anlaşılan: savaşın izlerini silmek hiç-kolay değil saraybosna’da…

28092009


ikibuçuk saatlik otobüs yolculuğuyla ulaşıyorum. mostar’dan saraybosna’ya. şehir merkezinin dışındaki küçük terminalden (autobusna stanica) alıyor bizi hostelin sahibi. küçük lada arabasıyla.
*
hostel şehrin tepelerinden birisinde yer alıyor. onlarca merdiveni tırmanarak ulaşıyoruz üç katlı, yüzyıllık binaya. sekiz kişilik oda. (1).









hostel odam


*
şehri çevreleyen tepelerin bosnalılar için çağrıştırdığı: sırp ordusunun tanklarından, tüfeklerinden gönderdiği ölüm…
*
a
kşam salaş bir restoranda çeyrek-kilo ‘burek’ yiyorum. hem de yoğurtlu. leziz. (2). böreğin bir kez daha balkanlara özgü olduğunu gözlemlemiş oluyorum…
*
gece hostelin oturma odasının penceresinden ulusal kütüphaneyi izliyorum. ışıl ışıl. ve hala hüzünlü…


29092009


sabah tepelerden birisine çıkıyorum. şehri daha-bir-iyi görebilmek için. mezarlıkların ve yoksul evlerin, cılız sokak köpeklerinin arasından geçerek.
*
ban kulin sözleşmesi. onikinci yüzyıl bosna-hükümdarı ban kulin’in ragusa/dubrovnik cumhuriyetine vermiş olduğu ticaret imtiyazlarını-gösterir-belge. günümüze ulaşan en eski bosnalı-yapıt…
*
hostelde ağırlıklı olarak ingiliz, iskoç, irlandalı, kanadalı ve avustralyalı gezginler kalıyor. alışıldık-bir tablo anlayacağın…
*









ana meydanda


*
genelde iki yunan gezginle zaman geçiriyorum. bir de katalan arkadaş.
yunan arkadaşlarla temel sohbet konumuz, diğer gezginlerle olandan farklı olarak, elbette osmanlı ortak-geçmişimiz. ve sanki etnik-roller değişmiş-biçimde bir görüş ayrılığı çıkıyor ortaya. iki yunan arkadaşım, osmanlı’nın balkanlardaki varlığının bir zamanlar huzur ve istikrar sağlamış-olduğunu düşünüyor. bense konuya sömürgecilik açısından yaklaşıyorum.
*










tarih müzesi


tarih müzesine gidiyoruz öğlen saatlerinde. taksiyle. 









tito-zamanlarından



müzede, son savaşın tanığı fotoğraflar, bizi bir kez daha ortak bir düşüncede birleştiriyor: nato’nun bu soykırıma geç ve yetersiz müdahalesi…
*
sırp ortodoks kilisesinin yakınında satranç oynayan ve onları izleyen yaşlıları izleyen semih…









satranç izleyenler


*
şehir merkezinde, saat-yönü tersinde ring-yapan tramvay ondokuzuncu yüzyıldan kalma.
*









kilisenin içinde


protestan bir kiliseye giriyorum bir ara. oturmuşum. düşünüyorum. dinler-arasında üstünlük tartışmalarının anlamsızlığını. bir ortayaşlı kadın yaklaşıyor bana. ingilizcesi fena-olmayan. müslüman. kısa sohbetimizde: camide ya da kilisede dua etme arasında herhangi bir fark olmadığını söylüyor bana. gülümseyen gözleriyle…
*









leziz-cevabcici


öğle yemeği için eski kentteki bir restorana gidiyorum. bosna spesiyali ‘cevabcici’ ısmarlıyorum. (3).
*
döviz büfesi yok şehirde. para-değiştirme işlemini bankalarda yapabiliyorsun sadece.
*









savaşta-yitenlere…


savaşın izlerine her yerde tanıklık etmenin burukluğu. binalarda ve insanların zihinlerinde. ve geniş mezarlık alanlarında.
*
saraybosna, hem bosna-hersek federasyonunun hem de bosna-hersek’teki diğer politik güç olan sırp cumhuriyetinin başkenti.
*
tarih müzesinden taksiyle butmir’deki tünel müzesine gidiyorum. yine yunan arkadaşlarımla. sekizyüz metrelik tünelin başladığı/bittiği evin sahibi yaşlı kadın, bahçesinde oturuyor. çiçeklerini yetiştirdiği. savaş dönemindeki huzursuzluğundan uzak.
sonrasında bahçeli-evlerin arasından geçerek bir otobüse biniyoruz. ardından tramvay bizi şehir merkezine götürüyor.
*









