BENİM ADIM KEMERALTI



Ben asırlar var ki, İzmir’in can damarıyım. Eskiden, çok eskiden
Agora’yı denize ben bağlardım, şimdi de Anafartalar’ım boyunca beni ziyarete
gelenlerle dolup dolup taşarım. Tüm caddelerim, sokaklarım ve küçük
meydanlarımla gün boyu cıvıl cıvıl cıvıldarım. Çünkü Kemeraltı’dır benim adım…


Konak’tan Kemeraltı’na giriş

Dünya üzerinde bir eşim benzerim daha yoktur benim. Binlerce
yıldır aynı yerde soluk alır, aynı yerde soluk veririm. Bu yüzden sadece
Türkiye’nin değil, dünyanın da en büyük ve en eski çarşısı sayılırım. Tonozlu
ve kubbeli hanlarım, hamamlarım da olmuştur geçmişimde, modern mağaza ve pasajlarım
da vardır günümüzde. Hepsini bir tutar, ayrım gözetmeksizin bağrıma basarım.
Çünkü ben Kemeraltı’yım…

 

Sonra “ezan-çan-hazzan” sesleri aynı anda yükselmiştir gök
kubbemde. Hoşgörüm sonsuzdur; kimsenin malında, canında, dininde gözüm yoktur.
Herkesi sevgiyle kucaklarım. Çünkü ben eski toprağım; Kemeraltı’yım…

 


Sinemalarım, lokantalarım, otellerim, kahvelerim vardır içimde.
Ve konfeksiyonculardan ayakkabıcılara, sahaflardan kuyumculara, baharat ve
aktarlardan çiçekçilere, balıkçılardan şekercilere, turşuculardan çeyizcilere,
antikacılardan tuhafiyecilere, boncukçulardan terzilere, oyuncakçılardan zücaciyecilere,
çerezcilerden şerbetçilere, etçilerden sütçülere, raflarında ve tezgahlarında çeşit
çeşit peynir zeytin tereyağı yoğurt yumurta pastırma sucuk bal ve reçel bulunan
mandıralardan pastanelere, urgancılardan ve yorgancılardan halı ve kilimcilere
kadar irili ufaklı bir dolu mekan, bir dolu dükkan… Ne ararsanız arayın,
bulursunuz bende!




Geleneksel el sanatlarımızı yaşayan ve yaşatan tahta oymacılarım, demircilerim, bakırcılarım, marangozlarım, seramikçilerim, çinicilerim,
tombakçılarım da vardır elbette. Ki onların renkleri ve sesleri bambaşka bir
dünyanın kapılarını açar önünüze…


Kiliselerimi yıkmışlardır; ama camilerimle komşu sinagoglarım
durur hâlâ bir köşemde… Belki çığırtkanlarım, seyyarlarım da çoktur; ama gelen
müşterisini geri çevirip henüz siftah yapmamış komşusuna gönderen de vardır
bende…

 

Dedim ya, Kemeraltı’dır benim adım! Şimdi var mısın, beni
benimle birlikte boydan boya gezmeye?!.

 


Ali Paşa Meydanı

•••


HANLARI, HAMAMLARI VE

İBADET MEKANLARIYLA

KEMERALTI REHBERİ

 


Kızlarağası Hanı

1741’de I.Mahmut’un hareminden Kızlarağası Hacı Beşir tarafından
yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, iç avlulu, iki katlı ve dört kapılıdır. 1993’de
restore edilen yapı topluluğu, günümüzde antika eserler ile otantik hediyelik
eşya satan dükkanların, gümüşçülerin, sahafların, halıcıların, dericilerin ve
çay-kahve salonlarının bulunduğu bir uğrak yeridir.

 


Çakaloğlu Hanı / Dış


Çakaloğlu Hanı / İç

Çakaloğlu Hanı

17’nci yüzyıl tarihli bu yapı, dikdörtgen planlı ve üstü
tonozlu, kapalı bir çarşı şeklindedir. Ancak ne yazık ki karşı komşusu
Kızlarağası Hanı kadar şanslı değildir. Son derece bakımsız bir halde depo
olarak kullanılan han, restore edilip tekrar hayat bulacağı günleri
beklemektedir.

