Bir Mısır Seyahatinin Ardından


Mart ayında uzun zamandan beri ilk kez tatil yapabilecek bir boşluk yarattım …Tatil deniz – güneş – kum üçlüsünü de içersin dediğimiz için aradık taradık ve Mısır’a gitmeye karar verdik! İki kafadar biraz kafa dağıtalım biraz tarih yaşayalım diyerek rotayı Mısır’a çevirdik…


İki bayan olarak yalnız başımıza gitmeye cesaret edemediğimiz için bir haftalık bir tura katılmaya karar verdik…Pek de iyi etmişiz J Cok güzel eğlendik amma öğrendik ki Mısır’da hayattan zevk almak için “İnşallah – Maşallah” konseptinde yaşamak gerekiyormuş!


Turumuz Sabiha Gökçen’den kalan uçağımızın Sharm El Sheikh’e inmesi ile başladı…Başlar başlamaz da enteresanlıklar başladı…Pasaport kontrolünde önce vizelerimizi beğenmediler sonra da 25 – 45 yaşındaki tüm insanları 2 saat kadar bekleterek uluslar arası güvenlik kontrolünden geçirdiler. Mısır sehayati kazanımı 1 : Uluslar arası arenada aranmıyormuşuz!


 



Uçaktan bir görünüm…


 


Öğrendik ki Mısır ve Türkiye arasında bu şekilde bir ilişki varmış, her iki tarafa giden uçak yolcularını bu şekilde birkaç saat mutlaka beklettikten sonra pasaport kontrolünü tamamlıyorlarmış. Peki dedik bekledik ama enteresanlıklar kesintiye uğramaksızın devam etti…


Havaalanında elinde sigara olan polise, beklerken burada sigara içebiliyor muyuz diye sorduk J Hayır burada içmek yasak diye cevap aldık, ama tuvalete girip içebilirsiniz! Deneyelim dedik ama dumandan değil kokudan zehirlenebileceğimiz için vazgeçtik. Zaten Mısır pis bir yer demişlerdi J



 



Mısır herhalde böyle bir şey…


Tatilimizin ilk üç günü Sharm El Shekh’de bol yıldızlı bir tatil köyünde planlanmıştı. Yani bol bol denize girecektik J Henüz İstanbul’da bol yağmur ve soğuk yaşadığımızı düşünürsek Mart ayında sabah 7:00’de denize girmek nasıl bir duygudur siz düşünün…


 




Sabahın 6’sında otelden bir manzara…


 


Mısır’da enteresan bir şekilde saat 7:00’den itibaren hava sıcaklığı 30’lara yaklaşıyor… Diğer yandan saat 17:00 dedin mi güneş çekilmeye başlıyor. Deniz sıcaklığı Ağustos ayında Antalya suyu gibi ama gel gör ki Kızıldeniz’de deniz anası var!!!


Otelimiz, Ras Muhammed isimli su altı milli parkının içerisinde bir yarımada üzerine kurulmuş içerisinde 5 farklı seviyede oteli barındıran büyük bir kompleks.. Çok büyük bir alan içerisinde ağaçlar ve çiçekler içerisinde 2,5 km kumsalı olan bir koya kurulmuş.  Kumsalda Kızıldeniz’in meşhur mercanlarını, balıklarını barındıran bir denize sahip ama bu, yüzerken denizanası ile karşılaştığınız gerçeğini değiştirmiyor… Ben ekolojik yaşamın dengesini korumak için denizanasının da bir ihtiyaç olduğunu savundum ama tabii ki bu fikir teoriden öteye gidemedi!


