Beyaz ve Kahverenginin Şehri

Bir yere ilk defa gittiğinizde neler çeker
dikkatinizi?

Gökyüzü?

Coğrafya?

İnsanlar?

Tarihi doku?

Eğer Hasankeyf’e ilk defa gidiyorsanız,
dikkatinizi en çok beyazlar ve kahverengiler çeker. Ya da ben bu iki renkten
gözümü alamadım.


Gözlerinizi çocukların süt beyaz ve düzgün yapılı
dişlerinden alıp, toprak rengi dağlarına, evlerine, köprüsüne, minaresine,
deresine ve toprak rengi toprağındaki harmoniye bakamıyorsunuz bile…

Hasankeyf, birçok haberin, tartışmanın, filmin ve
belgeselin konusu oldu, görünüşe göre olmaya da devam edecek. Yok, köy Raman
Dağı’nın eteklerine taşınacakmış; yok, tüm tarihi eserler ile dağın eteğinde
daha güzel bir turizm noktası yaratılacakmış… Bütün bunlar nasıl ve ne zaman
yapılacak bilmiyorum. Bildiğim, ilginç ve trajikomik olan, Raman Dağı’nın
eteklerindeki sarp arazide, bir damla suyun olmadığı bir yerde, tarihi köprü
ayaklarını ziyaret etmenin beni  pek de
ilgilendirmediği…


Bu yüzden çabuk olmak gerekiyor. Hasankeyf’i
olması gereken yerde ziyaret etmek için şunun şurasında 5-6 yıl vaktimiz kaldı.

Hasankeyf toprak rengi coğrafyada yaşayan beyaz
dişli çocukların memleketidir. Toprak rengi ırmağın üzerinde duran, toprak
rengi taşlardan yapılmış, toprak rengi köprünün ayaklarında suya dalan, büyük
şehrin unutturduğu duyguları, tüm samimiyeti ile size sunan çocuklar…


Her şey ne kadar tozlu ve topraklıysa, çocukların
dişleri aksine beyaz ve parlaktı. Tezatlar dikkat çekermiş. Ama her defasında
Hasankeyf’e gittiğimde aynı şeylerin dikkatimi çekiyor olması, aynı şeylere
tekrar tekrar şaşırıyor olmam, bence bir tesadüf değildir.

Karar verdim. Ayrılırken aklımdan tek şey
geçiyordu. Beyaz dişleri ve toprak rengi tenleriyle gülümseyen çocukların
belgeselini yapmak! Hasankeyf’e bir sonraki gelişim, beyaz ve kahverenginin
belgeselini çekmek için olacak…

Cosmology

8 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*