:

    evet sanırım gerçekten Belçika ve şehirleri hakettikleri değerleri alamıyorlar. Bu şehri ilk kez duydum bu arada ama gerçekten de çok güzel anlatmışsın, kesinlikle ilgi uyandırıyor.

  • cise dedi ki:

    eline sağlık…

  • NEŞE dedi ki:

    Yazınıza tesadüfen rastladım,çok da iyi oldu ,ne güzel şeyler yazmışsınız..Bruxelles de 3 yıl yaşadım ,tüm Belçika yı çok iyi tanıyorum, ne kadar haklısınız,bu ülke gerçekten gizli bir hazine.Gotik mimarive flaman rönesansının bir şaheseri..

  • gulliblecow dedi ki:

    anlatış tarzından anladım ki türkiye de buna benzer bir il var.o da namı diğar es-es eskişehir.yurt dışında okuma fırsatı bulamayıp bu şehir gibi bir yer arayanlara es-es i tavsiye ediyorum.güzel yazın için teşekkürler.

  • abt_smyrna dedi ki:

    Bence güzel bir yazı olmuş ama şu sinek heykeline takıldım ben…

  • mugeyidogan dedi ki:

    bloodrayne, özledik yazılarını nerelerdesin?

  • jeremiv dedi ki:

    2000 yılında Katolik Leuven Universitesinde 1.5 aylık bir yaz okuluna katılmıştım, ve benimde ilk söylediğim şey bu olmustu insan burda bir ömür boyu öğrenci olabilir! herşey sanki öğrenci hayatına göre tasarlanmış minyatur masal şehriydi Leuven! Kilise meydanindanina serilen çiçekten halıyı görünce aklımızı yitirmiştik!Bölgenin halkı fransızca konuşulan kısma göre büyük farklılık gösterir! Herkes çok cana yakındır,ingilizce bilir ve misafirperverdir! Kaldığımız yer şehir dışında olduğu için hergün otostop çekerek Leuvene inerdik ve bize bu fikri hocalarımız vermişti! Yabancı seven ve en önemlisi öğrenci seven çok şirin bir şehirdir ve yazını okuyunca detaylar beni 2000 yılına götürdü teşekkürler!

  • destiny_gop dedi ki:

    çok güzel bir yazı olmuş… yazınızı okudum ve hemen Katolik Leuven Universitesi hakkında ufak çağlı bir araştırma yaptım…gerçekten mükemmel bir okul ve mükemmel bir öğrenci şehri gibi görünüyor=)
    ayrıca şehrin gotik mimari yapıları da muhteşem..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*