 



Otelin sahilinden bir görüntü…


Ras Muhammed su altı milli parkı çeşitli mercan yapılarını ve balık çeşitlerini bünyesinde barındıran büyük bir alan…Ben Ölüdeniz’den hallice bir yer ile karşılaşacağımı hayal ediyordum ama uçsuz bucaksız bir deniz, ortasında çorak adacıklar ve açık denizin ortasında bir anda su altı güzelliklerinin başladığı yerlerle karşılaştık…


Ras Muhammed içerisindeki bölgeleri gezmek üzere günlük tekne turları düzenleniyor. Bu turlarda yüzerek ilgili yerleri gezebileceğiniz gibi bröveniz var ise dalış da yapabiliyorsunuz… Hemen söyleyeyim eğer brövenizi yanınızda getirmezseniz kesinlikle dalmanıza izin vermiyorlar ancak tüm gün dalış turuna katılırsanız sizi kısa bir eğitimden geçirdikten sonra 4-5 metreye dalmanızı da sağlayabiliyorlar. Bu tip turları şehir merkezlerinde turlarda satın alabiliyorsunuz. Ama Mısır’da altın kural…Pazarlık pazarlık pazarlık!!!


 


 



Ras Muhammed içerisinde mercanların saklı olduğu çorak alanlardan biri…


Kızıldeniz’de her gün yeni balık türleri ile karşılaşılıyormuş, burada yaşayan balık, mercan, resif vb. türler koruma altında ve bunlara basılması, koparılması ve hatta ülke dışına çıkartılması kesinlikle yasak! Bavul kontrolünde mercan tespit edilirse hemen el koyuyorlarmış. Hatta bu denizde köpekbalığı da var olduğundan bahsettiler ancak biz karşılaşmadık…





 Ras Muhammed’deki en yaşlı ve en büyük doğal güzellik…4.000.000 yaşında olduğu iddia edildi. Şekli nedeniyle “Beyin” olarak isimlendirilmiş!


 


Sharm El Sheikh bölge olarak önce İsrail kontrolündeymiş, sonra Mısır’a devredilmiş. Bu nedenle bu bölgede Mısır kültüründen daha farklı bir hava hakim…Turistik bir sahil kasabası olmasının da bunda etkisi var sanırım. Sonuç olarak sabahlara kadar süren bir gece hayatı mevcut. Şehir merkezi – Naama Bay çeşitli restaurantları, bar ve casinoları içeren bir yer ve sabahın ilk ışıklarına kadar eğlence hakim. …Bizim Bodrum, Marmarisimiz’den pek bir farkı yok…

Naama Bay’de deniz kenarında kocaman bir bahçe içerisinde rahat bambu koltuklarda saatlerce oturup içkinizi içebileceğiniz bir yer keşfettik ama ne yazık ki adını hatırlayamıyorum…Ama burada bile pazarlık yapmak gerekiyor…80 Mısır lirası gelen hesabı geri gönderip 33 liraya düşürterek değişik bir şok yaşadık!


Mısır’da her şey pazarlıkla yürüyor. Bindiğiniz taksiden, aldığınız en ufak hediyelik eşyaya, yemeğe ve papirüse kadar her şey pazarlık edilerek alınıyor. Eğer benim gibi pazarlık sevmeyen bir insansanız gerçekten kazıklanıyorsunuz. Sonra onlar kazıkladıklarına üzüldükleri için size bir şeyler hediye ediyorlar J Sigara alırken bile boncuk hediye edilen tek turist benimdir herhalde…


Mısır halkının para ve turist konusundaki zihniyetini şu şekilde özetleyeyim…İlk akşamımız, yoldan geldik, açız…Muhteşem kokulu bir mangal var! Henüz etleri yemediğimiz (!) için çok mutluyuz! Etimizin yanında bira içmek istedik, bardan bira almak için gittim, para ödemen lazım dediler. Peki dedim de allahtan ne kadar diye sordum. Cevap 10 USD!!!  Alt tarafı bira dedim bana pahalı geldi, kalsın dedim! Zaten etler de rezalet çıktı (Sonradan öğrendik Araplar’da etin sinirli tarafı daha çok beğenilirmiş!?!) Kısaca aç kaldık, tatlı ile karnımızı doyurduk. Bu arada başka bir garsona bira ne kadar diye sorduk! Öğrendik ki 5 USD, çıkışta resepsiyona öderken indirim de yapıyolar 3 USD’ye geliyor dediler J Bu olaydan sonra ben Mısır’da ne alışveriş yapabilir, ne içecek su satınalabilir hale geldim açıkçası!!!


