Atina / Atlas’ın öyküsü

Başlangıçta sonsuz uçurum ( kaos ) vardı . Sonra da yer ( Gaia ) ve aşk ( Eros ) . Gaia , kendisine eşit ve kendini tamamlayacak biçimde Uranos’u doğurur yani yıldızlı Gök’ü .

Gaia’nın Uranos’la birlikteliğinden çocukları olur  ( Bu çocukların erkek olanlarına Titan denilirmiş ) Uranos çocuklarını sevmez . Onları Gaia’nın derinliklerine gömer . Bu durumdan mutsuz olan Gaia , çocuklarını ayaklanmaları için kışkırtır . Titanlardan Kronos ( Roma mitolojisinde Saturnos ) annesi ile anlaşır ve babasına karşı ayaklanarak kardeşlerini kurtarır .

Kronos evrene hakim olunca kızkardeşi Rhea ile evlenir ve çocukları Zeus , Hera , Hades , Demeter , Poseidon ve Hestia doğar . Ama Kronos kaderini bilmektedir . İleride kendisine rakip alacak oğlu Zeus’u yutmak ister . Ancak Rhea , annesi Gaia’dan yardım ister ve Zeus Girit’e kaçırılır . Kronos tarafından yönetilen Titanlar ile geleceğin tanrıları Zeus ve kardeşleri arasında korkunç bir savaş başlar . 10 yıl süren savaşı Olimposlular kazanır ve Titanları yerin altına gönderirler . Tanrılar dünyayı paylaşırlar ve Zeus bütün evrenin egemenliğini ilan eder .

İşte Titanlar ile Tanrılar arasındaki bu savaşta Titan İapetos ile su perisi Klymene’nin oğlu , Prometheus’un kardeşi ATLAS , Zeus’a karşı Titanların yanında savaştığı için , Zeus tarafından gök kubbeyi sonsuza kadar omuzlarında taşımakla cezalandırılır .

Hikayenin ilginç bir başka yeri de var . Efsaneye göre Herkül , Hesperidlerin bahçesinden altın elmaları çalmak için Atlas’tan yardım ister . Atlas , Herkül’e gök kubbeyi kendisi yerine bir süre tutarsa yardım edebileceğini söyler . Herkül kabul eder , Atlas elmaları çalıp gelir , ama gök kubbeyi tekrar taşımak istemez . Herkül’den taşımaya biraz daha devam etmesini ister . Anlaşmanın bozulduğunu anlayan Herkül , kabul etmiş görünür ama omuzluğunu düzeltme bahanesi ile gök kubbeyi tekrar Atlas’a verir ve elmaları alıp kaçar .

Homeros’un eserlerinde ise Atlas ,  yer ile gökü birbirinden ayıran direkleri omuzlarında taşıyan bir deniz yaratığı olarak anlatılır . Direkler Dünya’nın en batı ucunda , ufkun hemen ardındadır . Bu hikayeye göre bölgenin kralı olan Atlas , konuksever olmadığı için Perseus’un öfkesini çeker . Perseus , insanları görüntüsü ile taşa çeviren Gorgo’nun başını Atlas’a gösterir ve Atlas dağa dönüşür . Bugün Afrika’nın kuzeybatısındaki Atlas Dağları , işte bu dağlardır .


Belvedere Sarayı ( Sala Terrana ) / Viyana / Benim favori Atlasım

Atlas’ın mitolojideki bu hikayesinden yola çıkarak mimaride bir balkonu , saçağı ya da başka bir çıkmayı desteklemek için kolon veya sütun olarak kullanılan erkek figürlerine Atlas ismi verilmiş . Yıllardır bakıp fotoğraflarını çektiğim bu figürlerin anlamını öğrenmem ve bu yazıyı yazmam konusunda bana verdiği ilham için Neşe Hocama teşekkürü borç bilirim .


Erekhtheinon / Akropolis / Atina

Atlas figürünün antik çağlardan , klasik mimariden beri kullanıldığı biliniyor . Ortaçağ’da bu figürler unutulmuş , çok az kullanılmış . Maniyerizm ve barok dönemle birlikte tekrar ortaya çıkmış . Barok dönemin iki önemli şehri , Viyana ve Petersburg’ta bu figürlerin bol bol görülmesi bu yüzden . Figürler 20. yüzyıl başlarına kadar kullanılmış . Modernizm ile beraber tekrar kaybolmuşlar .


Karyatidler Portikosu / Erekhtheinon / Akropolis / Atina

Klasik yunanda figürler Karyatid ismi ile karşımıza çıkıyor . Karyatidler , yapılarda sütun yerine kullanılan giysili kadın figürleri . Roma mimarisinde bunların erkek karşılığına Telamon deniyormuş . Atlas figürlerine ağır bir yük taşıyormuş gibi poz verdirilirken , Karyatidlerde Atlas duruşu görülmüyor . Atlasların sırtları eğilmiştir , ağırlıkları omuzlarında veya kollarında taşırlar . Karyatidler ise dik durarak ağırlığı başlarında taşırlar . Her ikisinde de bazen tüm insan figürü , bazen yarım gövde kullanılmış .


