Atina 2009

Salisbury yazısının çilesi dolmadı. Bitmeyecek bu gidişte. Sıcak hemde çok sıcak yerlerden biri olsun derken .. 2009 haziranındaki Atina gezisi aklıma geldi. Geçen sene Nisan mayıs ayında yaz programı için kıvranırken ,sezeryanla bir iş gezisi kucağa düştü. Hatrı kalır, gidilmeli.


Kuzenim,iş arkadaşım ,kardeşimden oluşan 3 erkek ve adamdan saymadıkları ben ile Thy’nin koltuklarına kurulmuştuk bile. Kimse birbirini tanımayacak ,karşılaşırsak “hello” diyip yolumuza devam edeceğiz.kural bu. Atina semalarına gelince , havanın sıcaklığından uçağın havalandırması bile yetersiz kaldı. Atina havalimanına inicez belli ki alçalıyoruz ama hani pist. Tepelikler , bozkır havasında Şile kumlukları aa evet evet Eleftherios havalimanına indik. Keşke o şikayet ettiğim sıcakta olsaydım şimdi. Bir taxi ile anlaştık, amca klimaya da yol verince , başladık muhabbete. Hava sıcak , adam sıcak bizimkiler hemen “en iyi bar nerde? Nerde yiyelim içeim ? plaj nerede? hocam sen bilirsin” diye beleş rehberi sömürdüler. Otele doğru ilerlerken trafik kurallarından bi-haber ,önüne gelenle bağrış çağrış kavga eden taxi şöförü bizimkilerden farksızdı. Çatısız, tenteli balkonlar, her binanın sağından solundan sarkan klima boruları, bol tabela, yunanca yazılar , hiç ummadık bir anda karşınızda beliren heykeller, bir sokak çok temizken , bir diğeri toz çöp içinde, çok da büyük olmayan, tarihi ve sanatsal olarak çok önemli bir şehir. Otelimiz meşhur yeme, içme ,eğlence mekanı Plaka yakınında butik otellerden biri, Acropolis Hotel’e yerleştik. Bizimkilere “Acropolis’e çıkalım önce” dediğim andaki bakışlar, yaşamayı çok sevdiğimi anımsattı bana.


Plaka; Atina’daki biraz salaç, biraz sempatik , eğlenceli , yiyelim , demlenelim, muzik dinliyelim, sahte antikalar alalım, incik boncuk görelim  ,tarihi eser görelim, isteyenler için hoş bir mahalle. Osmanlı ordusundaki Arnavut askerlerinin buraya yerleştiği ve Plaka ismini verdikleri rivayet edilmekte.


      


Tarihi binalar arasında gece, gündüz her daim neşe ve eğlencenin olduğu  bizden bir yer. Yukarıdaki resimde görülen lunapark trenleri ile şehri genel olarak havadar şekilde de gezebilirsiniz. 11 yy dan kalma bir Bizans şapeli Agios Nikolas çok şirindir. Alt resimde plakadaki bir barın içki duvarı görünmekte. afiyet olsun efendim…

   

Plaka’da ki güzel akşamın ardından; davetlisi bulunduğum firmanın  Villa Mercedes adlı çok şık restoranındaki yemeğinin ardından kravatlar gevşeyip, bayanların şen kahkahaları yükselince zamanın ne kadar kifayetsiz kaldığı anlaşıldı. Yunanlılar eğlenmesini de eğlendirmesini de iyi biliyorlar. Eğlendik mi? Hemde nasıl..Teşekkürler


Sabahın köründe sıcak basmadan Acropolis’e çıkmak için yola çıktım. Plaka’dan Acropolis’e yürüyerek ilerlerken; 1 yy dan kalma Rüzgar Kulesi su saati ( oda ne demekse ) ve rüzgar gülü olarak kullanıyormuş., Suriye’li astronom tarafından yaptırılmış. Her bir yönünde bir hikaye anlatılmakta.


   
Bu arada tüm buraları tek başıma geziyorum çünkü yolculuk arkadaşlarım Yunanistan’nın “taşlarını” görmeye plaja gittiler. J Zaten birde dönüşe yakın görüştük.


İlerledikçe 15 yy dan kalma Fatih Sultan Mehmet’in şerefine yaptırılan Fethiye Camii görünüyor. 400 yıla yakın hüküm sürülmüş bir ülkede bu kadar az Osmanlı eseri olması manidar . Az mı yapılmış ? az mı korunmuş? Fesat beynim iş başında J
  

Çık çık bitmiyor ..Acropolis i aşağılarda bir yere kursalar ne var yanı ? Öğle saatleri yaklaştıkça içilen sular yetmiyor. Güneş kremi satan yer yok mu ya ? aa sanırım serap görmeye başladım.