İşin komiği şu ki ne alırsanız alın, büyük pazarlık yapıyorsunuz sonunda yapılan indirim mısır lirası cinsinden ciddi rakam ama 1-2 USD’nin üzerine çıkmıyor J Böyle garip bir memleket! Hele bir de pazarlık yapmayı seviyorsanız bütün gün eğlenebilirsiniz.  Avrupa’da seyahat etmeye alışmışsanız kur dönüşümleri ile ilgili hesaplar kafanızı karıştırabiliyor, zira 1 TL = 2,5 EP (Egyptian Pound – Mısır Lirası diye çeviriyorlar.)


Sharm El Sheikh Sina yarımadasının kıyısında olduğu ve orası Mısır olduğu için her yer çöl! Sina çölünü de görmeden gitmedik. Çölde bedevi köylerine gittik, deve ile çölde dolaştık uçsuz bucaksız sonsuzluğu gördük…Mısır’da yapılacaklar listesine ekleyin mutlaka! Ama hemen söyleyeyim, sürüden ayrılanı kurt kapar! Az daha bedeviler tarafından kaçırılıyorduk! Ne yaparsanız yapın çöle tek başınıza gitmeyin kalabalık halinde hareket edin…


 



 




Sina Çölü’nün derinliklerinde…


 


Sharm El Sheikh’de kaldığımız süre içerisinde gittiğimiz güzel yerlerden biri “Blue Hole” denilen bölge, burada yer adlında doğal bir resif ile oluşmuş su altı mağarasından oluşuyor… İşte dalış yapmak isteyenler buraya mutlaka gitmeli…


 



Suyun altını çekemedik ama şeklini kayıt altına aldık tabii ki J


Sharm bölgesinden son görüntümüz Dahab kasabasına ait…Burası Kuşadasını andıran bol bol mağazaların olduğu, bir sahil kasabası…Deniz kenarında oturup çayınızı (Bu Mısırlılar çayın içine taze nane atıyorlar ve çok lezzetli oluyor.) meyve suyunuzu ya da içkinizi içebileceğiniz bir çok restaurant’ı var.


 


 




Dahab’da bir akşamüstü…


Sharm’da geçirdiğimiz güzel günlerden sonra otobüsle Kahire’ye doğru yola çıktık…Sanırım biraz Mısır tarihinden bahsetme zamanı geldi…Zaten gezimizin tarih ile ilgili kısımlarına başladık. Osmanlı valisi Kavalalı, Mısır’ı Mısır yapan kişi aslında. Osmanlı’ya karşı gerçekleştirdiği ayaklanma sonucunda 1.000.000 m2’lik bir toprağı kazanmış ve Mısır bu topraklar üzerinde kurulu…Mısır topraklarında seyahat ederken ucsuz bucaksız çorak arazilerden sürekli geçiyorsunuz. Ayrıca teröre karşı önlem olarak belirli aralıklarla kontrol noktalarından geçiyorsunuz. Bizim otobüs yolculuğumuzun en ilginç kısmı yine Osmanlı tarafından yapılmış olan Süveyş Kanalı oldu. Sina Yarımadasından Afrika’ya geçişi Süveyş Kanalı’nın altına açılmış olan tüneli kullanarak yapıyoruz. Ama çok gözünüzde büyütmeyin, Üsküdar’ı Beylerbeyi’ne bağlayan tünelden pek bir farkı yok…Sadece trafik polis kontrolünde karşılıklı sıra ile tek şeride izin verilerek yapılıyor…Bu bölgede fotograf çekilmesi yasak ama görevli askerler yol boyu bize el sallıyor…Dediğim gibi Mısır enteresan bir memleket!