 


Arap Han

Anafartalar Caddesi üzerinde bulunan ve daha yakın tarihte
inşa edilen Arap Han ile Abacıoğlu Hanı ise kısmen de olsa yaşamaya devam
etmektedir.



Abacıoğlu Hanı

   

Kemeraltı Camileri

Osmanlı vilayetleri içinde, Osmanlı mimari üsluplarının en
açık şekilde görüldüğü camiler bakımından, aslında İzmir çok fakirdir. Sultanlar
adına yapılan bir tek cami olmaması; hem bu durumun bir sonucu, hem de varolan
camilerin de mimari üsluplarının son derece sade ve gösterişsiz yapılmasını açıklar
gibidir.

 


Kızlarağası’ndan Hisar Camii’ne bakış

Hisar Camii

1592 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. Ortasındaki
büyük kubbesi sekiz fil ayağı üzerinde durmakta, yanlarda üç büyük, geride üç
küçük ve son cemaat yerinde ise yedi küçük kubbesi bulunmaktadır. Minaresi tek
şerefelidir. İç süslemeleri ve sütun başlıkları oldukça iyi korunmuştur.
2001’de meydana gelen depremde minaresinin bir kısmını kaybeden Hisar Camii, bu
tarihten sonra onarıma alınmış ve kısa sürede ibadete tekrar açılmıştır.  



Kemeraltı Camii

1671’de, Yusuf Çavuşzâde Ahmet Ağa tarafından yaptırılmıştır.
853 ve 856 sokakların kesişme noktasında, bir zamanlar denizin buralara kadar
uzandığı eski iç-limanın kıyısında bulunur. İbadet mekanı tek kubbeli ve
kübiktir. İçindeki alçı süslemeleri ise pek güzeldir. 1812’de ciddi bir onarımdan
geçen caminin, medrese ve kütüphanesi çoktan tarih olmuş, sebilinin suyu
kesilmiştir. Cephesindeki “kuş yuvası” ise henüz yerli yerindedir.

 



Salepçioğlu Camii

1906’da Salepçioğlu Hacı Ahmet Efendi tarafından yaptırılmıştır.
850 ve 917 sokakların birleştiği noktadadır. Bir büyük, üç küçük kubbeli, ince
ve zarif minarelidir. Dış duvarları mermer ve yeşil taşlarla kaplıdır. Büyük
kubbesi ise altın varakla işlenmiştir.

 


Başdurak Camii

Yapım tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte kitabesinde
yazdığı kadarıyla 1774-75 yılları arasında onarım gördüğü anlaşılmaktadır.
Altında mağazalar bulunan bu cami, sekizgen çift kasnağa oturan tek kubbeli bir
yapıdır. Merdivenlerle bahçesine çıktıktan sonra, iki simetrik kubbe ve
aralarındaki manastır tonozu ile örtülü son cemaat yerinden içeriye girilir.
Başdurak Camii’nin özellikle iç süslemeleri görülmeye değerdir. En son 1972
yılında onarım gören cami, Anafartalar Caddesi ile 863 Sokak köşesinde olup,
869 ve 873 sokaklarla çevrelenmiştir.

 


Kestane Pazarı Camii

1667’de yapılmıştır. Kare bir mekan üzerine oturan büyük bir
kubbeyle etrafındaki dört yarım kubbesi, camiye Art Deco tadında ilginç bir
mimari üslup kazandırmıştır. Son derece güzel olan mihrabının, Selçuk’taki İsa
Bey Camii’nden getirildiği sanılmaktadır. Giriş kapısı üzerinde bir kitabesi
olan caminin son cemaat yerinde üç kubbesi bulunur. 872 ve 882 sokaklardadır.



Şadırvan Camii

1636 tarihlidir. Anafartalar Caddesi ile 912 sokağın köşesindedir.
Altında ve yanında bulunan şadırvanlar dolayısıyla bu adı aldığı sanılmaktadır.
Başdurak Camii gibi, Şadırvan Camii de çok sayıdaki mağazaya ev sahipliği yapmaktadır. 1815 yılında onarım görmüştür.



Havra Sokağı

Adını, yakın çevresinde bulunan çok sayıda sinagogdan almıştır.

