Avignon

1984Eğitim ve  Öğretim yılının herhangi bir Pazartesi günü, İstanbul’da bir Ortaokul


 


Okulumuzun  en korkulan bayan hocası, Fransızcacı Hamiyet Hanım koridorun ucundan gözükünce,  gelişini haber versin diye kapı arkasına erkete ettiğimiz Sarı Sefa


– Hamiyet Geliyo! Diye bağırıp uzay-zaman dengesini sarsacak bir hızla sırasına koştu Hamiyet Hanım olanca karizması ile içeri girdiğinde bütün sınıf bir anda cenaze evi sessizliğine bürünüverdi.


“Bugün” dedi, Fransızca bir şarkı öğreticem size, Benden sonra tekrar edin”…


Hamiyet Hanım’ın ardından, yaşayan zombiler kadar neşeli bir halde tekrar ettik…


 


Sur le pont d’Avignon


L’on y danse, l’on y danse
Sur le pont d’Avignon
L’on y danse tous en rond


 


Avignon köprüsü üstünde ne güzel dans edilir hep
Avignon köprüsü üstünde dönülür halka halka


 


 


26 yıl sonra Orta Fransa, Avignon şehri…


 


Biz şimdi haberi nerden verelim. Biz şimdi haberi Avignon şehrinden verelim! Normandiya’dan yola çıkmıştım. İkinci dünya savaşı meraklısı olarak Rouen, Caen şehirlerini ayrıca benim için adeta hac ziyareti mesabesinde olan Omaha Beach ve Utah Beac’i gezdikten sonra niyetim Avignon’â gitmekti. Uze adında, Seine nehrinin ikiye böldüğü tipik bir orta Fransa kentinde mola verip hemen  yola koyuldum.  Bütün Avrupa resim sanatını etkilemiş Provance kırları sağımdan, solumdan hızla akıp gidiyordu… Bence Provance sarısı diye bir renk var, literatürde yoksa da olmalı… Bu rengi özellikle Van Gogh resimlerinde görürsünüz.  Biyografilerini araştırdığımda Van Gogh, Cezanne, Monet gibi ressamların ancak Provence’ a geldikten sonra yekta birer sanatkar haline geldiklerini farkettim, “Avrupanın çiçek bahçesi” diye tanımlarlar Provence’ı. Gerçekten özellikle bahar aylarında envai çeşit asude güzellikler sunuyor Provence. Sonsuz bir sarılık birden sonsuz bir morlukla beraber yerini lavanta tarlalarına bırakıyor…



 


Sarı,  yeşil ve mor, beni elden ele Avignon’a ulaştırdılar.



Avignon Şehri’ni İstanbul gibi ikiye ayırabiliriz. Sur içi, sur dışı. Avignon surları şehri her anlamda ikiye ayırıyor. Sur içinden geçtiğiniz andan itibaren modern mimari yerini ortaçağa has Romanesk ve Gotik mimariye bırakıveriyor. Şehrin dikkat çeken üç tarihi eseri var, birincisi Papaların Sarayı (Palais Des Papes), İkincisi adına türküler yakılan, köprüsü yani Pont St-Benezet ve Avignon Surları….



Papalar kirayı takmış olmasınlar?


Nedir? Romada rahat edemeyen paplardan biri – Anımsadığım kadarıyla sayıları 6’yı bulan Clemens’lerden biri – Romada zerre kadar rahat yüzü göremeyip


“Yerim Roma’sını da İtalya’sını da arkadaş, zerre huzur vermediler, aha da gidiyorum Avignon’a” diyerekten buraya taşınmış. Sarayı da Papa’ya Catherine De medicis adındaki Fransız kraliçesi satın alıp hibe etmiş. Kadının adı tanıdık gelebilir, Pardallian serisini okuyanlar bilirler, Şövalye Pardallian’a etmediğini bırakmayan şeytan Catherine De Medicis var ya işte o kadın bu kraliçe…Haqdi tarih meraklılarına bir anektot daha anlatayım, Papalar buraya geçince Romadada bir papa ortaya çıkmış, olmuş mu sana aynı anda iki papa, Roma der bizim papa harbi papa, Avignon der Hayır papanın hası bizde….


 


Avignon’daki papaların sarayına Palais De Papes diyorlar, cephesi şöyle oluptur…



Gündüz heybetli gece ise ürkütücü bir yer; gece vakti -aşağı yukarı 03,08 civarı- önündeki meydandan (Place de l’Horloge)  etrafta bir allahın kulu yokken tek başıma geçtim, korkumu bastırmak için, o an ilk aklıma geliveren  “Sosyete kızı Suzan, yat kollarıma uzan” adlı saçmalığı mırıldanmak zorunda kaldığımı itiraf etmek isterim.


