Balkan gezisi 2 (Sarejevo – Mostar)

Yazının birinci bölümü:  http://kendingez.com/PageDetail.aspx?PageID=44020 


BOSNA HERSEK
 (Saraybosna)

    Saraybosna’ya yaklaşırken otobüs yine arıza yaptı. Arkadaki otobüse binerek devam ettik. Sırbistan’dan gelen otobüsler normal terminale değil Sırpların Saraybosna’da yoğun yaşadığı yer olan Lukavica (Sırp Cumhuriyeti içerisinde kalıyor) terminaline geliyor. Burada sabahın köründe indik ve şehir merkezine gitmek için yerel para alalım dedik ancak kimse bize euro bozmaya yanaşmadığı gibi, ingilizce bilende yok anlaşamıyoruz. Birisi sadece ileride bir banka olduğunu ve oradan para bozdurabileceğimi söyledi. Ben Dilek’i terminalde bırakarak bankaya gittim ancak bankamatik çalışmıyordu, geri döndüm ve telefonumun GPS’ini açarak yakın yer bakmaya başladım. Çok yakında havaalanı olduğunu görünce Dilekle oraya gittik ve otomatik makineden bir miktar Maraka aldık. Sonra geri dönüp troleybüse bindik. Şoförden bilet almak istedik ama şoför bir şeyler söylendi, anlamadık en son istemeye istemeye aldı parayı. Sonra dikkat ettik, kimse para vermiyordu troleybüse binerken. Bu şekilde Başçarçı’ya kadar gittik. Önce kötü geçen yolculuktan sonra iki katlı çok güzel bir kafenin üst katına çıkarak garsona çay olup olmadığını sorduk, olduğunu söyledi. O anda çok sevindim, kaç gündür çay içemiyordum. Daha sonra sıcak suyun yanına sallama çayı getirip koyunca bir anda hayal kırıklığına uğradım ve sallama çayda da bizim çayın tadı yoktu.

Bu arada sabah erken olduğu için hava çok soğuktu. Oturduğumuz kafenin üst katı her yeri görebilecek şekilde tamamen camdı. Birden her yerden askerler çıkmaya başladı. Önce darbe oldu sandık ama meğerse askeri bir binanın tam karşısında oturuyormuşuz. İkinci dünya savaşı anısına yakılan sönmeyen ateşi gördük, boşnak böreği yedik ve sonra otelimize gittik.

Konakladığımız en kötü oteldi ancak çalışanlar çok ilgiliydi. Öğleden sonra çarşıyı gezdik, akşam erken yatıp sabah Mostara gitmek üzere erkenden tren istasyonuna geldik. Uygun saatte tren olmadığından otobüsle gitmeye karar verdik. Tren istasyonunun hemen yanında bulunan terminalden Mostar’a giden bir otobüse bindik. Otobüs dediğimiz bizdeki şehir içi belediye otobüsleri gibi bir şey. Yol boyunca muhteşem manzaralar eşliğinde seyahet ettik. Neretva nehri ve dağlar harika bir manzara sunuyordu.

Mostar

Öğleden sonra Mostar’a vardık. Önce otelimize yerleştik. Shangri La, mutlaka tavsiye ettiğim bir otel. Otel sahibi çok ilgili, odalar çok temiz ve her türlü konfor mevcut. Otelin harika bir terası var, bütün Mostar ayaklarınızın altında. Daha sonra Mostar’ı keşfe çıktık, Türk Konsolosluğu olduğunu öğrenmiş olduk. Zaten şehri ziyaret edenlerin yarısı Türk olunca Konsoloslouğumuz olması normal oluyor. Mostar köprüsü üzerinde para karşılığı atlayan gençleri, heryerde satılan Türk malı hediyelik eşyaları gördük.

Neretva nehrine ayağımızı soktuk, bol bol fotoğraf çektik. Akşam yemeğinde restoran sahibinin Müslüman olduğunu ve asla domuz eti satmayacağını söylemesine rağmen Dilek’e et yediremedik falan. Gece otelin terasında bir süre Dilekle oturduk. Bu arada hemen hemen tepesi olan bütün balkan şehirlerinde olduğu gibi Mostar’da da en yüksek tepede gece aydınlatılan bir haç vardı, onu da gördük. Ertesi sabah tren ile dönüşe geçtik. Tren dediğimiz bir lokomotif, iki vagondan teşekkül çok eski, pis ve kuralsız, içeride insanların sigara içtiği değişik bir ulaşım aracı. Ancak bugün olsa yine binerim. Çünkü viyadükler, dağ geçitleri ve sayısız tünellerle çok güzel bir manzara sunuyor. Benim tavsiyem giderseniz kesinlikle treni tercih edin.


