BANGKOK- KANCHANABURİ-KWAİ -RATCHANABURİ, DAMNOEN SADUAK FLOATİNG MARKET TAYLAND 2. – “Sawadi Ka!”-GÜLERYÜZLÜ İNSANLARIN ÜLKESİ

    Ana sayfaAsyaTaylandBANGKOK- KANCHANABURİ-KWAİ -RATCHANABURİ, DAMNOEN SADUAK FLOATİNG MARKET TAYLAND 2. – “Sawadi Ka!”-GÜLERYÜZLÜ İNSANLARIN ÜLKESİ

Ertesi gün bir tur aldık. Sabah bizi otelimizden aldılar. Çok güler yüzlü İngilizce konuşan bir rehber “Edy”ile gezdik.

Önce II. Dünya Savaşında Japon esir kampında ölen, İngiliz, Yeni Zelandalı, Hollandalı, Avusturyalı askerlerin mezarlarını ziyaret ettik. Hepsi çok genç yaşta ölmüşler. İnsan düşünüyor. Niye? Ne için? Kimin için öldüler? Şehitlik Tayland Hükümeti tarafından yaptırılmış.
Kwai Köprüsünün bulunduğu yerde o dönemden kalma birçok eşya ve malzemenin bulunduğu

askeri bir müze var. Önce müzeyi gezdik. Giriş 20 bat. O dönem Japon komutanın arabası ilgimizi çekti. Beş, on dakika yürüyünce köprüye geldik.

Üzerinden tren geçiyor. Birçok turistle Birlikte biz de yürüdük. Ancak Türk turiste rastlamadık.
Öğlen yemeğini nehir kıyısında bir restoranda yedik. Ben tavşan eti yedim. Çok leziz.İngilizlerle oturduk.

Taylandlılar tur organizasyonlarında oldukça başarılı. Her gittiğimiz yerde başka bir arabaya başka turistlerle bindik. Yemekten sonra şelale bölgesine “Saiyoknoi Water fall” götürdüler. Ormanda dolaştık. Buradan yine arabalarla binip tren istasyonuna geldik.


Rehberimiz Edy, rayların arasından bir takım otlar topladı. Turistlerden birinin
avucuna koydu. Biraz su dökünce bitki tohumları patlayarak etrafa saçıldı. Bitkinin adı “ TOE TİNG”miş. Daha sonra Pe bize bu bitki ile çocukluğunda çok
oynadığını söyledi. “GOAMAHAMONGKOL” istasyonundan eski zamanlardan
kalma bir trene bindik. Hatta içindeki reklam panoları bile çok eskiydi. Her
şey çok nostaljik. Tren nehir boyunca dağlara tırmandı. Bir de demir köprüden
geçti. “ Thamkrasae Bridge” Harika. Trende bir hanım resmimizi çekti.
İnerken orijinal bir şey hazırlamışlar. Eski bir bilet örneğinin üzerine
resmimizi yapıştırıp, PVC ile kaplamışlar. Bu güzel sertifikayı anı olarak
saklayacağız. Yolculuk 6 durak sürdü. Aradaki duraklardan okul çocukları bindi.
Anlaşılan tren hala işe yarıyor.

Tekrar arabalara binerek yüzen palasımıza geldik. “Phajab Tour” İlk defa böyle bir otelde kalıyoruz.

Kwai nehri üzerindeki bir sala odalar yapmışlar. Bu salın bağlı olduğu bir de restoran var.

Odamızın önünde koltuğa oturunca nehir ayaklarınızın önünden akıp gidiyor. Öyle konforlu değil ama anlatılmaz bir keyif alıyorsunuz. Suyun üzerinde akşam yemeği .

Ertesi sabah saat altıda uyandım. Dışarıda yalnızca suyun sesi ve çeşitli kuşların şarkılarından başka bir ses yoktu. Doğayı yaşamak buna denir dedim. Güneşin doğmasıyla doğa renk değiştirmeye başladı. Sabah kahvaltısı zamanı geldi. Yan komşumuz akşam klimasından büyükçe iki kertenkelenin düştüğünü söyledi. Aslında bu çok doğal. Ama bizimkinden düşseydi ilk anda ürkerdim diye düşündüm. Kahvaltıda reçel, yağ, omlet yiyerek çay içtik.

Tayland’da nereye girerseniz ayakkabınızı çıkarıyorsunuz. Diyelim yüksekçe bir yerde Buda ile ilgili bir kutsal yer var. Platforma ayakkabınızı çıkararak giriyorsunuz.Birçok dükkâna girerken de yine aynı şekilde ayakkabılar çıkıyor. Evlerde onlar da bizim gibi ayakkabı çıkarıyorlar. Hatta bu yüzen palasta bile
ayakkabılarımızı dışarıda bıraktık.

Kahvaltıdan sonra tekrar arabalara doluşup, filleri görmeye gittik.Hazırlanmış yüksekçe bir yere çıkarak file bindik.

 Annesinin yanından hiç ayrılmayan yavru bir fil çok şirindi. Arada bir tüm filler toplandılar. Epeyce dolaştık.Filin önünde oturan Taylandlı çocuk meyveler koparıp bizlere tattırdı.
Tabi hiç görmediğimiz meyveler. Buradaki filler Hindistan’daki fillerden daha
küçükler. Öğle yemeği için otelimize döndük. Tekne ve sala binerek değişik bir
rafting yaptık. Hava çok sıcak. Zaten burada bizim anladığımız manada kış yok.

