Bir Kerala Hikayesi

BİR KERALA HİKAYESİ

Hindistan cevizleriyle, sivrisinekleriyle, vahşi maymunlarıyla, ilginç insanlarıyla birlikte, bir on gün daha geçti Hindistan’da… Hint kültürü ve yaşayışına biraz daha yakınlaştığım bu geziden edindiğim izlenimler, yine genel görüşleri sarsacak şekilde sanırım…

Hindistan cevizleri


Bu seferki rotamız güneyde, yerli yabancı birçok turistin ilgisini çeken Kerala bölgesiydi. Doğası ve eski yerleşimlerden kalma tarihi eserleriyle görenleri hayran bırakan güzellikte olan bu yerler, halkı açısından sanırım Hindistan’daki en tutucu yerlerden biriydi. Her yıl binlerce turisti misafir etmesine rağmen gelişmişlik düzeyleri çok düşük kalan, turistlere ve özellikle de sarı ırktan insanlara rahat vermeyen, trafiğin tarif edilemez bir keşmekeşlikte olduğu, nemli havanın insanı otelden dışarı çıkmak istemez hale getirdiği bir yer burası… Şimdi bu anlatımdan sonra gitmek isteyen varsa da vazgeçecek korkarım 🙂

Kerala, başkenti Thiruvananthapuram (Trivandrum) ve nüfusu 32.000.000 olan bir eyalet. Resmi dili Malayalam, Sanskrit alfabesini kullanan, Portekizce, İngilizce, Arapça ve Suriye Arapçası’nın karışımından oluşmuş bir dil. Sosyalist idareyle yönetilen, okuma yazma oranının %90’ın üzerinde olduğu ve yaşam standartlarının diğer eyaletlere göre çok yüksek sayıldığı Kerala, ne yazık ki ülkede cinayet, şiddete dayalı suçlar ve işsizlik oranlarında ilk sırada yer alıyor.

Tüm bu olumsuzluklarına rağmen, giyim kuşamınızı, tarzınızı, samimiyetinizin sınırlarını ortama uygun şekilde ayarladığınızda çok da güzel bir tatil geçireceğinizden emin olabilirsiniz. Yeşilin gözlerinizi dinlendirdiği, muson zamanı yağmurdan sırılsıklam olmuş halde bile hala saatlerce yürüyüş yapabildiğiniz çok hoş bir yer diye de bakabilirsiniz Kerala’ya…

Yeşillikler arasında Kerala evleri

Şemsiyeye gerek yok da biz sanatsal çalıştık 🙂

Kerala bölgesindeki en büyük ikinci şehir olan Kochi’ye geçiyoruz önce. Hint Denizi kıyısında, 14.yy’da baharat ticaretinin merkezi olan bölgede Bolgatty Adası olarak bilinen yerde konaklıyoruz iki gün. Merkezde trafik insanı deli edecek bir halde, yollar toz duman ve bir insan seli arasında yürümek zorunda kalıyoruz. Ben sevmedim burayı! 

Adalarla merkez arasında çalışan külüstür deniz taşıtları

Kochi’de gezilecek tarihi yerler var ancak ben bu kalabalığa dayanamıyor ve sadece ünlü “Chinese Fishing Net” leri görmekle yetiniyorum. Bunlar, zamanında balık avlamak için kurulmuş en az 10 mt yüksekliğindeki direkler ve onlara bağlı ağlar. Belli aralıklarla direğin üzerine bir adam çıkarak ağın suya dalmasını sağlıyor ve genellikle birkaç küçük balık ve kabuklu deniz hayvanları ile yavaş yavaş yukarı çekiliyor. Yoldan geçenlere hemen satılıyor…

Chinese fishing nets

Deniz kenarından yürüyüş yolunu takip ederek biraz daha yürüyoruz ve yol bittikten sonra arka sokaklara dalıyoruz. Küçük triportörlerden birini kiralayıp müze şeklinde kullanılan bir sinagoga gidiyoruz. Dar sokaklar ve eski evler arasında biraz daha dolaştıktan sonra adamıza geri dönüp yeşilin keyfini çıkarıyoruz.

Kochi’nden sonraki durağımızı Alappuzha olarak belirliyor ve bir sonraki gün yola çıkıyoruz. Okuduğumuz turist rehberinde “backwaters” olarak belirtilen arka su yollarındaki “houseboat” lardan birinde birkaç gece kalmayı planlıyoruz. Ancak bizi Alappuzha’ya götüren araçta kitabı okumaya devam ederken Athripally Şelaleri’nin göz alıcı yeşilliğine ve dinlenme isteğimize karşı koyamayıp rotayı değiştiriyoruz.

Beş yıldızlı otellerden ağaç evlere kadar değişik seçeneklerinizin olduğu bu bölgede biz yine bungalov tarzı bir yer seçtik kendimize. Yanyana ikiz evler, nehre bakan bir yamaçta sıralanmıştı burda. Yeşilin pırıl pırıl parladığı, önünüzden deli bir nehrin aktığı, yağmurun aralıksız yağdığı ve üşümeden verandada kahvaltı edebildiğiniz bir yer düşünün. Nasıl, hoşunuza gitti mi?

Riverok Villas

Ve aralıksız yağan yağmur

Yeşil bir renk cümbüşü

Biri büyük, ikisi daha küçük olmak üzere üç şelale, ormanın içinden akan bir nehir, muz ağaçları ve palmiyelerden oluşan minik bir köy de diyebiliriz buraya.

