Bakü – Bu şehir beni çok sevdi

Baku’ye bir gece yarısı saat 5’te vardım.
Gelmek istediğim yerdi burası. Asıl destinasyon. Çok heyecanlıydım.
Gürcü sınırını geçer geçmez herşey değişivermişti bile. Beni sınıra getiren dilini anlamadığım taksici sürekli konuşuyordu, anlamıyordum. İyiki Azerbaycan’a gelmiştim, hemen oradakiler taksiye yanaştı, iletişebilmemizi sağladılar.
Esmira teyzemle orada tanıştım, sınırda Manat alabilmek için girdiğim kuyrukta. Öyle güzeldi ki, bakışları şifalandırıcıydı, sanki beni görmekten çok mutlu olmuştu… Sonrasında Baku’ye kadar paylaştığımız 8 saatte Esmira teyzem Türkleri ne kadar çok sevdiğini anlattı bana. Eşinden, çocuklarından, hayatından konuştuk. Onu çok iyi anlayamıyordum ama o Türkçe biliyordu, onu anlamadığımı anlarsa Türkçe kelimeler bulmaya çalışıyordu. Birlikte adını hatırlayamadığım bir Azeri böreğini paylaştık. Yol boyu onun iyiki yanımda olduğunu düşündüm, çok huzurluydum. Yüzü, gülüşü, bende hissettirdikleri çok tanıdıktı. Garip bir histi. Eğer daha önce bir hayat yaşamışsam muhakkak o benim annem ya da teyzem olmalıydı. Onunla irmiyanvar meydanında indik, birlikte bekledik, numaralarımızı alıp birbirimizi ziyaret edeceğimize söz verdik.

Her zaman aklımda netleştirdiğim bir gezi listem olmuştur, gitmeden önce araştırır, birbirlerine yakınlıklarına göre hergün nereyi ziyaret edeceğimi belirlerdim. Hep planlı bir insan olmuşumdur, Planlıydım, çünkü plan yapmak beni belirsizliğin çektirebileceği acıdan korurdu, belirsizlikler kötüydü, sevmezdim. Bu korkumu Baku gezim sayesinde keşfettim ve çıkardım hayatımdan.
Artık bir sonraki şehire tüm plansızlığımla, bodoslama dalacabileceğim.

Güneş doğduğunda Bakü adeta bana gülümsüyordu. Hemen gezi planına koyulup Azerbaycan’ın tarihine doğru yolculuğuma başlamıştım bile.
En çok halı müzesini sevdim, oradaki görevlinin işini aşkla yapışını seyretmek müthiş bir haz vermişti. Halıların dilini ilk kez Tahta Kuşlar müzesinde, Altınoluk’ta duyup dinlemiştim. Burada öğrendiklerim ise daha detaylıydı. Halı üzerindeki figürlerin, sembollerin anlamlarını öğrenmek halılara farklı bir bakış açısıyla bakmamı sağladı. Önce taslağının çizilmesi gerekiyordu. Genelde bereket, bolluk simgeleri ile dünyanın varoluşunu anlatan semboller kullanılmıştı.
En çok sevdiğim sembolü ise kendime saklayacağım.

Renklendirilme önemliydi, siyah sevilmez, uğursuzluk getirdiğine inanıldığından kullanılmazdı.Halıyı yarıda kesmekse büyük uğursuzluktu. O nedenle bir gün o müzeye giderseniz siyah ya da tamamlanmamış bir halı göremeyeceksiniz.
Tamamlanmışlarsa güzeller ve bereketliler. Tıpkı insanlar gibi.

En çok da halı dokumacılığının annelerin oğullarına eş seçerken malum adayı test için kullandıkları bir yöntem olması eğlenceliydi. Müstakbel gelin adayının halıyı hızlı dokuyabilmesi, kullandığı renkler, semboller onun kişiliği hakkında ipucu verirdi. Böylece Azeri halılarına doğru çıktığım eğlenceli yolculuk bitmiş oldu.

Sırada qız qalası vardı. Görür görmez önünde fotograf çektiriverdim. Ne yazık ki büyük kısmı tadilatta olduğu için mükemmel fotograflarım olmadı. Olsun, bir daha gitmek için bir sebep işte bu. Merdiven çıkmaktan başım dönse de, çıktığıma değdi, hazar denizinin müthiş manzarası vardı. Yol kenarlarındaki ağaçlar ulu ve yemyeşildi. Sahilde sarılan aşıklar çok masum ve içtendiler.
Bu şehir çok samimi gelmişti bana. Kahve molasının ardından İçerişeher’deki yolculuğuma devam edebilirdim artık. Sonrasında müzeler için geç olmuştu artık. Bir sonraki sabah erkenden gezime içerişeher den başlamak üzere, biraz üşüyüp, biraz nazlanarak dönüş yolunu tutmuştum bile.
İlk günün sonunda flame towers a çıkamayacağım için üzülmüş olsamda içim garip neşe ile doluydu.

Beni neyin beklediğini bilmiyordum ama herşey güzel olacaktı, hemde çok güzel buna emindim.

5 yorum

  • ayca42 dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş , içten ve samimi , ben de yazılarımı bir anı tadında yazmayı seviyorum , sizin gibi…Bakü , gezi planlarımın arasında uzun süredir bulunuyor , bakalım ne zaman kısmet olacak gitmek…

  • NEŞE dedi ki:

    Bu yazının sanki devamı var gibi hissediyorum…Haydi o zaman …bekliyoruz

  • ahmetozengi dedi ki:

    Yazının devamının gelmemesi beni tereddüte düşürse de umarım bahsettiğiniz gibi herşey çok güzel olmuştur. Baku çok güzel şehir, sizin anlatımınızla Baku’ye ilk kez gittiğim günü hatırladım. Bu değerli bilgi paylaşımı için teşekkürler

  • nimnih dedi ki:

    Kökenim Azerbaycan’a dayandığı için Azerbaycan’ın tarihine yaptığım yolculuk beni çok heyecanlandırmıştır. Bu nedenle de herşey bir başka güzeldi. Değerli yorumlarınız için teşekkür ederim.

  • aysealmatra dedi ki:

    kim ne derse desin Bakü aşk şehridir, paris filan hikaye.. Bakü’de birine olmazsa şehrin kendisine aşık olunur.. Bu mükemmel yazınız için teşekkür ederim Nim hanım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*