Sonra bir müzeye gittik.“Hellfire Pass Memorial” (Cehennem Ateşi Geçidi )

Yine II. Dünya Savaşında esir olan askerlerin yapmış oldukları tren yolları bu müzenin yanından geçiyor.Yaklaşık iki saatlik bir yürüyüşle yer yer tren hattının kalıntılarını görebiliyorsunuz.

Raylar hala fark ediliyor. Kayalar oyularak geçit yapılmış Bangkok’tan Rangoon’a gidecek olan demiryolu buradan geçiyormuş. Bin kadar Avustralyalı, Yeni Zelandalı, İngiliz savaş esiri burada çalışmış. Çoğu da zorlu çalışma koşullarına dayanamayıp ölmüş. Birçok yerde ziyaretçilerin bıraktıkları üstlerinde bazı adların okunduğu çiçek demetleri var. Tren yolunun geçtiği yerlerde ağaçlar büyümüş.

Müze ziyaretinden sonra “Tiger Temple” a gidiyoruz. Burası kutsal bir yer.

Rahipler Kaplan besliyor. Kolsuz giysilerle içeri giremiyorsunuz. Doğal bir park içinde geyikler, yaban domuzları dolaşıyor. Kaplanları sevdik. Hatta ben bir tanesini dolaştırdım.


Yavrular çok şirin. İlginç bir deneyim daha yaşıyoruz. Bu geziye karar vermeden
bir ay hatta onbeş gün önce rotam Kenya idi. Ama son anda iptal oldu.
Kaplanlarla olan bu iletişim ister istemez bana bunu hatırlattı.

Geç bir vakit Kanchanaburi’ye otelimize dönüyoruz. Bu arada eşimin parmağında dolama çıktığı için özel bir kliniğe gittik. Çok tatlı yaşlı bir doktor hanım tedavi edip ilacını verdi. Tedavi,müdahale ve ilaçlara 420 bat ödedik.

Akşam Pe ile yemeğe çıktık. “ Kaeng Kiaw Wan Kai” ( Yeşil köri yaprakları ile
pişirilmiş tavuk)yedim.

3.Şubat, Perşembe günü, Pe, okulundaki Japon bayan öğretmen Kayoka ve Japonca öğrenen taylandlı öğrencilerin bulunduğu bir grupla sabah bizi otelden aldı. Hepsi çok güler yüzlü ve saygılı.

Özellikle öğretmenlerine çok saygı duyuyorlar. Pe’nin anlattığına göre öğretmenler gününde öğretmenlerin önünde yerlere kadar eğiliyorlarmış.

Yaklaşık iki buçuk saat süren bir yolculuktan sonra meşhur Damnoen Saduak  Floating Market yüzen pazarın bulunduğu Ratchanaburi’ye vardık.

Gördüğüm en ilginç yerlerden biri.Köylüler getirdikleri ürünleri ince uzun kayıklarla kanallarda dolaşarak satıyorlar.


Başlarında orijinal şapkaları ile. Kanalların her iki tarafında suyun üzerinde
kazıklar üstüne oturtulmuş satış yerleri var. Biz de bir kayığa bindik.
Dolaşırken istediğiniz bir şey gördüğünüzde hemen o satıcı kayığınıza kancalı
bir sopa uzatıp sizi çekiyor. Fiyat sorup başlıyorsunuz pazarlık yapmaya.
Büyülü bir dünya. Ha düştünüz ha düşeceksiniz. Kayık suya çok yakın.
Kollarımızı dışarı sarkıtmamamız söylendi. Gerçekten de kayıklar dip dibe geçiyorlar.
Dikkatli olmak lazım. Doğrusu ben nasıl oluyor da birbirlerine çarpmadan
ilerlediklerine şaşırdım. Kobra yılanlarını boyunlarına dolamış gösteri
yapanlara rastlıyorsunuz. Şapka satıcıları kayıkların içinde hoş bir görüntü
oluşturuyor. Yelpazeden tutun kızarmış tavşan’a kadar her şey var. Nereye
bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Bu kadar yola değdiğini düşünüyorum. Bu manzarayı unutmak mümkün değil.

Akşam otele yakın bir restorana gittik. Bir Taylandlı bayan şarkı söylüyor. Ben köri soslu ördek yiyorum. O sırada Taylandlı bir bey yanımıza gelip bizimle sohbet ediyor. Hatta resim çektiriyor.

5 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Bizim yaşımızdakiler “Kwai Köprüsü” filmini çok iyi hatırlayacaklar,William Holden in en iyi filmlerindendi…Güzel bir gezi olmuş,hele yüzen oteliniz şahane…Teşekkürler Beste hocam..

  • Zeynep dedi ki:

    güzel ve keyifli bir gezi olmuş paylaşımınız için teşekkürler

  • mertakinci dedi ki:

    su dökülünce açılan toe ting bitkisi de çok ilginçmiş çekmiş olğunuz fotoğraflar var mı?

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Uzakdogu beni çok çekiyor. 93 senesiydi Tayland’a gittigim. Oralarla ilgili yazilari her okudugumda bir daha gitmeliyim diye düsünüyorum. Fotograf çekmek için çok renkli bir yerdi. Hele Floating Market senin de dedigin gibi en ilginç yerlerden biri Bangkok’da… Devami gelecek bu yazilarin degil mi? Bekliyorum…

  • besteerbak dedi ki:

    Neşe,gerçekten gezerken bu filmin melodisini mırıldandım.Nedense öok etkilenmişiz.Teşekkürler Zeynep ,hoşunuza gitmesine sevindim.
    Mert Bey üzgünüm resmini çekmedim.Ama mısır gibi patlayarak etrafa saçıldılar.
    Figen,devam eden yazımı mı da okumuşsundur diye düşünüyorum.Hakikaten ilginç bir ülke..

besteerbak için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*