Athripally’e giden yolda yerel bir yolcu otobüsü

Şelalenin karşıdan görünüşü

Şelaleden kuşbakışı orman ve nehir manzarası

Evler arasındaki patikalar keşfe çıkmak ve doğal hayatı tanımak isteyenler için ideal. Kerala evleri, fakirlerin ahşaptan yaptığı, biraz daha gelir düzeyi yüksek olanların tuğladan sıvasız, boyasız olarak inşa ettikleri değişik bir tarzda. Ağaçlardan ve tarlalardan arta kalan boş alanlarda, yağmurun dindiği zamanlarda maç yapan, geleceğin ünlü futbolcuları ile karşılaşırsanız şaşırmayın!

Geleceğin ünlü futbolcuları

Kaldığınız otelden şelalere doğru yürürken dikkat etmeniz gereken iki şey var : biri “wild wild monkeys”, diğeri de otobüslerle geziye gelmiş Hintli genç turist grupları. Maymunların görünüşleri bile çok vahşi, bakışları sert ve çıkardıkları sesler insanı korkutuyor. Maymunların sizden uzak durmasını istiyorsanız elinizde kesinlikle yiyecek madde olmaması gerekiyor. Herhangi bir yiyecek için size zarar vermeleri kaçınılmaz. Maymunlar, kutsal sayılan 500 tanrıdan biri olduğu için kimse maymunları öldürmüyor; bu da demektir ki başınız bir maymunla belaya girerse, yalnızsınız.

Kutsal maymunlar

Geziye gelen gençlerin sorunu ise orayı içki içip eğlenilecek bir yer olarak görmeleri. Genellikle okul gruplarının geldiği bir mesire yeri gibi burası. Bazen de nehirde yıkanmaya veya serinlemeye gelenlerin mekanı…

Eğlenmeye gelen bir aile

Ve bir de aşıkların :))

Kerala’da aşk başkadır 🙂

Tüm bunlar şelalerin ve nehrin güzelliğini gölgelemeye yetmiyor, inanın! Nehrin kenarında uzanıp gökyüzünü seyrettiğinizde ve sadece etrafınızdaki sesleri dinlediğinizde diğer her şey uzaklaşıyor sizden. Yürüyüş için mükemmel bir parkur olan dağ yolu ara sıra geçen arabalar dışında bomboş.

Şelalelere giden yol

Yemekler nasıl diye takılmıştır yine aklınıza 🙂 Kahvaltının en güzeli poori baggi’yi denemeden geçmeyin derim. Nasıl bir şey diye sorarsanız anlatmam çok zor, içindekileri bile tam olarak bilemiyorum ama dört gün boyunca bize başka şeyler getirmek istemelerine rağmen ısrarla poori baggi isteyecek kadar sevdiğim bir yemek. Poori, Hindistan’da yapılan farklı ekmek tiplerinden biri; baggi ise yanında getirdikleri patatesli bir karışım. İçtiğim ilk hindistancevizi suyunun da burada olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim…

“Banana Republic” olarak bilinen Kerala bölgesinde kurutulmuş muzlardan hem tatlı hem de tuzlu olacak şekilde farklı çerezler yapılıyor. Çıtır çıtır yediğiniz bu muzlar dışında balıkları ile ünlü bir bölge. “Chokle bhurat” denilen yemek aynı bizim nohut yemeği… Ben nohut sevmem ki demeyin, öyle bir ülkede nohut bulunca altın bulmuş gibi sevinebilirsiniz 🙂

“Lassi” dedikleri içecek bizim ayranın ta kendisi. Tabi tuzlu ve tatlı olarak iki tipi var. Restoranda getirilen her türlü yemeği yiyebileceğiniz bir yer Hindistan. Baharatların Pakistan’daki kadar acı olmaması bence her yemeği yenilebilir kılıyor. Sanmayın ki ben baharatlara ve acıya alışkınım; ben bile yedikten sonra herkes yiyebilir diye düşünüyorum 🙂

En çok sorulan sorulardan biridir Hintlilerin alınlarının ortasına yaptıkları renkli noktalar. Sordum ve öğrendim : Tamamen süs için, bizdeki anlamıyla makyaj gibi bir şey. Farkı, bu noktaları kadınlar kadar erkeklerin de yapıyor olması. Kadınların giysileri yerel “sari” kıyafetleri genellikle. Güneydeki erkeklerin giydiği ise “dhoti”. Giydiklerini gördüğünüzde şaşırmayın, hepsi öyle. Dhoti, uzun peştamal gibi bir kumaşın bellerine bağlanmasıyla oluşuyor. Bizim hamamdaki erkekler gibi sokakta dolaşıyorlar.

Sarili kadınlar nehirden su alırken

Dhotili erkekler

Birçok dilin karışımından oluşan Malayalam, nedense benim kulağıma yabancı gelmiyor. Konuşulanların bazılarını anladığımı söyleyip tercüme ettiğimde çok şaşırıyorlar. İlgiyle dinlediğim kendi aralarındaki konuşmaların en komik tarafı da kafa sallamaları 🙂 Bunu nasıl anlatabileceğimi hiç bilmiyorum ama hayır da deseler evet de deseler aynı şekilde kafalarını sallamaları çok ilginç geldi bana. Bir yerlerde konuşurken evetle hayır karışımı bir tarzda başını sallayan birilerini görürseniz bilin ki güneylidir 🙂

Kerala / Hindistan / 17 – 27 Ağustos 2007

10 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*