 

Bu arada sağım solum , demirlerle çevrilmiş taş kalıntılarla dolu. İnsan nereye bakacağını şaşırıyor.Hadrianus Kütüphanesi , zamanın güzel yapılarından biri olduğunu anlatıyor .


     

Etraf sakin benden başka kimse yok gibi .. tabi olmaz ..Acropolise çıkmak için en zorlu, en dik ,en uzun yolu ,seçen başka bir manyak olamaz tabi.. Dionysos tiyatrosu; Atina’nın ilk tiyatrosu önceleri ufak gösteriler , sohbetler için kullanıldıkça sonra sonra bakmışlar bu iş iyi gidiyor  İÖ 300’lerde tekrar inşa edilmiş. Güzel kabartmaları günümüze kadar çok iyi ulaşmış. 
   
Dionysos Tiyatrosu



Aşağıdaki resimdeki yüksek tepe Atina’nın en yüksek tepesi Lykavittos tepesi. Oraya da çık paçandan altın akıcak deseler kılım oynamaz solim… Efsanesi varmış. Akropolis yapılırken Athena elinden kayayı düşürünce bu tepe olmuş.


   
Acropolis , Atina’nın sosyal , kültürel alanlarda timsal olması için İÖ 5 yy da yapımına başlanmış. Dionysos tiyatrosundan uzun bir yürüyüşle tepeye doğru sürünmeye devam ederken Asklepios Mabedi, Herodes tiyatrosuna gelindi. İspanyol bir gruptan su dilendim. Acıdılar bana . Başımı okşadılar. Devrelerim karışmış. Yaklaşık 1 saat sonra beyin ve ayaklarım arasındaki teller çalıştı. Herodes tiyatrosu onarılmış ve şimdilerde çok özel konserler verilmekteymiş. Beule Kapısı Acropolisin en eski giriş kapı. Beule kapısından geçince Athena’ya ithaf edilmiş Nike tapınağına ulaşılıyor.
  Herodes Atticus Tiyatrosu



   
Athena Nike tapınağı (resim internetten) .


Gözümün feri sönmüş ..değil tapınağın resmi, Athena çıkıp gelse sallamazdım. Ha şimdi pişmanım o ayrı mesele. Şehirdeki pek çok heykel , bina tapınak ,Atina kalkınsın namı yürüsün diye yapılmış eser, Atina’nın koruyucusu Athena’ya adanmış. Parthenon , dikdörtgen zemin üzerine 12 metrelik sutunlarla çevrili tarihi önemli yapılarındandır.Artık içinde olmayan devasa Athena heykeli ile tarihin en eski simetri harikası yapılarındandır.Osmanlıların cephaneliği olduğu dönemde İtalyanların saldırısına uğramış, yanmıştır. Acropolisin hemen her yanı onarım, bakımda. Ama çalışan hiç kimse görmedim. Yıllar önce gitmiş bir arkadaşım en az 20 senedir bakımda dedi. Ben bu çalışma hızını bir yerden anımsıyorum ..hmmzzz..


Bitpazarında biraz dolaşıp, hoş dükkanların serinliğinde oyalanıp,bizans ikonları yapan bir atolye çok keyifli bir saatten sonra , Antik Agora da bir tur atıp ,otele döndüm. Bittimi ? yoo.. Daha Pireas 2009’a gideceğiz.




  
Vive Mare deniz kıyısında ;restoran&bar  müthiş keyifli bir yer. Dostlar, muhabbet ,biraz iş ,çok geyik, how is life ? muhabbeti ile ününü hak eden Yunan kıyıları manzarası ile gecenin tadına vardık.  Vur patlasın ,çal oynasın..


Akdeniz kültürünün pek çok ortak yanı var ..evet ama Yunanistan ile bu kadar benzerliğe görünce inandım. Davranışlar , konuşmalar, yemekler, tadlar, giyimler, sövmeler,.. 1453 İstanbul’un fethi ile devlet varlığı fiili sonlanmış bir milletin yüzyıllarca Osmanlı gölgesinde ki kendini koruması beni çok etkiledi. Mücveri bizim kadar iyi yapamıyorlar , dolmalar kalın ve yavan evet ama olsun. Lokum , baklava,nazar boncuğunu da onlarınmış J 


    


Syntagma meydanında arlementonun önündeki meçhul asker anıtının önündeki meşhur nöbet değişim seansı için beklerken, köpeğin biri onca insanın içinde gel bana hırla.. Vela helva..ısırılma tehlikesi atlattım..