Ve günün sonunda Kahire’deyiz…


Kahire, dünyanın sayılı şehirlerinden biri… Gerçekten korkunç ama bir o kadar da büyüleyici.Gündüz sokaklarda pislik, sefalet, yoksulluk, kir göze çarparken gece inince bir anda Nil büyüleyici bir boğaz manzarasına dönüşüyor. O binalara yapışmış olan pislik yerini bir anda Ortadoğu’nun gizemine bırakıyor…Nil ise başlı başına bir rüya…





 



Nil’de tipik bir Kahire manzarası…


 


Kahire’de mutlaka gezilmesi gereken kritik yerler şunlar… Birincisi tabii ki Giza piramitleri, Kahire Müzesi, Selahattin Eyyubi Camii ve Citadel denilen Kale bölgesi vee alışveriş için El Khalili Çarşısı…


 



 



 


 







 Selahaddin Eyyubi Camii’nden görüntüler


Kahire’ye bakan bir tepede kocaman bir kalenin içerisinde yan yana iki camii burada konumlanmış. Her ikisi de şu an faal ve muhteşem bir Kahire manzarasına sahip ama ne yazık ki elimdeki ekipman yeterli olmadığı için orayı fotoğraflayamadım…


 


Gelelim Mısır’ın anlam ve önemine…Giza Piramitleri, Sfenks ve Kahire Müzesi…Ilkokulda dünyanın yedi harikasını öğrendiğimizden beri piramitleri kendi gözlerimle görmek isterdim ve sonunda yaptım! Aslında çer çöp içerisinde taş yığınları şeklinde basite indirgenebilir ama o muazzam yapıyı kendi gözlerinizle görmeli, o büyüyü hissetmelisiniz…Tarihçesini anlatmayacağım, sonuçta bu konuda binlerce kitap yazıldı ve google’da her türlü bilgiye anında ulaşabiliyorsunuz ama Mısır tanrıları ile ilgili mitler beni fazlasıyla etkiledi…Bunların izlerini Kahire müzesinde gözlerinizle görmek daha da büyüledi.  Sadece bu yüzden Mısır hayatta bir kez görülmesi gereken yerler arasında bence…

İşte muhteşem sfenks ve Keops piramidi…Aslında Sfenks’in piramitlerden çok çok yıllar önce yapıldığını biliyor muydunuz ? (10.000 yıl dediler ama alıntı olduğu için imtina ile kullanıyorum!)


 



 


Bu yapıları inşa eden medeniyetin gün gelip bugünkü haline gelmesi de aslında çok yazık bir durum…Hele hele Müslümanlığın aslında hristiyanlığın yozlaşması ve yoldan çıkması nedeniyle başladığını düşününce!


Kahire ile ilgili son bomba… Kahire’de Hard Rock Cafe vardı, biz de gitmezsek ayıp olur dedik. 4 taksi aynı noktadan aynı noktaya 4 farklı taksi ile ne kadara gider ? Cevap veriyorum : 10 mısır lirası, 22 mısır lirası, 25 mısır lirası ve sıkı durun 35 mısır lirası..Ve hepsi de taksimetre açmıştı J Ha bir de hard rock cafe’de led tv vardı ve altın varaklı çerçeve içerisinde duvara asılmıştı. Belge olsun diye fotoğrafını çekmiştim ama  o kadar muhteşemdi ki makine bile onu fotoğraflayamadı!


Ve gezimizin son durağı İskenderiye…Burası da bildiğiniz İzmir Kordon…İskenderiye’de yine dünyanın yedi harikasından biri olan İskenderiye Feneri’ni barındırmış ama gel gör ki bu yapı yıkılmış, yerinde bambaşka bir bina yükselmiş durumda şu an…





Ortada görünen koca bina eskiden İskenderiye Feneri’nin olduğu yer…



 



Akdenizin dalgaları İskenderiye’ye böyle vuruyor.


 


Son olarak Mısır’a giderken…


 


1.       Aç kalmayı göze alın, mümkünse bol bol sandviç yaparak güne başlayın.


2.       Dışarıda yemek yerken bol bol dikkat edin, bizim Arap rehberimiz bile midesini bozdu.


3.       Ne alırsanız alın pazarlık edin, buna da pazarlık edilir mi demeyin.


4.       Rahat olun,  olaylara mantıklı bir anlam yüklemeye kalkmayın. Mantıksızlık da bir mantıktır ne de olsa ? İşte o zaman çok keyifli vakit geçiriyorsunuz.


5.       Etrafta olan olayları komik taraflarıyla ele alın…Sokak satıcıları üzerinize saldırdığında eğlenmeye bakın! Ama hırsızlık ve kazıklanmamaya da dikkat edin.


