Avrupa nereden başlar?

Endülüs Emevileri’nin başşehri Granada, Haçlı kuvvetleri kenti işgal edene kadar, Avrupa’nın, en önemli kültür ve ticaret kentlerinden biriydi. Al Hambra sarayının eteklerine kurulu kent, zamanının oldukça ilerisinde, Avrupa kültür hayatını bir fener gibi aydınlatmaktaydı.

1492 yılında anahtarları Kastilya kralı Ferdinand ve Leon Kraliçesi Isabel’e teslim edilen kent, Magrebliler döneminde yaşadığı ihtişamlı günlerinin yansımalarını hâlâ yansıtıyor. Kentin sokaklarına sinmiş, Arap havasını hissetmemek mümkün değil.

Kısa bir ziyaret için gitmişliğim var bu efsanevi kente. Amin Maalouf’un “Afrikalı Leo”‘sunun doğduğu kente, öğle saatlerinde ayak bastım. Benim gibi sırt çantasıyla yolculuk yapanlar için, yaz ayları Güney İspanya’da kalacak yer bulmak sorun olabiliyor. Bu sebepten ötürü uzun bir yürüyüş yapmak zorunda kaldım.

Kendime kalacak bir yer bulduktan sonra, gittiğim ilk yer, doğal olarak, Alhambra sarayı oldu.



İslam dünyası için büyük değere sahip olan bu saray, Hristiyanların eline geçince, Endülüs’ün fethi tamamlanmış. Saray içinde yaşanan zenginliği, bugün de görmek mümkün.

Granada, aynı zamanda bir flamenco şehri. Kentte birçok flamenco gösterisi bulmak mümkün. Ama ben size, flamenco gitar üreticilerinin stüdyolarını gezmenizi öneriyorum.

Kısa bir günü, paella eşliğinde sangria ile bitirdim Granada’da. Ama kalbim Akdeniz’in o ucunda, Endülüs’te kaldı…

2 yorum

  • necatiekm dedi ki:

    Herşey anlatılmış aslında. Fotoğraflar da çok güzel. Tesekkür ederim.

  • NEŞE dedi ki:

    Ahhh,keşke biraz daha okuyabilseydik,biraz daha uzun yazabilseydiniz,o güzel şehirde anlatacak o kadar çok şey var kiiii….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*