Bir Kentin Yıldızının Parladığı Üç Döneme Yolculuk

Bir Kentin Yıldızının Parladığı Üç Döneme Yolculuk

Bir antik kent düşünün ki bu kentin en
eski kalıntıları günümüzden 7 bin yıl öncesine dayansın, kent ve
çevresinin araştırılmasına başlanmasından bu yana neredeyse 150 yıl
geçsin, Anadolu’nun en ihtişamlı kütüphanesini barındırsın ve bu antik
kentin tarih sahnesinde 3 defa yıldızı parlayarak tarihteki önemi hiç
eksilmesin ve de son bir ipucu; bu kentin adı Hitit metinlerinde
“Balarısının kenti” olarak geçsin. Yüksek ihtamelle yanıtınız günümüzde
İzmir’in Selçuk ilçesi sınırları içinde yer alan Ephesos/Efes
olacaktır. 
Ephesos
antik kent kalıntılarının büyük ve aynı zamanda en ihtişamlı bölümü
Panayır Dağı’nın (Koressos) güney ve batısındaki yamaçlarında, Bülbül
Dağı (Pion) eteklerinde ve aradaki vadide bulunmakta. Ancak ben ilk
olarak İzmir’den Selçuk ilçe merkezine geldiğimden ilk durağım şehir
merkezindeki Efes müzesi oluyor. 
Müzeye girişteki ilk bölüm İmparator Kültü Salonu…

 

  

Priapos Kültü; kırların, bağların ve
bahçelerin koruyucusu, Dionysos ile Afrodite’nin oğluydu. Roma döneminde
arıcılar, balıkçılar ve denizciler başta olmak üzere
Ephesosluları kötü gözden ve nazardan korurdu…

Yamaç Evler 7 numaralı odadaki duvarda yer alan freskler nedeniyle Sokrates Odası adı verilen oda…
Kuretler caddesindeki Yamaç Evler’den çıkan buluntulardan biri, Yunus Üzerine Binmiş Eros Heykelciği…

MS. 2.yy başlarında tıp ve felsefe
eğitiminin verildiği Mouseion’da, tıp sanatının dört dalı olan
diagnostik, cerrahi, doktor aletleri yapımı ve tıp edebiyatı yarışmaları
düzenlenirdi…

Mouseion’da ders veren ünlü hekimlerden
biri olan Ephesos’lu Rufus’un o zamanki sözleri geçerliliğinden
hiçbirşey kaybetmemiş: “Hastaya sorular sorulmalıdır. Bu sorular
yardımıyla hastalıkla ilgili çok şey öğrenilebilir, daha iyi bir tedavi
mümkün olur. Hastalığın ne zaman başladığı da önemlidir. Ayrıca,
hastanın hayat görüşü ve rüyaları da sorulmalıdır. Böylece ruhsal
sağlığı da öğrenilebilir.”
Asklepios Kültü…

Yaralı Gladyatör…

Çeşme Üniteleri Salonu…

Dinlenen Savaşçı Heykeli…

Eros…

Avlu’da Ephesos yakınındaki Belevi’de bulunan Mausoleum parçaları, anıtların kabartmaları ve lahitler sergileniyor…

Tekrar içeri girip Ephosos Artemisi Salonu’na girdiğimizde Artemision kazısında bulunan adak eşyalarını görüyoruz…

Bunlardan en önemlisi Prytaneion’da bulunmuş olan Artemis Aphesia heykeli…

Müze dışında yer alan gladyatöri betimleyen kabartmalar da incelenmeye değer.

Selçuk Müzesi’nden çıkıp Ephesos’un
yıldızının parladığı iki 2. ve 3. devrin şahitleri olan eserleri görmek
için Asurluk tepesine yol alırken üzerinde TURKEY yazan bu reklam
tabelasıyla karşılaşıyorum. Günümüz insanı yaşadığımız toprakların
tarihini o kadar özümsemiştir ki Tanrılar bile bıyıklı olmuştur
artık!…


