Bakü-2

Malakan Bağı, binaların arasında kalmış, küçük ama rüzgâra karşı korunaklı; gündüzleri kalabalık keyifli bir park. Vakit geçirmek, insanları ve yaşamları gözlemlemek için ideal. Gelip geçenler, gündelik hayatlar, eğlence ve zorluklar, sevgililer, ayrılıklar da görebilirsiniz, bu parkta biraz vakit geçirirseniz. http://www.kendingez.com/Images/PageImages/Big/6894_15.JPG Bu arada, Rüzgâr deyip geçmeyin. Bakü “Rüzgârlar” şehri diye anılır. İnsanı şaşkın ve sersem edecek kadar şiddetli rüzgârlar görebilirsiniz bu rakımı deniz seviyesinin altında olan şehirde.

Bir de güzel bir kafe vardır parkın tam ortasında. Nezih ve güzel ama bir o kadar da resmi dekore edilmiş. Ve Azerbaycan’da bulunduğum süre içerisinde 4 defa Türkler ile Azeriler arasında el değiştirip durmuştur bu kafe. Sıklıkla uğrarım oraya. Kafede çalışan çocuklarla ilişkilerim şahane. Benden sürekli fotoğraflarını çekmemi isterler. Karşılığında samimiyetlerini görüyorum; bu da yetiyor bana. (Bir yerde uzun süre yabancı gibi yaşamak, kısa süreli yabancı olmaktan daha zordur. O nedenle samimiyet olmazsa olmaz –hatta olmazsa yaşanmaz- oluyor. Birilerinin size “Abi veya Kardeş” demesi, önem arz ediyor. )
 
http://www.kendingez.com/Images/PageImages/Big/6894_20.JPG Fotoğraf çekmek ve gezinmek için şehre indiğimde dinlenmek için sıklıkla gelirim buraya. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, Bakü fotoğraf çekmeyi sevenleri günlerce hatta haftalarca doyurabilir. Ta ki vize süreniz dolana kadar. Bir de şu vize konusu kanayan bir yara gibidir, fikrimce. Mutlaka diplomatik bir anlamı vardır ama nedense ben hiç anlamıyorum diplomatik mesajlaşmalardan. Sadece, bir gün Rusya’dan Azerbaycan’a geldiğimde, bir uçak dolusu Azeri ve Rus yolcunun içerisinde tek vize almak zorunda kalan kişi olunca, insan da garip bir etki bırakıyor. Hepsi bu.

http://www.kendingez.com/Images/PageImages/Big/6894_19.JPG http://www.kendingez.com/Images/PageImages/Big/6894_21.JPG

Genellikle, toplumun geneline hâkim olan karakteristik özellikler hakkında eleştirel olmayı doğru bulmam. Yani, bir yeri ve insanları, tüm değer yargıları, kültürleri ve yaklaşımlarıyla benimsemek ve gözlemlemek gerekir. Yani temel ölçüt biz değiliz ki; hangi ölçüye göre yargıda bulunabilelim. Sadece yorumlamak kalıyor bizlere. Ancak Bakü’nün kendisi bir eleştiri cenneti gibi. Kısacası, daha toplumunu ve insanını –hangi konuda olursa olsun- eleştirmeyen bir Azerbaycanlıyla karşılaşmadım. Türkleri kendilerine yakın gördüklerinden olsa gerek bir dokunup bin ah işitebilirsiniz. Sizin de toplumla ilgili bir eleştiriniz var ise, konuşmaktan imtina etmenizi gerektirecek herhangi bir zorluk yok bu insanların arasında. Dinlemesini bilen ve eleştiriye açık insanlardır, Azeriler. Özellikle de 45 yaşın üzerinde, gerçek anlamda Bakülü olan insanlardaki hoşgörü, inanılası gibi değil. Ancak 25 yaşın altı …. Her yerdeki gibi. Diğerleri ise yaşam mücadelesinde.

http://www.kendingez.com/Images/PageImages/Big/6894_13.JPG Konuyu fazlaca dağıttığım için bağışlayın. Neyse. Malakan Bağı, Targovi denilen (Rusça da Pazar yeri, alışveriş merkezi anlamına gelen) bir bölgededir. Bakü’nün yaşam alanı kısacası. Sovyet döneminden kalan ve restore edilmiş binalar, geniş ve iç açıcı parklar, kafeler, restoranlar ..vs. özellikle yazın ve haftasonları günün her saati canlıdır, Targovi. Tarihi “içeri şehirle” sırt sırtadır. Yürümek ve gezinti yapmak için birebir.

http://www.kendingez.com/Images/PageImages/Big/6894_14.JPG http://www.kendingez.com/Images/PageImages/Big/6894_16.JPG

Yürümek. Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Eğer Azerbaycan’a gitmeyi düşünüyorsanız, yakın mesafeleri yürüyerek kat etmenizde fayda var. Hem bütçeniz hem sağlığınız açısından önemlidir bu. Çünkü Azerbaycan’da araba kullanıyorsanız ya da arabayla sıklıkla seyahat ediyorsanız, irili ufaklı, hemen her gün bir kaza tehlikesi içerisindesiniz, demektir. Ayrıca tek şeritli bir yolda, ısrarla yan yana gidebileceklerini düşünen ve ispat etmeye çalışan ve buna çalışırken sürekli korna çalan 3 araba görebilirsiniz, sıklıkla. Sonuçta 500 metreyi yarım saatte kat edersiniz. Hele ki, sabah 7’den akşam 20’ye kadar korna sesinin hiç eksik olmadığı Neftçiler/Vasmoy pazarı bölgesi vardır ki, 3 şeritli yolda, yan yana 8 araba gördüğüme yemin edebilirim. Ancak tüm bunların sonu, bir Azeri restoranında bitiyorsa ve restoranda Azeri dolması var ise; tüm bunlar benim için katlanılabilir zorluklar oluyor. Bizim dolmamızdan farklı olarak küçük bir ceviz büyüklüğünde sarılan ve et parçaları ile bir güveçte pişirilen dolma gerçek anlamda lezzet harikası. Bu hususta “Qızıl gül” ve “Tongal” restoranlarını tavsiye edebilirim.

4 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Sizin hakkınızda yanılmadım…güzel yazının devamı geldi…Küçük puntoların okuma güçlüğüne rağmen keyifle okudum,fotolarınıza bayıldım.Çok haklısınız ülke yaşamları hakkında hüküm vermek ,küçümsemek veya yüceltmek bize göre değil,ancak yorum yapabiliriz ve saptamalarda bulunabiliriz,3 yıl oturduğum Belçika hakkında Binrota da bir yazı yazmıştım ve sizin yazdıklarınızı okurken ister istemez o yazımı hatırladım…Sizden devam yazıları bekliyorum,çooook teşekkürler…

  • ozzmorrison dedi ki:

    Neşe Hanım,
    Değerli yorumlarınıza çok teşekkür ederim.

  • mertakinci dedi ki:

    ilk yazınızı okumadım ama bu güzel yazıdan sonra onu da hemen okuyacam

  • bendeniz dedi ki:

    vasmoyda ki güzellik merkezleri hakkındada bilgi verir misinzi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*