15’nci yüzyılda İspanya’dan göçlerle gelip İzmir’e yerleşen
Yahudiler, işyerlerini en çok bu sokak ve çevresinde açmışlardır.
Ticaret hayatındaki başarıları
kadar; gelenekleri, görenekleri ve yemekleriyle de Havra Sokağı’na ve İzmir’e
bambaşka bir kültür kazandıran Yahudilerin ibadethaneleri, Müslüman cemaatin
camileriyle yüzyıllardır iç içedir. Bikur Halim, Ez Hayım, Bet İllel, Şalom,
Talmut Tora, Sinyora İveret ve Algazi Sinagogları bu anlamda dinler arası kardeşliğin
en güzel kanıtı gibidir. Günümüzde, hemen her türlü gıda ürününün satıldığı bu
sokağın daimi bir pazar yeri işlevi gördüğünü belirtelim.


 Kadı Hamamı

16’ncı yüzyıl eserlerindendir. Soyunma yerlerinden basık sekizgen
kemerli bir kasnaktan kubbeye geçilir. Buradan da ortası beşik tonozlu ılıklığa
varılır. Yıkanma bölümü, dikdörtgen sahanlı olup, iki yanda sivri kemerli ve
üstü beşik tonozlu bölmeler bulunur. Günümüzde oldukça bakımlı olan Kadı
Hamamı, Anafartalar Caddesi’ndedir ve işletmeye açıktır.




 


Yeşildirek Hamamı

17’nci yüzyıla tarihli bu hamam ise Havra Sokağı’nda bulunmaktadır.
Ancak şifa dağıtan suları çoktan kesilmiş olup günümüzde pasaj haline
getirilmiştir.



 

•••

 

Benim adım Kemeraltı. Hoşgeldiniz ve sefalar getirdiniz bana.
Ben, asırlar var ki buradayım. Ve yine beklerim…

 

 

– Mart 2009



Notlar:
Fotoğraflar: O.Uçak
Çekim zamanı: 12 Mart 2009 / 11.30 – 13.30
 

 

21 yorum

  • TALYA dedi ki:

    Çevresiyle böylesine ilgili-sevgiyle dolu olmak ne güzel.

  • tütü dedi ki:

    Nefis bir yazı, yorum yapmak için sabahı bekleyemedim. Hiç dikkatimi çekmmemişti İzmir’de bir selatin camisinin olmadığı. Kestane Pazarı Camisinii mimarisini kilise mimarisine benzettim. Salepçioğlu Camisini çok güzel buldum. Eylülada kendi adıma çok çok teşekkür ederim. Bir şehri yeniden keşfediyorum..

  • ayşegül- dedi ki:

    Sizi İzmir tanıtım elçisi ilan etmeleri lazım. Bu sitede İzmir’i hiç görmeyenlerin bile İzmir hakkında bir sürü bilgisi oldu.Gönüllü olmak ,görevli olmaktan her zaman yeğdir. Teşekkürler çalışmanız ve güzel anlatımnız için. Alakasız bir şey belki ama aklıma geldi; Kemeraltı’nda eskiden bir Bolu’lu Hasan Usta varmış,kazandibi harikaymış,boş yer olmazmış. Ama o zamanlar sahiciymiş,şimdiki gibi her köşe başında ,İstanbul sokaklarına düşmemiş…

  • oymakas dedi ki:

    İzmir’li Binrotalılar sayesinde İzmir’i karış karış öğreniyoruz.

  • asust dedi ki:

    İzmir’in İstanbul gibi, başka kentlere benzemeyen o çok farklı dokusunu her yazınızda hissettiriyorsunuz. Daha önce de söylediğim gibi siz bana Italo Calvino’nun kentlerini anımsatıyorsunuz. Anlatım diliniz,kentin ruhunu aktarışınız o kadar başarılı ki sizin yazacağınız bir gezi kitabının çok başarılı olacağını şimdiden görüyorum. Elinize sağlık. Teşekkürler…

  • melkelebek dedi ki:

    her sehri senin gibi yasayip anlatacak biri gerek!
    karelerden camilerin guzel bakimli korunmus oldugunu goruyorum yaa cakiroglu hani?onu terketmisler , el degmemisler anilariyla yanliz birakmislar gibi
    selamlar ola

  • MIYU dedi ki:

    ne diyebilirm ki, tabi ki tam puan. İnanılmaz, müthiş!! Sizin gibi şehrine aşık bir insandan başka türlü bir anlatım beklemezdim zaten. Ellerinize, yüreğinize sağlık!