6.       Nil’de tekne gezisi yapmadan dönmeyin. Ama mutlaka gece!


7.       İskenderiye’de sütlaç yiyin. Bölgenin en güzel sütlacı İskenderiye fenerinin olduğu yerde kocaman bir dükkanda hayatımın en güzel dondurmalı sütlacını yedim. Bir de Arapça isimleri aklımda tutabilsem…Midem bozulursa diye düşünmeyin, nasılsa bozulacak.


8.       Arap müziğini seviyorum diyorsanız gittikten sonra bir daha düşünün. Mozart 40. Senfoni’yi Arapça sözlerle dinledikten sonra hayata bakış açım değişti.


9.       Tüm bunları okuduktan sonra ne işim var Mısır’da demeyin. Mutlaka ama mutlaka gidin!


 


 

12 yorum

  • Zeynep dedi ki:

    ben burda yaz gelsin diye beklersen siz sabah saat 7 de denize girmeyi planladığınızdan bahsediyorsunuz gerçekten çok kıskanmadım :(( geziniz biraz enteresan başlasa bile çok keyifli geçtiğine eminim bu güzel paylaşım ve dip notlar için teşekkürler

  • hakangeziyor dedi ki:

    Elinize, kaleminize sağlık. Görmek istediğim ama bugüne kadar bir türlü beceremediğim bir yer Mısır. Bir de turdan pek bahsetmemişsiniz. Memnun kaldınızmı acaba? Teşekkürler…

  • yarenb dedi ki:

    Zeynep moralini bozmak istemem ama planlamanın ötesine geçip bir e girdim denize 🙂 Ama bu aylarda deniz vve yüzme krizine boyle bir tatil çok iyi geliyormuş….

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili Yarenb,gerçekten kıskandıracak bir gezi olmuş.Anladığım kadarı ile oteliniz şahaneymiş ama herşeyde pazarlık vaziyetleri de bir o kadar kötü,uzakdoğu gezimde pazarlıkta kaybettiğim zamana ne kadar yanmıştım,pazarlık etmezsen kazıklanmak garanti,edersen kaybettiğin zamana yazık.Bu iş tabii insanda güvensizlik yaratıyor..Taksi fiyatları ile de beni şaşırttın ..Son bölümdeki tavsiyeler çok faydalı ,teşekkürler..

  • Zeynep dedi ki:

    orda denize girmenin keyfini çıkaranlardan biri de ben olmalıydım ama yarenb senin adına da gerçekten sevindim :)))

  • mertakinci dedi ki:

    tek kelime ile antik çağ’daki en büyük medeniyetlerden biri tek kelime ile bu güzel paylaşım için teşekkürler

  • gklimt dedi ki:

    geziniz güzel geçmiş anlaşılan, pazarlığın ruh halinize etkisine bayıldım, çok eğlenceli 🙂

  • mcatullus dedi ki:

    Akıcı bir anlatım, bilgilendirici bir yazı ve gözalıcı resimler. Elinize sağlık.

  • mugeyidogan dedi ki:

    Kazıklanmak konusunda yalnız değilsin Baran’ cım, ben de pazarlığı hiç sevmem. Ne kadar? Şu kadar? Buyrun..Kısa öz…:)) Hem tatile gidicem, hem aç kalıcam :/ o da olmadı. Galiba Mısır pek bana göre değil. Ama biz burada yağmurlar altında ıslanırken senin orada denize falan girmen de hoş değil tabii, ayrı konu :)) eline sağlık

  • yarenb dedi ki:

    Yok Mügecim, oyle deme…
    Sfenks’in tam karşısında piramitlrle birlikte görüntüsünü görmeye hepsi değer..

  • MIYU dedi ki:

    Baran ellerine sağlık, bu nasıl güzel bir aktarım :)) hem çok kıskandım, oraları hala daha göremediğim için :)) hem de çok eğlendim, çok keyifli bir şekilde anlatmışsın!! Evet artık Mısır’ı da görme vakti geldi de, ooofff ooff görülecek o kadar çok yer birikti ki :((

  • mugeyidogan dedi ki:

    Peki Barancım seni mi kırıcam :))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*