BAEZA – ENDÜLÜS

BAEZA


Cordoba’da ikinci günümüz.2003 yılında  Unesco Dünya Kültür Mirası Listesine alınan Übeda ve Baeza tarihi kasabalarından  Baeza’ya gideceğiz. Bu iki kasabanın merkezleri, rönesansın sivil mimari ve şehir planlamacılığı açısından İspanya’daki en erken örnekleri. Araları 8 kilometre olan bu kasabalara, bağlı oldukları Jaen’den sürekli otobüs olduğundan gitmek çok kolay da, bizim gibi  Cordoba’dan gideceklere araba kiralanmazsa biraz dolambaçlı. Saat 10’daki Garcia Lorca isimli  trene  binip, kilometrelerce zeytin ağaçlarının arasından geçerek, yaklaşık birbuçuk saat sonra Linares-Baeza İstasyonunda iniyoruz.Yolumuz henüz bitmedi, kalan 14 kilometreyi de taksiyle katediyoruz.

        


Baeza’nın Roma döneminde adı Beatia, IX.yüzyıldan XIII.yüzyıla kadar süren Araplar döneminde ise Bayyasa. İspanyolların Yeniden Fetih dedikleri dönemde araplardan ilk alınan kasaba burası. Elimizde detaylı bir harita yok, onun için önce turizm bürosunu bulmamız gerekiyor. Uzaktan gördüğümüz turist gurubu bizi istediğimiz adrese götürüyor.


Eski şehrin girişinin başlangıc noktası  Plaza del Populo. Bu meydanda ortada bir çeşme var. Fuente de los Leones’in (Aslanlı Çeşme) aslanlarının arasından yükselen kadın figürünün, Kartaca’lı komutan Hannibal’in bir İspanyol prensesi olan eşi İmilce olduğu söyleniyor.

      


Meydanın solundaki bina Antigua Carniceria.(Eski Et Pazarı) Tam karşıdaki güzel bina Casa del Popula da Turizm Ofisi olarak kullanılıyor. Ve ortaçağ sokaklarından Rönesans’ın içlerine (!) doğru yürümeye başlıyoruz. Sokaklar çok dar. Çok seyrek de olsa bir araba geldiğinde duvara yapışmak zorunda kalıyoruz. Yerler arnavut kaldırımı, binalar bitişik. Bazı sokaklar güneş bile almıyor.

      
       Çektiğim fotoğrafı yanlışlıkla silmişim, bu internetten Aslanlı Çeşme ve prenses İmilce


Ve Santa Maria Meydanı’na çıkıyoruz.Büyük bir meydan ve yine ortada anıtsal bir çeşme var. 1564’te zafer takı şeklinde yapılan Santa Maria Çeşme’si, yapıldığı  tarihlerdekinden farklı olarak yorgun turistlere mola yeri durumunda. Baeza’nın sokaklarında ve bu meydanda çocuklar süslü küçük tahtırevanlarla çiçeklerle süslü haçlar taşıyıp, kiliseler için para topluyorlar.Kendi aralarında dillerinin bütün ritmiyle konuşup kaynaşmaları,hatta atışmaları bize seyirlik geliyor. Tabi bahşişimizle gönüllerini de hoş tutuyoruz. Meydandan basamaklarla Katedralin önündeki ikinci bir meydana çıkılıyor.Katedral yine aynı dönemden gotik bir bina.

        


Bu meydanın sol tarafındaki sokakta Jabalquinto Sarayı var. Ön cephesi gül motifleriyle bezeli saray İspanyol mimarisinin İsabelin uslubünda. Bu bölgedeki diğer önemli yapı  1542’den 1825’e İspanya’nın ilk üniversitelerinden olan Antigua Universitad. Şimdi İspanyolların Baeza’lı ünlü şairleri Antonio Machado’nun adını taşıyan Yaz Okulu konumunda. Binanın ortasında dışarının sıcağını unutturan serin bir avlusu var.