Askerlerin kıyafetinde ki eteklikte tam 400 pile var .Osmanlının Yunanistandaki 400 yıllık egemenliğini temsil ediyormuş.Disiplini hiç bozulmadan yıllardır aynı töreni yapmalarına saygı duyuyorum. Askerlerde bi heybetli bi görkemli ama heyhattt.. değil mi ki o beyaz taytı giyiyorlar Albatros’un vucut bulmuş hali olsa ne yazar ..



  

Tıkınma saatine kadar caddesindeki dükkanlara bakıp merkezi dolaşmaya devam ediyoruz. Meydanın karşında kalan şehir merkezine doğru alışveriş ve sokak gösterilerine bakarak, Ermou caddesinde ilerliyoruz.  Bizans kilisesi Kapnikarea görülmeye değer güzellikte. İkonlar ve yapının genel hali çok güzel.


 



  


Bu resimde gördüklerinizde kendini Russel Crowe sanan  bir grup . Birde kendini Spartalı sanan çelimsizler vardı. Resimlerini çekmek için enerji harcamaya değmezdi.


  Bilindiği üzere Yunanistan, Atina Olimpiyatların doğduğu yer kabul edilir. Kallimarmaro stadı ve yanındaki Atina antik mezarlığı görülmeli….
  

   


Yukarida sağdaki resimde Hadrianus kemeri . Aslında Atina’nın en önemli eserinden kalan bir kemerdir. Asarım keserim bir hükümdar , Zeus için bir tapınak yapılmasıni emretmiş ama 700 yıl sonra anca bitmiş. Bu kemerde bir ara Roma imparatoru Hadrianus yaptırmış.


 


Her gittiğimiz yerde bir tantana olucak ya.. Yunanistan’nın en modern, en büyük müzesinin açılışı var. Bir çok ülkenin üst düzey devlet-i  erkanı gelicek diye yolların bir kısmı kapalı, sokak aralarında polisler , kontrol noktaları var.


Ufak bir gece turu ile müzenin lazer , multivizyon gösterileri , muzik ve gökyüzünü aydınlatan açılış şenliklerini izlemeye Plaka’ya  gittik. Gerçekten görülmeye değerdi.


   

7 yorum

  • mugeyidogan dedi ki:

    sıcak mıcak demeden dağ,taş,tepe gezmişsin. Valla helal 🙂 Ben olsam denizden çıkmazdım muhtemelen. Plaka’ yı merak ettim, bayılırım grek müziğine ve uzoya :))

  • maliho dedi ki:

    Hoş bir yazı ve güzel fotoğraflar, teşekkürler

  • NEŞE dedi ki:

    Haziranda bu işi iyi kurtarmışsınız,siz asıl ortalığı temmuz,ağustosta görün,ortalık cayır cayır..Plaka daki meşhur konyakçı “Brettos “u görünce akrabamı görmüş gibi heyecanlandım,bu şirket yüzyıldır aynı yerde ve dünyanın en iyi konyaklarını yapıyorlar,Metaksas filan hikaye,müthiş lezzetli.keşke birkaç şişe alsaydınız.Rüzgar kulesinin her cephesinde bir rüzgar sembolize edilmiş,bora,lodos gibi..Anlatımınızı beğeniyorum,teşekkürler.

  • justinian dedi ki:

    Yine şen şakrak bir yazı… 🙂 Ben de Roma forumunu böyle ensede boza pişiren bir sıcakta gezmiştim. Yorgunluktan öldüğüm için Palatino tepesine çıkmamıştım ama sonra pişman oldum. Bu arada 400 senede benliklerini yitirmemiş olmaları önemli ama 1453’e kadar 2000 senelik bir geçmişleri olduğunu da unutmamak lazım. Yakın diye görmeyi en sona bıraktığım Atina’yı şimdi daha çok merak ediyorum. Teşekkürler. 🙂

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Daha kaleme almadim ama benim de hos Yunanistan anilarim var. Sene 1997, iki bayan atladik arabamiza ver elini Ipsala sinir. Gümrük polisi sasirmisti bizim halimize, “Hayrola, iki bayan nereye böyle?” diye sormustu. Biz de “Hiççç iste estiler, dolasmaya çiktik.” demistik. Neyse Turumuz Kavala ile baslayip, Selanik, ardindan Atina ve oradan Santorini Adsi ve final Meteora’yi içeriyordu. Harika bir seyahatti. Neseli anlatiminla beni maziye tasidin. Tesekkürler :-).

  • tofi dedi ki:

    eline sağlık cok guzel olmus, kolanaki yi es geçmişssin gibi.

  • Suzandan dedi ki:

    memleketlerin her biri büyük..:) her ülkede yer yeri gezme şansımız nedir ki ? hemde iş seyahatlerine sıkıştırılmışsa .. artık onuda başka zaman görürüz kısmetse 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*