Karyatidler Portikosu / Erekhtheinon / Akropolis / Atina

MÖ 90-20 yılları arasında yaşadığı düşünülen Roma’lı mimar-mühendis Vitruvius , De Architectura isimli eserinde Karyatidlerin hikayesi anlatır . Karyatid , yunancada ”Karya’nın Kızları” anlamına geliyormuş . Yunanlıların Perslerle yaptıkları savaşlarda Karya halkı Perslerle beraber savaşmış . Persler yenilince Yunanlılar şehirdeki tüm erkekleri kılıçtan geçirmiş , kadınları da köle yapıp ağır işlerde kullanmışlar . Kadınlar uzun giysilerini ve diğer evlilik simgelerini çıkarmalarına izin verilmeden teşhir edilmişler . Gelecek kuşaklara ibret olsun diye kamu binalarının kolonlarını bu köle kadın figürleri ile değiştirmişler . Hikaye ilginç ama Yunan-Pers savaşı öncesinden dönemlerde de bu figürlere rastlandığını hatırlatalım .


Yeni Akropol Müzesi / Atina

En çarpıcı karyatidler , Atina’da Akropolis’te Erekhtheinon’un ( İÖ 421-405 ) güney cephesindeki Karyatidler Portikosu olarak ta bilinen saçaklığı taşıyan 6 figürdür . Bunlardan biri Lord Elgin tarafından İngiltere’ye kaçırılmış ve halen British Museum’da sergilenmekte . Kalan 5 tanesi ise Atina’da Yeni Akropol Müzesinde .  Bu müzede fotoğraf çekmek yasak olduğu için size gerçek görüntülerini gösteremiyorum . Müzenin girişinde çektiğimiz birkaç fotoğraf için bile küçük bir fırça yedik . Ama müze muhteşem , görmenizi öneririm . Akropoliste gördükleriniz bu Karyatidlerin orijinalleri yerine konulmuş bire bir kopyaları .


Yeni Akropol Müzesi / Atina

Karyatidler aynı yükseklik ve yapıdalar ama hiçbiri birbirinin aynı değil . Yüzleri , saçları , duruşları , giysilerinin dökümü farklı . Soldakiler sağ dizleri , sağdakiler sol dizleri üzerinde duruyorlar . Diğer dizleri hafif bükük ve öne doğru . Saçlarındaki dağınıklık ve kalın-kaba duruş mimari açıdan ince olan boyun kısımlarına destek olmak için bilerek yapılmış .


Yeni Akropol Müzesinden bir zemin süslemesi / Atina

Şimdi sizleri son 5 yıllık gezilerimden çektiğim Atlas ve Karyatid fotoğrafları ile başbaşa bırakıyorum . İyi seyirler .


Kinsky Sarayı / Viyana


Freyung Pasajı / Viyana


Bohemya Adalet Sarayı / Viyana


Melk Katedrali / Melk


Melk Katedrali Kütüphanesi / Melk


Fontanka Kanalı kıyısında bir bina / Petersburg


Mihaylovski Sarayı / Petersburg


Aniçkov Sarayı / Petersburg


Beloselski-Belozerski Sarayı / Petersburg


Riga


Riga


Lejonet Eczanesi / Malmö


Trieste’de bir sinema girişi


Trieste


Trieste


Place de la Comedie’de bir bina / Montpellier

Ve Atlas figürlerinin en şanslıları :


Karlovy Vary

Çünkü Atamızı görmüşler :




Sağlıcakla kalın . Şanssız kalmayın .

8 yorum

  • sadiye dedi ki:

    Özellikle sonu çok çok güzel, ellerinize sağlık..

  • NEŞE dedi ki:

    Sevgili doktor bu yazı gözlere şenlik,bilgilere cila oldu,ellerinize sağlık,şifa verdi desek yalan olmaz.Mitoloji bence sonsuz bir kuyu gibidir ama bu kuyunun suyundan içenler de bir daha iflah olmaz bir arkeoloji -sanat tarihi tutkunu olurlar..Bu güzel yazıda bir parça payımız varsa bize mutlu olmak düşer..Sevgiler…

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    NEŞE Hanım haklısınız mitoloji dipsiz bir kuyu, içine düşeni de çıkarabiliyorsanız çıkarın. Ben de üniversite yıllarında mitolojiyi seçmeli ders olarak almış ve müptelası olmuştum. Hale o dönemden bazı kırıntılar var aklımda. Süper bir yazı, müthiş fotoğraflar. Teşekkürler…

  • arkutbay dedi ki:

    Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim . Ne yazık ki son zamanlarda yaşadıklarımıza bakarsanız ülkemizin evlatlarını gömen Uranos’tan veya evlatlarını yiyen Kronos’tan bir farkı kalmadı . Bize ne lazım acaba , bir Zeus mu ?

  • ayca42 dedi ki:

    Bilgilendirici bir yazı olmuş , fotoğraflar şahane , teşekkürler…

  • ayca42 dedi ki:

    Bilgilendirici bir yazı olmuş , fotoğraflar şahane , teşekkürler…

  • mcatullus dedi ki:

    Mitoloji konusunda oldukça blgilendirici bir yazı. Bizde, sanat dallarında mitoloji neden kullanılmıyor anlamıyorum. Elinize sağlık.

  • arkutbay dedi ki:

    Ayça Hanım , mcatullus . Beğendiğinize sevindim , güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*