Ephesos tarihi; Kuruluş, aynı zamanda 1.
ve en parlak dönemi de olan Roma İmparatoru Augustus dönemi, Roma
Hakimiyetindeki Hıristiyanlık sonrası dönem ve Ephesos’un yıldızının
parladığı
son dönem olan Selçuklular dönemi şeklinde kaba hatlarıyla dörde ayrılabilir.  
Ephesos’u gezmeye bu açıdan bakınca
kronolojik olarak tersten başlıyorum. Ephesos ilk olarak 1090 yılında
Selçuk beylerinden Tengribirmiş tarafından ele geçirilmişse de bölge
nihayi olarak 1304’de Bizans egemenliğinden koptu. 1375 yılında yapılmış
olan İsa Bey Camisi de bu dönimin canlı bir şahidi olsa gerek… 

Ayasuluk tepesinin güneybatı yamacında
yer alan cami, Aydınoğlu İsa Bey tarafından Mimar Şamlı Dımışıklıoğlu
Ali’ye yaptırılmış…

Cami Selçuklu mimarisinin taç kapısının yanı sıra Osmanlı mimarisinin geleneksel süslemelerini birlikte barındırıyor…

Ayasuluk tepesi, St. Jean‘in
bir unvanı olan Hagios Theologos olarak da anılırdı. Ayasuluk tepesine
tırmanmaya devam ederken yukarıdan İsa Bey Camisi’nin görünümü.

St. Jean Bazilikası/Kilisesi, Ayasuluk tepesinin güney yamacında yer almakta…

St. Jean Theologos, Hz. İsa’nın
havarisi, İncil’in ve Apokalypse’nin yazarıdır. Başlarda sadece mezarı
bu alanda bulunuyorken İmparator Jüstinianus ve karısı Theodora
(527-565) tarafından haç planlı, kubbeli yeni bir bazilika
yaptırılmıştır…

St. Jean Bazilikası’nı kuşatan yaklaşık 1
kilometrelik sur yapılırken kullanılan Artemis Tapınağı’dan getirilen
taşlar dikkati çekiyor. Günümüze kadar sağlamlığını koruyan güneydeki
Takip Kapısı olarak adlandırılan ana kapıdan geçerek aşağıya inerken
aynı zamanda Ephesos ve çevresinin kuruluşuna da doğru gidiyorum.

Şimdiki adı Ayasuluk olan tepe, MÖ. 3
binlerde Arzawa-Mira krallığı Dönemi’nde Apasa (balarısı) adıyla
anılıyordu. Daha sonra Ephesos adına dönüşüyor. Lydia Kralı Kroisos
Ephesos’u
alıncaya kadar (MÖ. 560) kent burada yer alıyorken Kroisos’un
zorlamasıyla kent, dünyanın yedi harikasından biri olarak sayılan
Artemis Tapınağı çevresindeki yeni yerine taşınır. 

MÖ. 560-550 yıllarında tarihlenen Arkaik
Artemision, görkemiyle antik çağda bütün ilgiyi üzerine toplar.
Herostratos adlı biri şöhret olma isteğiyle İskender’in doğduğu yıl da
olan MÖ. 356’da tapınağı ateşe verir. Bence bu konuda da gayet başarılı
olmuştur! Bu alana
MÖ. 334-250 tarihlenen Yeni
Artemision yapılmışsa da günümüze “İngiliz Çukuru” adı verilen yerde bu
şaheserin temelleri ve ayağa kaldırılmış sadece bir sütun
kalabilmiştir. Tabi bir de British Museum’daki Artemis tapınağı
emanetlerimizi saymazsak!…

Ephesos’un en parlak dönemine yani
“Metropolis Asiae” olduğu döneme doğru yol, Selçuk’tan yaklaşık 3 km
uzaklıkta. Ben bu yolu yürümeyi tercih ediyorum. 

Ephesos; Yamaç evleriyle, Celcius Kütüphanesi’yle yeni bir yazıya konu olmayı hak eden güzellikte ve ihtişamlı bir antik kent. Ephesos kentinin yıldızının en parlak olduğu o ilk döneme olan yolculuğum devam edecek…

2 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Güzel yazılarınıza ve fotolarınıza hasret kalmışız….Ephesos u tüm ihtişamı ile bir kez daha hayranlıkla hatırladım ve bolluğun bereketin sembolü ,hayvanların hakimi çok göğüslü Artemis i ,Anadoluda bereketli kadın figürünün sembolü olarak bir kez daha selamladım…Çoook teşekkürler.

  • umityasar dedi ki:

    Aslında ben de yazmayı ve fotograflarımı düzenlemeyi özlemişim. İşleri yoluna koyup bu sefer arayı bu kadar uzun tutmayacağim. Yorumunuz için teşekkür ederim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*