 


Palais De Papes’i bulmak çok kolay, şehrin sur içinde kalan herhangi bir caddesinde yürümeye başlayın, kesinlikle Palais De Papes meydanına çıkarsınız. Söz konusu papalık sarayı 1789 devriminde hemen hemen bütün büyük fransız katedralleriyle ortak kaderi paylaşmış; oldukça hırpalanmış; yakılmış hatta kısmen yıkılmış ve unutturulmaya çalışılmış. Binada Din’e dair bütün izleri yok etmeye çalışılmışlar, başarmışlar da… Papaların sarayını gezerken hristiyanlığın en önemli binalarından birini geziyormuş gibi bir hisse kapılmıyorsunuz. Tarihi ama bomboş bir binada geziyormuşsunuz gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Aslında saray dini bir binadan çok bir kale gibi, zaten askeri mimarinin etkileri çok fazla hissediliyor. Hazır gitmişken Palais De Papes’le bitişik Cathedrale de Notre Dame des Dommes ve Eglise St Didier’de geziverin…


 


 Place de l’Horloge meydanının sarayın karşısına  düşen  tarafındaki restoranlarda çok güzel ördek eti yapıyorlar, yemeğin adını unuttum, not da etmemişim, giderseniz deneyin. Ayrıca yine aynı meydanda, küçük çocuklar için çok sevimli yöresel kıyafetleri stilize etmişler, satıyorlar, giydirdiğinizde minik yavrunuz bir anda oluveriyor şipşirin bir Provence veleti. Bende minik yavru yok, başkalarının çocuklarında gördüğüm kadarıyla söylüyorum, minik yavrunuz varsa mutlaka arayıp bulun bir tane alın…



Bu Avignon ile Kanuni Sultan Süleyman arasında bir alaka var. Rivayet edildiğine göre  Avignon’da o kadar çok dans edilirmiş ve eğlenilirmiş ki yöreden geçen bir elçi Kanuniye “Efendimiz, Fransuva kulunuzun vilayeti Fransada kadınlarla erkekler alenen sarmaş dolaş olup muzik eşiliğinde tepinmekteler, ortalık yerde işret edip alenen halvet olmaktalar” şeklinde bir fiştik veriyor…Kanuni bunun üzerine Fransaya bir ferman yolluyor


“Kulum Fransuva (Fransa kralına kulum çekiyor dikkatinizi çekerim) Duydum ki toprağında kadınlarla erkekler sarmaş dolaş ortalık yerlerde tepişirlermiş, ola ki bu garabet benim tebamada sıçrar, ahlak toprağımda bozulur diye sana ferman ediyorum. Dans etmeyi yasakladım, böyle bilesin ve böyle yapasın vesselam!…


Hadise gerçek midir bilemem ama Avrupalı tarihçilerin kayıtlarıyla sabittir ki Fransa’dan başlayarak bütün Avrupa^’da Kanuni ölene kadar dans edilmemiş…


 


 
(resim bana ait değil, köprüyü çok iyi betimlediği için kullandım)


Gelelim köprüye… Köprü 22 kemerliymiş, 1600’lerdeki bir depremde önemli bir kısmı yıkılmış. Yarım kalmış bir mısra gibi… Nehrin üstünde durup duruyor.Eskiden üstünde Avignon türküsü eşliğinde dans edilirmiş. Nasıl bir türkü bu Avignon türküsü diye merak ettim,Köprünün üstüne çıktım… Nehrin orta yerinde bitiveriyor gerçekten… Bir tabelanın üstünde şu sözler yazıyordu…Ve akerdeon çalan yaşlı bir kadın tabelada yazan sözlerin şarkısını söylüyordu…


 


Sur le pont d’Avignon


L’on y danse, l’on y danse
Sur le pont d’Avignon
L’on y danse tous en rond


 


Avignon köprüsü üstünde ne güzel dans edilir hep
Avignon köprüsü üstünde dönülür halka halka


 


Tam köprünün bittiği yerde 13 yaşıma rastlamıştım…



 



………….

Avignon ile ilgili son sözü Lawrence Durrel’e bırakmak isterim. Avignon Beşlisi adlı serinin ilk kitabı olan Monsieur’da şöyle der Durrel:


 


İnsan inancının, taştan örülmüş kopuk parmaklarını batıya doğru uzatan yıkılmış ve yenilenmiş bir kalıntısı… Bu ağdalı sözler karanlıkta ne kadar da boş görünüyordu, ama belki de buraya uygun düşüyordu, bu kasvetli kasaba tam yüzyıl Roma olmuştu, Hristiyanlık aleminin ta kendisi olmuştu, ne de olsa burası Avignon’du…


 

7 yorum

  • MIYU dedi ki:

    ben sizin tarzınızı gerçekten çok sevdim 🙂 ve yine çok büyük keyif aldım. Sayenizde ben de ortaokul çağıma döndüm, sadece 1 sene gördüğüm Fransızca dersinden aklımda kalan belki de az şeylerin en başında geliyor bu Avignon şarkısı, hatta kol kola girerek , dönerek dans edişimiz :)) Yüreğinize sağlık !!

  • moyiss dedi ki:

    daha fazla dayanamayıp açtım internetten avignon türküsünü ve Jean Sablon’dan dinleyiverdim yaznızı okurken. yine mükemmel bir yazı olmuş,anektotlarınız çok hoşuma gidiyor. sizden öğreneceğim çok şey var anlaşılan ;))

  • rome_o dedi ki:

    yazıların çok güzel kanuninin fermanı komiğime gitti ..

  • rome_o dedi ki:

    avignon da ayrıca dünyanın en önemli tiyatro festivali de yapılıyordu değil mi?

  • kikkoman dedi ki:

    yazılarını takip edeceğim.

  • poetrey dedi ki:

    🙂
    Pek güzel, pek samimi.
    Genelgeçer yazıların dışında pek sevdim…
    Ellerine sağlık, hoşgeldin…

  • Metin K. dedi ki:

    Çok güzel yazmışsınız. Siena’yı araştırırken buraya geldim. İnternet böyle bişey 🙂

poetrey için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*