Saray Bosna – Belgrad

Tren istasyonunun yanındaki terminalden Üsküp’e bilet almak istedik ancak en erken yarın gidebilirsiniz, buradan direkt Üsküp’e otobüs yok dediler. O zaman Podgorica’ya (Karadağ) bilet verin dedik, o da yok. E bari Belgrad’a gidelim, “haftada sadece bir gün, o da iki gün sonra”. Çaresiz Lukavica’nın yolunu tuttuk yine. Lukavica’ya giden troleybüse binmek için bir Üniversitenin içinden geçtik ve bir kıza hangi duraktan binebileceğimizi sorduk. Sonra yanlış yola girdik, geri döndük. Meğerse çok yakın olan yer için bayağı dolaştık 🙂 en sonunda Lukavica’ya geldik, Evet biraz sonra Belgrad’a bir otobüs var. Çift katlı bir otobüs, sadece 4 yolcuyuz. Biz ve bir çift daha. Ama adam tutturdu bagaj için 2 maraka diye. E bizde bozuk yok, 10 maraka veriyorum bozmam diyor. Ya sabır çeke çeke gittim büfeden bozdurdum verdim parasını. Koltuk numaramız alt katta mı üst katta mı diye sorduğumda istediğiniz yere oturabilirsiniz dediler. Bizde üst katta en öne oturduk. Diğer çiftte yanımıza geldi. Meğerse onlarda Türkmüş. Serdar Bey ve kız arkadaşı (ismini unuttum) Bende unuttum. Otobüs bir şoför, bir muavin ve üstte biz dört yolcu ile yola çıktı. İlginç olan yolda karşıdan gelen her araç sürücüsü ve yol kenarındaki insanlar bizim şoföre çetnik selamı veriyorlardı. Eğer gece olsa korkabilirdim ama gündüz yolculuğu olduğu için bayağı eğlendik. Hatta bir ara ne olur ne olmaz şoförle bir fotoğraf çektirelim belki çok ünlü birisidir hatıra olur dedik 😀 Serdar bey, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde öğretim görevlisiymiş. Yemek yapma konusunda uzman. Bize çok değişik ve faydalı yemek tarifleri ve püf noktaları verdi. Yolculuk boyunca muhabbet ederek gittik, otobüsün üst katı zaten tamamen bizimdi. Sırbistan sınırına geldiğimizde önümüzdeki tur otobüsünde bir sürü Türk vardı. Pasaportlarından tanıdık. Sürekli arkaya dönüp bakıyorlardı, dördümüz birden çetnik selamı verdik, o anda hepsi önüne döndü ve bir daha arkalarına bakmadılar :)) Belgrad’a varır varmaz Üsküp’e tren bileti aldık. Akşam trenimiz Üsküp’e hareket etti. Tren oldukça eski, bakımsız ve trende sigara içiliyor. Ama kompartımanımız güzeldi. Bizimle birlikte binenler yolda indi, yenileri bindi, sürekli bir değişiklik oluyordu yolcularda. Trende yer numarası olmadığı için kompartımanda boş yer olduğunu gören geliyordu. Bir ara rahatsız bir abla geldi, sürekli kendi kendine söylenip öfleyip püfleyip kompartımana bir girip bir çıkıyordu. Bize komik geldi. Ne dediğini anlamadık ama kompartımandan çıktığında Sırplarda arkasından gülüyorlardı. Şansımıza mıydı neydi, bütün Balkan turu boyunca hep üşüdük o günde en çok üşüdüğümüz gündü. Trende ısıtma çalışmadığı için gece çok soğuktu. Dilek’in ayağında sandalet olduğundan hem kendi çorabını hemde üstüne benim çoraplardan birisini giydi. Bende üstüste iki t-shirt giyerek ısınmaya çalıştım.

http://kendingez.com/PageDetail.aspx?PageID=44040

2 yorum

  • merilla dedi ki:

    Merhaba yazınızı keyifle okudum 🙂 eylül ayında 7 güne sığdırabildiğim bir Balkan turu yapmayı planlıyoruz eşimle beraber. Bu sitede yazılan balkan turu rotası vb. başlıklı neredeyse her yazıyı okudum 🙂 LAkin benim belirlediğim rota ve gitmek istediğim yerler yazılanların aynısı değil diye sormak istiyorum. Bu belirlediğim 2 rotadan hangisi sizce daha işlevsel/ulaşımı kolay diye sormak istiyorum. Yardımcı olursanız çok sevinirim, çünkü en kısa zamanda uçak biletlerini satın almak istiyorum…
    rota1) Belgrada uçuş-Novi Sad gidiş ve Belgrada geri dönüş- Üsküp-Bitola-Ohri-Bar-Budva-Kotor-Mostar-Saraybosnadan uçuş
    rota2) Saraybosnaya uçuş-Mostar-kotor-(Budva ve Bar)-Novi SAd-Belgrad-Üsküp-Bitola-Ohri-Üsküp uçuş

  • elpida dedi ki:

    Çok güzel yerleri seçmişsiniz gezmek için. Sadece iki rota seçeneği verdiğiniz için buradan yola çıkarak kişisel tavsiyemi söyleyecek olursam, bence ikinci seçenek daha rahat olur. Birinci rotadaki Ohri´den Bar´a geçmek biraz problemli çünkü Arnavutluk ile Karadağ arasında neredeyse hiç toplu ulaşım yok. Taksi ile sınırlara kadar gitmeniz gerekir ki bu biraz pahalı bir yöntem. Ayrıca ikinci rotadaki Karadağ´dan Novi Sad´a geçmek çok daha kolay, sürekli araç bulabilirsiniz. Hatta Podgorica´dan Novi Sad´a tren ile de geçebilirsiniz. Saraybosna ve üsküp havaalanlarında toplu taşıma yok. Ancak Saraybosna´da havaalanından çıkıp yolun karşısına geçerseniz bir kaç arka sokakta şehir merkezine kadar tramwayla gidebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*