AŞKI VE BUCAYI GEÇ TANIDIK BÖLÜM 2 ” YAŞAYAN BUCA “

AŞKI VE BUCAYI GEÇ TANIDIK! BÖLÜM. 2: “YAŞAYAN BUCA”


 


1800’ lü yılların Buca’sını geride bırakıp mihmandarımız sevgili Aylin Hanım’ın rehberliğinde günümüz yaşayan Buca’yı keşfediyoruz.


Son yıllarda iyice büyüyen ve gelişen Buca’ya üç dönem değişik siyasi partilerden belediye başkanlığı yapan Cemil Şeboy’un projeleri damgasını vurmuş.




İlk önce modern mimarideki belediye binasının hemen arkasındaki ve Forbes köşküne çok yakın olan “Kadın Aktivite Merkezini” ziyaret ediyoruz. Beş yıldızlı otel konforundaki merkezde spor salonu, sauna, okuma odaları, kafeterya, yüzme havuzu yer almakta. Merkezin sorumlusu bize merkezi gezdirip bilgi veriyor. Kadın Aktivite Merkezinden yürüyüş mesafesindeki “Engelliler Aktivite Merkezine” geçiyoruz. Şirinyer Parkı içindeki merkezde bizim gittiğimiz saatte sabah gurubu servislerle evine dağıtıldığı ve yeni gurup henüz gelmediği için kimse yoktu. Burada da merkezin sorumlusu aktiviteleri hakkında bilgi verdi. Doğrusu böyle merkezleri görmek biz binrota İzmir ekibini mutlu etti.


Kadın Aktivite Merkezinden


Engelliler merkezinden çıkıp De Jongh Malikânesi, Rees Köşkü ve İstasyonu gezip bitirince acıktığımızın farkına vardık. Bunun üzerine mihmandarımız Aylin Hanım bizi Buca Gölet’teki Belediye işletmesinde misafir edeceğini söyledi. Hep birlikte aracımıza binip merkeze yaklaşık 10 km mesafede Kaynaklar Köyü yakınındaki Gölet’e gidiyoruz.




Buca Gölet


Çok geniş bir alan üzerine kurulmuş tesiste ortada suni bir göl, adası ördekleri sandalları ile sizi yeşillikler içinde karşılıyor. Etrafı çam ormanları ile çevrili alan hafta sonları cıvıl cıvıl olmasına karşın bugün bize sonsuz bir huzur ve dinginlik sunuyor. Buca Gölette sizi değişik alternatifler bekliyor. Et ve Balık restoranı, Gölet Bar, Şebnem Kafe, Piknik alanları, Anfi Tiyatro, çocuk oyun alanları ve hobi bahçeleri. Belediyenin işletmesindeki restoranda Buca Belediyesinin misafiri oluyoruz ve gölete karşı biralarımızı yudumluyoruz, yemek sonrası da kahvemizi içip tekrar gezimize kaldığımız yerden devam etmek üzere Buca’ya dönüyoruz.


Eski Buca’ya – benim deyimimle Old Town-  inmeden Cemil Şeboy’un diğer projelerini göreceğiz. İlki Yedigöller;


Yedigöller


Eski bir dere yatağı olan ve moloz dökümü için kullanılan bu vadiye Belediye 2003 yılında yukarıdan aşağıya doğru kademelendirerek yedi suni gölet yapmış. Fast food restoran, açık hava diskosu, yürüyüş yolları ve gösteri alanları yapılmış, kule köprüsü ile de iki yakanın ulaşımına da hizmet etmiş.


Yedigöller’den sonra bir paralel dere yatağına da “ Spor Vadisi” inşa edilmekte. Buca sporun maçlarını oynayacağı modern bir stad, suni çimli antrenman sahası, basketbol ve voleybol sahaları yapımı devam eden projeler.


