Başlarken

Eski Sovyet ülkelerinde, bizim toplumumuzun yaklaşımı ve bilgisizliği nispetinden öte seyahat etmek, farklı olan yaklaşım ve kültürlerini anlamakta yardımcı oluyor. Yaptığımız en büyük hata, insanı insan yapan baz değerlerin dışında da her türlü mantaliteyi kendimizle ölçeklendirmek oluyor. İnsanoğlu, mütevazilikten uzaklaştıkça kendini baz insan olarak görüyor ki, ahlakın aslında bizi insan yapan değerlerle ölçülendirilmiş kaideler olduğunu unutuyoruz.

Kendimizi veya çevremizi ahlak kriterine baz alarak yaklaşımlara kapatıyoruz kendimizi. Kim ne derse desin; hepimiz aynıyız. Bazen düşünmüyor değilim; acaba böyle düşüyor olmak da insanı insan yapan bir kriter mi diye. Ama seyahat ederken yanınıza sadece insani değerleriniz almanız gerekiyor. Yani pasaportun dışında hiçbir zaman düşünmemek gerekiyor, nereli ve nasıl biri olduğunuzu. İnancınız, ana dilinizi, yaklaşımlarınız, ahlak ölçüleriniz …vb hepsini geride bırakmak gerekiyor. En azından ben böyle düşünüyorum. Bu yol, bana daha sağlıklı geliyor, diğer kültürleri ve o kültür insanının yaklaşımlarını anlamak için. Peki, ne elde ediyorum. Boşu boşuna bir yerlere gidip, taş binaların ruhsuz fotoğraflarını çekmek yerine, orayı ve orada yaşadığımı hissediyorum.

2 yorum

  • ayca42 dedi ki:

    Güzel bir tespit olmuş , sizinle aynı fikirdeyim.Bir seyahate çıkarken , gidilecek yer ile ilgili , önyargılarımızı ve bize dikte edilen olumsuz fikirleri mutlaka bir kenarda bırakmamız gerekiyor. Zaten seyahatten keyif almak için, mukayese etmeyi bırakmak gerekir, diye düşünüyorum…

  • NEŞE dedi ki:

    Yolculuğa çıkarken gerekli herşeyi yanıma almaya özen gösterir ve bir liste yaparım…Evde bıraktığım tek şey gelenek ve kurallara bağlılık..gittiğim ülkenin gelenek ve görenekleri ile bütünleşmeye çalışmak ve yemeklerine ,yaşam kültürüne uyum göstermek anayasam benim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*