ANTWERP !! yoksa ANTWERPEN mi…

   Belçikalılar: “neden bu kadar masraf harcıyorsunuz yollarınıza, neden bu kadar yeniliyorsunuz yapılarınızı…?” diyerek Hollandayı eleştire dursunlar; Antwerp’e, Hollanda şehirlerini gezdikten sonra gidecek olursanız farkı hemen görürsünüz. İşte Belçikadasınızdır..


   Şehirler daha özensiz, yerler kirli, yapılar restoresiz, bakımsız..


   Binaların 200 yıllık olanları da var; yeni yapılmış olanları da.. bir sokakta bir bütünlük yok, organize olamamış gibi.. bakın bir yanda tarihin gösterişli evleri diğer yanda modern binalar sırtsırta…



   Hemen tüm avrupa şehirlerinde olduğu gibi yine görkemli bir kilise ve onun etrafına kurulmuş yerleşke. Kiliseye giriş 4,5 E.  Müze hizmeti vermekte ama halen daha dini kutlamalara ev sahipliği yapıyor ve 4000 kişinin üzerinde bir insan kalabalığına yetecek genişliğe sahip. En ilginç yönlerinden birisi kilise figürlerinden birinin ve bebeğinin zaman zaman elbiselerinin değiştirilmesi ve aynı tip giydirilmesi. Tabi bu elbiselerin her biri en az 700 yıllık..








   Sokaklarda gezerken zaman zaman insan kendini İstanbul’da zannediyor. Evlerin köşelerini heykelcikler süslüyor.Söylemeye gerek bunlarda özensizlikten düştü düşecek..





   Valilik binasının önündeki meydan gerçekten görülmeye değer. Yeşile boyanmış 200 yıllık ejderha figürü, çevresini saran herbiri en az 150 yıllık – şu anda ya bar ya da cafe- evler ve arka plandan göğe uzanan kilisenin silüeti..





   Tren istasyonu çok büyük ve çok işlek; hemen her yere direk bilet bulunabiliyor, ulaşım çok çok kolay oluyor böylelikle. Camlardaki süslemeler, küçük heykelciklerle biraz müzeyi andırıyor. Üstteki dev saati görünce;  Benjamin Burton filmindeki geriye doğru çalışan saat geldi aklıma. Aynı ona benzemiyor mu..?






   Antwerp çok uluslu bir şehir gibi zencileri, çinlileri, her milletten insanı görebiliyorsunuz sokaklarda. Diğer şehirlerden çok daha fazlaYahudilerin olması ve sokaklarda kendi otantik kıyafetleri, saç kesimler.. vs.. ile dolaşmaları dikkat çekiyor.


   Şehrin iki yakasını ayıran nehire bir de kale kurulmuş ki.. çimlerine yayılıp mangal yapasım geldi J


  



5 yorum

  • enise dedi ki:

    Sevgili Uğur kısa fakat lezzetli anlatım için teşekkürler…

  • abt_smyrna dedi ki:

    Antwerpen için oldukça kısa olmuş 🙁

  • Alinda dedi ki:

    Aslında şehirlerin eskisine yeniyi karıştırmak,eski olanın içimizde uyandırdığı tüm duyguları yok ediyor.İlk resim bunun kanıtı olmuş. Paylaşımınız için teşekkürler.

  • mcatullus dedi ki:

    Çok güzel resimler.. Elinize sağlık.

  • NEŞE dedi ki:

    Antwerpen de gördüğünüz Yahudiler çok özel giyinir ve büyük kürk şapkalar takarlar,hepsi elmas-pırlanta işi ile meşguller,çok çok zenginler ve özel mahallelerde çok güzel evlerde kendi cemaatlerine dönük yaşarlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*