belçika’ da yaşamak

Devasa ağaçlarını , alabildiğince yeşilini, dantelini, goblenini, çikolatasını, birasını, patatesini, çiçeklerini, waffle’ ı, croissant’ ı (bizim tabirimizle kruvasan)(fransız olsada belçikada’ da harika yapılıyor )2. el pazarlarını şu an belki de unuttuğum bir çok şeyini özlediğim ülke, Belçika. Akşam saat altıdan sonra alışveriş yapamadığım (Turistik bazı merkezi yerler haricinde o bile nadir ama neyyyse ) ”üff yaa ne biçim yer, nasıl insan bunlar , hiç saat altıda mağaza kapatılır mı ’’ diye söylendiğim, kızdığım, amma rahatlarına düşkünler diye kendi kendime bilip bilmeden yorumlar yaptığım ama insanların çalışmalarına , hizmetlerine saygı duyulan, insanların çalışmalarının yanında dinlenmelerinin kendilerine ve ailelerine zaman ayırması gerektiğini anladığım ülke Belçika. Yaz aylarında tek katlı evimin bahçesinde kuş sesleri arasında ayaklarımı şööle bi uzatarak sıcak sütlü kahvemin ( Cafe Latte) yaninda günlük gazetelerimi ve dergilerimi büyüük bir keyifle okumak istediğim ama o güzel yeşil ülkenin, yeşil olmasını borçlu olduğu yağmurundan dolayı çok nadir bahçe keyfi yaptığım ülke Belçika.
Yazım sanki biraz şiirimsi mi oldu ne. Ne dersiniz .? Ama keşke hep yapsak bunu. Gittiğimiz her yeri, gördüğümüz her güzelliği şiir tadında paylaşsak burada. Bilsek çektiğimiz fotoğraflarımıza bakarken, bu yazıları yazarken, her gördüğümüz yer bize bir şey katmış, mutluluk ve heyecan vermiş. İyi ki oradaymışız, iyi ki gitmişiz. Bir daha oralara gidecek miyiz ?. Kim bilir . Ama şunu biliyoruz . Bir daha ki sefer gördüğümüz , yaptığımız, yediğimiz her şeyi içimize sindire, sindire, değerini anlayarak bir daha oraya gitmeyecekmiş gibi yapacağız.
Tekrar gelelim Belçika ya . Yukarıda romantiklik yapıp fazlasıyla şiirleştirdiğim Belçika’nın başkenti ( Bilmeyenler için söylüyorum.( Yanlış anlamayın lütfen : )…) AVRUPA BİRLİĞİ’ nin şehri Brüksel’ e. “ Bataklıklar içindeki yerleşim” anlamındaki ismini, bölgede bulunan bataklıklardan almış. Diğer bir tabirle BRUOCSELLA. İsim değişe değişe bu hale gelmiş. 1830’da Belçika Krallığı’nın başkenti olmuş, 1971’ de ülke yönetsel olarak üç ayrı bölgeye ayrılmış. Flamanca konuşulan FLANDRE, Fransızca konuşulan VALON Bölgesi ve her iki dilin de konuşulduğu BRÜKSEL.

GALERIES ST. HUBERT Brüksel’ in meydanına çok yakın bir pasaj. İçerisinde hediyelik eşyadan tutun çikolatanın her türlü çeşidini bulabilirsiniz burada. Bu pasajda bulunan mağazalar çevrede bulunan mağazalardan biraz daha pahalı ama kaliteli ürünlerin satıldığı bir yer. Türkiye’ ye giderken sevdiklerinize ve sadece sevdiklerinize değil kendinize de Belçika’ya özgü dantellerden, goblen çantalardan alabilirsiniz. Hatta ve Hatta biz anneler ( kendimden biliyorum ) çocuklarımıza 10 yaşında da olsa çeyiz hazırlarız :)). Vee çocuklarımızın çeyizine bir şeyler koymaya başladığımız an eşler konuşmaya başlar. “Bu da nereden çıktı, şimdiden çeyiz mi hazırlanır”. Şaka bir yana aslında bu dantel yine Belçika’nın şirin mi şirin, güzel mi güzel yaşayan müzesi, kanallar şehri BRUGGE şehrine ait . Zaten dantelin asıl ismi de Brugge danteli. Brugge dantelleri belki bizim annelerimizin, anneannelerimizin bize yaptığı dantellere görünüş olarak benzemiyor ama bizim dantellerimiz gibi zahmetli ve narin.100’ e yakın bobinin yardımıyla elde dokunarak yapılıyor. Piyasada hediyelik eşya olarak satılan fabrikasyon dantellerde mevcut. Lütfen bunlarla karıştırmayın. Burada vereceğim web adresinden Brugge’ de bulunan dantel müzesi hakkında bilgi alabilir ve Brugge’ ye gittiğinizde burayı ziyaret edebilirsiniz. Eminim bu konu biz bayanların dikkatini çekecektir. Müzeye giriş oldukça ucuz. Tavsiye ederim. BRUGES KANTCENTRUM http://www.kantcentrum.eu/en/
DEVAM EDECEK…

4 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Ben de bu şehirde yaşadım ve Binrota da bu konuda bir yazı yazdım…Gerçekten doğru söylediniz ,turist olmakla ,o ülkede yaşamak ve sonrasında izlenimleri yazmak çok farklı…Puntolar biraz daha büyük olsa çok iyi olacaktı…Devamını rica ederim…

  • seya89 dedi ki:

    Yazımı resimlerle birleştirerek yazmayı denedim ancak nedense buraya ekleyemedim. Punto ayarı dahi gözükmedi. Bu yazımı eklerken bile sorun yaşadım. Bu arada tabiki devamı gelecek. Yorumunuz için teşekkür ederim.

  • arkutbay dedi ki:

    Ne kadar güzel bir noktaya değinmişsiniz . Çalışma saatleri , hizmete saygı , insanların kendileri ve aileleri için vakit ayırması . Her saatte her şeye ulaşmak istemekle aslında kendi kuyumuzu kazdığımızı nasıl anlayamıyoruz ? Çok teşekkürler .

  • seya89 dedi ki:

    Maalesef öyle. Keşke ülkemiz insanıda çalışmalarının karşılığını alsa ve ailesiyle vakit geçirebilmek için ülke dışını bıraktım, kendi ülkemizde tatil yapabilme imkanına sahip olsa. Keşşkee

arkutbay için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*