AYŞE HARİKALAR DİYARINDA



Güzel bir tabloya bakarken, çerçeveden geçip, resmin içine girmeyi istediniz mi hiç ? Ben, birgün gerçekten kendimi güzel bir resmin tam ortasında buldum. Aslında bunu sık sık yaşıyormuşum da, farkına 18 Ekim 2009 tarihinde Yankı Vadisindeki günübirlik doğa yürüyüşünde vardım.


 




 



Yol boyunca “Alice Harikalar Diyarında” masalında olduğu gibi, pembe burunlu beyaz bir tavşanın peşine düşerek kendimi düşler ülkesinde bulmayı hayal ettim.



 


 


Sihirli yiyecekler, konuşan fareler, nargile içen tırtıllar, kriket oynayan flamingolar ve kirpiler görmedim. Pembe burunlu beyaz tavşana da rastlamadım ama, daha önce adını duymadığım, biçimini bilmediğim bitkiler, çiçekler, mantarlar, gökyüzü, orman, rehberimiz Zati Erbaş’ın anlattıkları, o merak ettiğim fantastik dünyanın ta kendisiydi işte.



 GÜVEYİFENERİ




Gözümüzü ve ruhumuzu doyurmasının yanı sıra, daha neler neler öğreniyoruz bu yürüyüşler sırasında. Doğada “temizlik ağacı” denen ağaçların olduğunu bilmezdim mesela. Pekçok memeli hayvan temizlenebilmek için çamur birikintilerini ya da ağaçları kullanırmış. Çam ağaçlarının üzerindeki reçine, vahşi hayvanlar tarafından sinek ısırmaları ve dikenlerin açtığı yaraların tedavisinde kullanılırmış. Bu reçineye yapışan kıl ve buna benzer kalıntılardan, hayvanın ne olduğunu tahmin edebilirmişiz. Ağaç üzerindeki izlere bakarak hayvanın boyunu, pençelerinin büyüklüğünü öğrenebilirmişiz. Temizlik ağaçlarının yüzeyleri diğerlerine göre daha parlak ve kaygan olurmuş.


 


  TEMİZLİK AĞACI



Pekiiii, doğadaki hayvanların, dışkılarını haberleşmek ve yaşam alanlarının sınırlarını belirlemek için de kullandıklarını biliyor muydunuz ? Bu nedenle her hayvanın dışkısının biçimi ve tuvaletini yaptığı yer farklı olabiliyormuş. Her dışkının biçimi ve içerdiği kalıntılar sayesinde hayvanların nasıl beslendiklerine, hangi alanda yaşadıklarına ilişkin ipuçları bulabiliyormuşuz.


 


  Foto:Zati Erbaş



Diyelim ki, bir doğa yürüyüşünde şansınız yaver gitti ve bir ayı ile karşılaştınız! Eğer yanında yavrusu yok ise, hiç korkmayın. Ayılar, yavruları yanlarında yok ise saldırmazlarmış. Ama yine de ayıyı gördünüz, bu durumdan hoşnut kalmadınız, muhabbet kurmak hevesinde değilsiniz. Tek istediğiniz, arkanıza bakmadan tabana kuvvet kaçmak. Hayııır! Arkanızı dönmeyeceksiniz. Sanki padişahın huzurundan ayrılırmış gibi, yüzünüz ayıya dönük durumda geri vitesle ortamdan uzaklaşırken, ayı hazretleriyle göz teması kurmaktan da kaçınacaksınız.


  Foto: Zati Erbaş


 


Doğanın dili de böyle işte. Yabancı dil öğrenir gibi çözüyorsunuz doğanın kendine özgü ses dizgesini. Bunu yaparken, doğanın dilini anadili gibi bilen birinin rehberliği önemli elbette. (http://www.zatierbas.com)


 


 


 





“Dağlar her zaman taş binalardan daha güzeldir. Şehirde yaşamak yapay bir varoluş. Orada birçok insan ayaklarının altında gerçek toprağı hissedemiyor, saksıdakiler dışında bitkilerin büyüyüşünü göremiyor, caddelerin ışıklarından geceleyin yıldızlarla süslenen büyüleyici gökyüzünü göremiyor” diyen Kızılderililer, aslında stres, depresyon migren gibi “kentli hastalıkları”nın kaynağını da, tedavi yöntemini de bizlere gösteriyorlar.


 








 



Hem göze, hem ruha, hem sağlığa iyi gelen doğanın her mevsim ayrı güzellikler sunduğunu belirterek, kapanış cümlesini yine Kızılderililere bırakıyorum: “İnsanın artık doğanın sesini dinleme, onunla konuşma zamanı çoktan geldi de geçiyor. Ondan öğrenebileceğimiz öyle çok şey var ki, ne kadar erken gözlerimizi, kulaklarımızı açarsak o kadar iyi… Hepimiz için…”


 


 













 



7 yorum

  • Zeynep dedi ki:

    dediğiniz gibi alice harikalar diyarındaki gibi pembe burunlu tavşanlar, sihirli yiyecekler ve nargile içen tırtıllar yok ama anladığım kadarıyla burası da kendine özgü bir alice harikalar diyarı bu güzel paylaşım ve bilgiler için teşekkürler

  • NEŞE dedi ki:

    Kısa bir yazıdan neler öğrendik,ne güzellikler gördük,size de çok teşekkürler ettik.

  • rome_o dedi ki:

    yaptığınız bu geziyi kıskandım . tek bir şey var oda , ayı görsem anlattığın gibi rahat ve serin kanlı durabilrimiyim bilmiyorum 🙂

  • rome_o dedi ki:

    bu arada unutum söylemeyi ,diagonal duran ağaç fotoğrafları hoşuma gitti

  • aysek dedi ki:

    Zeynep, Neşe ve vg, çok teşekkür ederim yorumlarınıza.
    vg, Aralık sonunda yaptığımız bir yürüyüş sırasında, bir arkadaş gerçekten de ayı görmüş !!! Ancak arkadaş ayıdan değil de ayı, arkadaştan kaçmış !!!! Bizler tabi bu yürüyüşlerde onların doğal ortamına izinsiz giriyoruz, davetsiz misafir gibi bir nevi. Onlar da bizden korkuyorlar aslında. Yine de şansımızı fazla zorlamamakta yarar var :)))

  • halilce dedi ki:

    O harika fotograflar eşliğinde şiirsel bir anlatım. Kutlarım.

  • aysek dedi ki:

    Halilce, çok teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*