  • abt_smyrna dedi ki:

    İzmir arşivi iyice renklenmiş.
    Mükemmel!

  • OyaErWilkes dedi ki:

    Puan vermek konusuna cok cimriyim aslinda. Ama bu kentin bu harika semtini bu kadar guzel dille anlatan bu yaziya tam puan vermeden duramadim. Turkiye’de illa buyuk bir sehirde yasamam gerekse 100% Izmir’i secerdim zaten. Yazi secimimin dogrulugunu kanitlar gibi.

  • Alinda dedi ki:

    Kemeraltı’na en son 2004 senesinde gitmiştim. Edebiyatçı bir babanın oğlu olmanın ayrıcalığı her yazında kendini gösteriyor.Gerçekten harika bir anlatım.2004 senesinden sonra, Kemeraltı’nda senin güzel yazının ışığıyla bugün yine keyifle dolaştık.

  • bintaylan dedi ki:

    Edebi açıdan başarılı bir anlatım. Yıllardır gidip geldiğim Kemeraltına başka bir boyuttan bakmamı sağladınız. Teşekkürler

  • mcatullus dedi ki:

    Buraya kadar yorum yazan binrotalı dostların sözlerine ekleyecek pek bir şey kalmamış, onlara aynen katılıyorum. Söyleyeceğim tek şey elinize sağlık demek olacak.

  • enise dedi ki:

    Sevgili Oğuz’cum İzmir’de yaşayıpda buraları bilmemek ayıp demi? İnan ki bazı yerlerini hiç görmemişim.Sayende bir güzel gezip,bilgilendim. Yüreği güzel insan eline sağlık.

  • tütü dedi ki:

    Sanırım enise’de oluşan problem oluştu. İlk kez bir yazıyı bilgisayarım açmıyor. Kaçıncı kez denediysem de Yansımaları okuyamadım.Editörümüz mü bir ilgilense acaba?

  • abidindemir dedi ki:

    Sevgili Oğuz yazılarını özlemişim.Eline sağlık. Teşekkürler

  • EYLÜLADA dedi ki:

    Yazımı yorumlayan tüm dostlara ayrı ayrı teşekkürler. // AYŞEGÜL HANIM > Bolulu Hasan Usta’nın daracık dükkanı hâlen durur K.altı’nda. Salepçioğlu çarşısının karşısındadır. Ama emin de değilim. Tarif ettiğim yer Özsüt Sefer Usta da olabilir… // ASUMAN HANIM > Bir kez daha utandırınız beni. Calvino, bu gece de bırakmayacak peşimi. İyi dilekleriniz için teşekkürler. Aslında “Keşif Defteri” adını verdiğim dosyam hazır. Ama yayınevi bulamıyorum.

  • mctumer dedi ki:

    Sevgili Oğuz, ihtiyar delikanli Kemeraltı kendini bu kadar güzel anlatabilirdi. Belki birileri beğenmeyebilir ama bu kez fotoğraflarında çok güzel olmuş. eline sağlık

  • abidindemir dedi ki:

    Teşekkürler. Eline sağlık

  • BÜLTER dedi ki:

    dostum bu güzel yazıyı seyahate çıkmadan önce okumuş ancak yorumlayamamıştım. Kemeraltı na sanırım 12 yaşlarımda ilk kez ailemden biri yanımda olmadan tek başıma gitmiştim. Ayşegül’ün bahsettiği Seferusta oradaydı, kazandibi yemiştim.yazın ile eski günlere döndüm.en son 2004 ya da 2005 de iki-üç saatliğine gittim bir banka işi içi için. kayboldum.seninle kemeraltında tekrar gezmek zevkliydi. sağol.

  • meganetek dedi ki:

    Vatanımı TÜRKİYEMİ çok seviyorum bu dokuyu bana yaşattığınız için teşekkürler.

  • DEEP73 dedi ki:

    çok keyifli ve çok bilgilendirici bir yazı yazmışınız . Gercekten izmiri o kadar iyianlatmışınızki okurken izmirde gibi hissettirdiniz bana teşekkürler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*