Spor Vadisine yakın bir tepe üzerine inşa edilmiş ve Buca’yı yukarıdan gören Buca Tenis Kulubüde Buca’nın sosyal ve spor etkinliklerine zenginlik katmış. Oldukça zevkli ve lüks döşenmiş tesiste bir restoran, oyun ve dinlenme salonu, bir açık yüzme havuzu, iki kapalı, dört açık tenis kortu ve çalışma duvarı yer alıyor.




Mevlana Heykeli ve Mevlana tepeden BUCA


Daha sonra önceleri adı Tıngırtepe olan daha sonra dünyanın üçüncü büyük heykeli olan hümanist felsefesi tüm dünyada kabul görmüş Mevlana’nın heykelinin bulunduğu Mevlana Tepesinden Mevlevi musikisi eşliğinde Buca’yı seyrediyoruz. Heykel yapıldığından bu yana hep aklıma takılan soruyu Aylin Hanım’a soruyorum. – Mevlana Konya ile özdeşleşmiş bir şahsiyet, Buca’ya heykelini dikmek nereden aklınıza geldi.  Aylin Hanım Mevlana’nın sadece Konya’ya değil tüm dünyaya ait olduğunu söyledi. Ama bu cevaptan çok Sevgili Oğuz’un ( EYLÜLADA) Buca yazılarında anlattığı tüm dinlerin ve ulusların Buca’da sevgi ve hoşgörü içindeki yaşam öykülerinde aradığım cevabı buldum.


Yaylacık mahallesi


Gelin Çeşmesi


Mevlana ve müritlerine veda edip merdivenlerden eski Buca’ya doğru, Eski Buca’nın restore edilmiş eski sokaklarına Yaylacık Mahallesine iniyoruz. Selanik’in Yaylacık köyünden mübadele ile gelen göçmenler burada aynı isimle aynı mahallelerini inşa etmişler ve gelenek göreneklerini yaşatmışlar. Burada ki “Gelin Çeşmesi” öyküsü ile dikkatimi çekiyor. Evlenecek kızlar “Kına Gecesinin” ertesi gün kınalarını bu çeşmede yıkarlarmış.


Hipodrom


Son bir yer kalmıştı. Hipodrom. Buca’yla özdeşleşmiş eski adı “Paradise” olan Şirinyer de TJK tarafından işletilen ve artık gece koşularının da yapıldığı Hipodrom. Hipodromu nal seslerinin olmadığı ve “- Yürü kızım” nidalarının olmadığı sessiz bir anında ziyaret ediyoruz.


Gezimizi Buca Belediyesi binası önünde bitirirken sevgili mihmandarımız Aylin Hanım’a ve şoförümüze teşekkür ediyoruz.

Yazı ve Fotoğraflar:
M.Cengiz TÜMER
17 Nisan 2009

17 yorum

  • BÜLTER dedi ki:

    Güzel yazılarınızı okudukça hem şaşırıyorum hem anılara gidiyorum. Bir önceki Buca yazınızda aklıma katıldığım satranç turnuvası gelmişti. Yazınızın sonunu okuyunca babamla bir kaç kez gittiğim hipodromu ve koşuları hatırladım. Şaşırmamın sebebi ise Buca’nın hakikaten çok önemli gezi noktalarından olması. Benim küçükken tam olarak fark edemediğim.

  • Alinda dedi ki:

    Buca Gölet, yedigöller ve Mevlana Tepe’den Buca manzarası gerçekten harika görünüyor fotoğraflarda. Ayrıca moloz dökülen bir dere yatağının böylesi güzel bir şekilde projelendirilip hayata geçirilmiş olması, bence tüm belediyeler için örnek teşkil etmeli.Bu arada Tıngırtepe ismi çok hoşuma gitti. Keşke değişmeseymiş adı. Daha bitmedi yorumlarım 🙂 Yaylacık Mahallesi ve Gelin Çeşmesi neden bilmem bana erken dönem Gaudi mimarisini anımsattı. Son derece bilgilendirici bu güzel yazıyı keyifle okudum Cengiz Abi. Emeğine ve ellerine sağlık.