birinci savaşın başladığı nokta


avusturya arşidükü ferdinand’ın vurulduğu nokta ve onun karşısındaki latin köprüsü, turistlerin en çok ilgi gösterdiği mekanların başında geliyor. köprüde, doksaniki-doksanbeş savaşından önce suikastçı gavrilo’nun bir heykeli dikiliymiş. sonra kaldırılmış sanırım.
*
eski-kentin her tarafında osmanlı-türk ruhu dolaşıyor. özellikle medreselerin ve türbelerin üzerinde/içinde…
ve ancak görmesini bilen gözler farkediyor: yanyana, kardeşçe, barış içinde sıralanan ortodoks, katolik, müslüman ve yahudi tapınakların varlığını…
*
akşam saatlerinde japon arkadaşım y. ile bir lokantaya gidiyorum. ‘skembe corba’, ‘begova corba’ ve ‘onion dolma’ ısmarlıyoruz masaya. işkembe çorbası, bey çorbası ve soğanlı dolma. (4).


30092009


sabah japon arkadaşımı uğurluyorum. şehrin doğusundaki ‘lukavica’ otobüs terminalinden. sırp cumhuriyeti kısmında yer alan. yolculuğu sırbistan’a doğru…
*
bu ülke benim için, türkiye’nin dışında halkının çoğunluğu müslüman olan ikinci ülke. malezya’dan sonra.
*









bir başka cami


ezanın makamı türkiye’de alıştığımdan oldukça farklı. ve kulağı hiç-mi-hiç rahatsız etmeyen bir ses yüksekliği.
*
hostelde yaklaşık yirmi kişi için tek banyo/tuvalet olması biraz cansıkıcı. ama hostelin sahibi j.’nin arnavut olan karısının eğlenceli sohbeti bunu bağışlatıyor. pekçok türkçe kelime biliyor bu ortayaşlı kadın. ve ancak artık bunları onsekiz yaşındaki oğluna aktaramadığından söz ediyor. zamanın artık değiştiği konusunda haklı…
bana sık sık sırplara karşı hala bir güvensizlik hissettiğini anlatıyor. ‘bir daha katliam işlememeleri için hiçbir neden göremiyorum!’ kuşkusu içinde. haklı mı değil mi, karar vermek bana düşmez…
*
bosna-hersek’te rastladığım-çoklukta başka bir yerde rastlamadım türk-turiste…
*
bugün öğleden sonra ayrılıyorum türkiye’ye doğru.
j.’nin arabasıyla beni bıraktığı küçük havaalanında sigara içmek serbest.
*
ve ulysses’in yolculuğu burada sona eriyor…
*

harcama bilgileri:
(1) 16 marka veriyorum.
(2) 2.50 marka ödüyorum.
(a) 1 euro 2 marka.
(b) ‘sarajevsko’ biranın yarım litresine 4 marka veriyorum. barda içtiğim. iki litresine 2.85 marka veriyorum. marketten aldığım.
(c) şehiriçinde otobüs bileti 1.60 marka.
(3) 7 marka ödüyorum.
(4) sırasıyla 2.50, 3 ve 4 marka değerinde.

2 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Bana Bülent Ecevit in satırlarını hatırlattınız:Yunanlı ile dost olduğunu gurbette anlarsın …demişti…

  • elpida dedi ki:

    Arkadaşım, bu ve diğer ülkelerle ilgili verdiğin bilgiler için çok teşekkür ederim. Özellikle fiyatları belirtmen çok iyi olmuş. Ben İzmir -İstanbul – Belgrad – Osijek – Zagreb – Dubrovnik – Sarajevo – Prodgorica – Piriştine – Skopje – Ohrid – Tiran – Belgrad – İstanbul – İzmir şeklinde bir gezi düşünüyorum ağustos ayı sonuna doğru. Verdiğin bilgiler benim için çok faydalı oluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*