Antalya’nın Saklı Ruhu: Silyon

Akdeniz bölgesi, antik şehirlerin, tarihi kalıntıların ana kucağı. Binlerce yıl evvel, Pamfilya ve Likya’ya ev sahipliği yapmış bölge şimdi ise otel turizminin en işlek noktası. Antalya denildiğinde akla gelen bölgeler, Kemer, Belek, Kaş ve Kalkan olsa da, aralara sıkışmış bazı ilçeleri etraflıca keşfe çıktığınızda, antik kalıntılara rastlamak mümkün. Hani derler ya, elini sallasan harabeye çarpar diye.

Serik, kendine has yerleşimi, insanı, kuralları ile, Antalya’nın böyle bir ilçesi. Serik yoluna girdiğinizde, sanki içi oyulmuş dağın yamaçlarına yayılmış hali ile Silyon, uzaklardan kendini belli ediyor. Yaklaştıkça, eskinin gizemi daha da kendine çekiyor sizi. Hele bir de kendisine ev sahipliği yapan tepenin sisli görüntüsü, anlık yaşantınıza macera ve gizem katmakta.

Vahşi doğası ıssızlığının en temel sebebi, ortada ne dikenli otlardan arındırılmış bir gezi parkuru ne de üzerinden gele gide açılmış, belirginleşmiş bir patika yol var. Bu yoksunluklara rağmen, köyün içine bıraktığımız arabanın park noktasından taa tepeye ulaşmak için harekete geçiyoruz. Tepeye ulaşmak için adım adım yol alırken, uzaktan flu görünen kalıntılar, gözümüzün önünde netleşmeye başlıyor. Şehrin içine serpilmiş toprak mezarlar, kubbeli ev harabeleri, uçurumun tepesine konuşlanmış antik tiyatro, sıra sıra pencereleri ile eşsiz mimarisinden eser kaybetmemiş surlar ve duvarlar, zihnimize kazılıyor, şehrin yorulmuş ve yaşlanmış ruhunu hissettiyor.

Geziye çıkmak için öğleden sonra saatlerini seçmek, dağa tırmanırken, arkanızda kalan şehir ve deniz manzarasının daha da etkileyici olmasını sağlayacaktır. Ulaşımla birlikte kendinize 2-3 saat ayırmalı ve küçük bir sırt çantası içinde bol su, yara bandı, fener ve fotoğraf makinesi bulundurmalısınız. Silyon’u keşfe çıkmanın verdiği enerji ve heyecana dalıp da, gün batımından evvel inişe geçmeyi unutmayın.

Küçük bir tavsiye daha, eğer evinizde enerjisini atmak için sabırsızlanan bir köpeğiniz varsa, yolculuğunuza eşlik etmesi hem sizin hem de onun gününü renklendirecektir.

2 yorum

  • borae dedi ki:

    Yıllar önce gittiğim, yıkılan tiyatrosunun oturma sıralarının anakayadan kopan kayaların üzerinde duruşunu hayretle gördüğüm ve hiç aklımdan çıkmayan sarp doğasıyla bir kez daha gitmek istediğim Sillyon’u sayfalarında okumak hafızamı tazeledi. Ellerine sağlık.

  • tütü dedi ki:

    Yolumuzu düşürmek isteyebileceğim bir rota…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*