  • EYLÜLADA dedi ki:

    Bu da Buca’nın modern yüzüdür.

  • ayşegül- dedi ki:

    Kimin aklına gelir ki İzmir’in kendi halinde kasabası Buca’nın, geçmişiyle bugünüyle bu kadar şaşırtıcı olabileceği, benim gelmezdi. Cengiz bey ve tüm İzmir ekibine teşekkür ederim, gerçekten bilmediğim bir yeri tanıdım sayenizde.Gelin Çeşmesi de çok güzelmiş ayrıca..

  • Zeynep dedi ki:

    Yine size özgü güzel bir anlatım olmuş paylaşımınız için teşekkürler

  • Honeyseller dedi ki:

    Evet bu buca eskisi ve yenisiyle yaşanacak bir yere benziyor.Emeğinize ,kaleminize,ufkunuza saglık Cengiz bey/son zamanlarda haber sitelerinde İzmir de Türkiyenin maldivi diye tanıtılan kalem adası var.Tanıtımda gizli kalmış cennet deniyor.Bir fikriniz var mı ?Tekrar teşekkür ederim Cengiz Bey.Ayrıca dün pelin öyküsünü okudum.Çok beğendim Hocam.

  • hburcu dedi ki:

    Buca Gölet’i çok güzel görünüyor. Ellerinize sağlık. Teşekkürler.

  • abt_smyrna dedi ki:

    Buca’yı anlatan ve günümüzü yansıtan başarılı bir yazı olmuş!

  • fakioglu dedi ki:

    10 yıldan uzun bir süre oturduğumuz Buca’yı senin gözünden yeniden seyretmek çok güzel oldu Cengiz Abi… Eline sağlık…

  • abidindemir dedi ki:

    Sevgili Cengiz kardeşim,sizi ve yazılarınızı özlemişim. Ellerinize sağlık.Teşekkürler.

  • tütü dedi ki:

    Yaylacık Mahallesinin elektrik kablosuz, birbiriyle uyumlu evlerinin olduğu sokaklar çok hoş. Ama Mevlana heykelinin altındaki binaya tutuldum. Tıngır Tepeye Rio’nun Corcovado’su (!) gibi bir heykel yapma düşünceyle yola çıkılmış olabilir o güzel de, heykelin dibine uygun bir kaide yerine o ezilmiş gibi binayı yapma fikri hiç hoş olmamış…Bu sözler yapanlara..Size Buca’yı tanımamızı sağladığınız için teşekkürler sevgili doktor..

  • enise dedi ki:

    Sevgili Cengiz bey Buca’yı tanıtan çok güzel yazı olmuş.Yüreğinize sağlık.Teşekkürler.

  • m2hyt dedi ki:

    elinize kaleminize sağlık… teşekkürler

  • oymakas dedi ki:

    Güzel yermiş Buca. Benim aklıma Buca denince kadınlar hapisanesi gelir hep bir zamanlar Bülent Ersoy’un da kaldığı. Yanlış hatırlamıyorum di mi?

  • mctumer dedi ki:

    Yazıma yorum yazan tüm dostlarıma teşekkür ederim. Haklısın Sevgili Arman, Buca Cezaevi de Buca’nın hoş olmayan simgelerinden. Açıkçası ben bu güzelliklerin arasına almayı içime sindiremedim. – her ne kadar yaşamın gerçeklerinden olsa da-

  • ZİKO dedi ki:

    Gerçekten Buca güzel yermiş.Farketmemişiz.Ama Şirinyerde atların peşinde koşmuşluğumuz vardır.Güzel günlerdi.Teşekkürler.Mahalle gezilerinizde Bucadan sonra Bornova olur diye düşünmüştüm ama Oğuz beyden araya bir Roman havası alacağınızı öğrendim.

  • Fabulinus dedi ki:

    Buca’da oturan biri olarak yazılarınızı keyifle okudum .. sanki başka yerlermiş gibi geldi .. Elinize sağlık.

hburcu için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*