Karnımızın açlığı yine çağımıza dönmeyi zorunlu kılıyor.Baeza’nın ana meydanı Plaza de Espana’ya geliyoruz. Bu isimde meydandan İspanya’nın her şehrinde var galiba! Yemekten sonra civar sokaklardan birinde Mercado Viejo çıkıyor karşımıza. Yani eski pazar binası.Deniz ürünleri bu ülkede ne kadar çok.Ve satıcıların çoğu kadın.

  


Trenimizin saati belli 16.44 Linares-Baeza’dan.Yani taksiyle oraya gitmeliyiz.Gaucin’deki gibi ortada taksi yok. Daha doğrusu taksi durağı var,telefon numarası var, hatta taksi de var ama şöfor yok.Acaba sağda solda kahve mi içiyordur,bizi görünce gelir mi diye bekliyoruz.Bu arada telaşlı kuzen yine telaşını döküyor ortaya. Duraktaki  numarayı arayıp, aynen Gaucin’deki gibi telefonun bir ucunda İngilizce bir ucunda İspanyolca konuşmalar yapıyoruz.Bir müddet sonra ufukta arabaya doğru gelen bir bayan görünüyor.Yolda da sohbet kuzenimle şöfor bayan arasında Türkçe ve İspanyolca olarak devam ediyor.


Cordoba’da son gecemizde bir kez daha Juderia’yı, La Mezquita’nın etrafındaki sokakları, Calle de Flores’i, La Corredera’yı, Capuchin Meydanını dolaşıyoruz.Geceyi otelimizin karşısında kurulu bayram yerinde flamenko dinleyerek bitiriyoruz.


  
Baeza’dan …

12 yorum

  • abt_smyrna dedi ki:

    Tülay Hanım yazını henüz okuyabildim. Sabahtan bu yana kendi yazımla uğraştığımdan dolayı. Bu hafta TEGv uygulamasında çocuklarla beraber Şangay yazınızı inceleyeceğiz. Bilgi vermiş olayım. Endülüs turunuz içinde ayrıca teşekkürler.

  • mctumer dedi ki:

    Her”zamanki gibi keyifli bir yazı olmuş elinize sağlık

  • Alinda dedi ki:

    Öyle güzel anlatmışsınız ki,bu yazı okunmadan Baeza’ya gidilmez…

  • EYLÜLADA dedi ki:

    Sevgili Tülay Hanım, yazınız her zamanki tadında. Ufkunuza sağlık! Ama ben, şu trenin isminde kaldım: Federico Garcia Lorca…

  • rome_o dedi ki:

    endülüs gezimiz devam ediyor..

  • abidindemir dedi ki:

    Elinize sağlık. Teşekkürler

  • tütü dedi ki:

    Arkadaşlar güzel yorumlarınıza teşekkür ederim.Sevgili eylülada.Lorca burada sadece trenin adı, ama memleketi Granada’da sizi Lorca bombardımanına tutacağm…

  • BÜLTER dedi ki:

    Endülüs serinizden güzel bir parça daha…

  • Honeyseller dedi ki:

    Tur şirketleri de sizin yazılarını okumuş olmalı.Hepsi Endülüs turları ile övünmeye başladılar.Teşekkürler Soyadaş

  • enise dedi ki:

    Tülay’cım yüreğine ,kalemine sağlık.Enerjin hiç bitmesin canım..

  • ayşegül- dedi ki:

    Bu küçük ve güzel ayrıntıları sizden dinlmek de zevkli oluyor gerçekten. Baeza’ yı beğendik ama hep orada kalmak istemezdiniz sanırım, telaşlı kuzene de haksızlık etmeyelim yani:))

  • gulcinsozer dedi ki:

    Fark ayrıntılarda nasıl da kendini belli ediyor… Aklınıza, gözünüze ve elinize sağlık. Paylaşımlarınız için teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*