Amsterdam’da 4 Gün

22 Nisan -26 Nisan tarihleri arasında Amsterdam’ da 4 gün geçirdim. Hemen hemen her yerini gezdim, şehrin çoğu yerini öğrendim diyebilirim. Yazımın, gitmek isteyen arkadaşlara iyi bir rehber olacağını düşünüyorum.


 


Schipol Hava Alanı’ndan şehir merkezine ulaşım için hava alanının içinden (alt katından) tren kalkıyor (fiyatı 3,8 € kadar) veya hemen çıkışta Connexion Bus (197 veya 370 nolu otobüsler)  adlı otobüslere binebilirsiniz. Otobüs şoföründen bilet alabilirsiniz (bu da 3,8 € kadar).


 


Amsterdam’da inanılmaz bir ulaşım ağı var. Adamlar, tramvay (şehir içinde en çok buna biniliyor), metro, otobüs, tren ile her yeri birbirine bağlamışlar. Tabi bunda, düz ve küçük coğrafyalarının da etkisi büyük. Bineceğiniz ulaşım aracı 4-5 dakikada bir geliyor. Amsterdam’ a gitmeden önce ulaşım ağı haritasını almanızı tavsiye ederim. Bizim inanılmaz işimize yaradı. Çok güzel dizayn edilmiş. Bu adresten girip renkli bir çıktı alabilirsiniz: http://www.gvb.nl/english/travellers/maps/Pages/Combinomap.aspx



 


Eğer müze gezecek, kanal turu yapmayı düşünüyor iseniz. Amsterdam Card almanızı öneririm. Alacağınız gün sayısına göre fiyatları değişiyor: 1 günlük 38 €, 2 günlük 48 €, 3 günlük 58 €. Hemen hemen tüm müzelere ücretsiz giriş, ücretsiz kanal turu, aldığınız gün kadar ücretsiz sınırsız ulaşım imkanı (Şehir dışına giden Connexion Bus ve pek fazla binmeyeceğiniz tren hariç) ve birçok kafe, restoran ve mağazadan  %25 civarı indirimli alışveriş imkanı sunuyor. Zaten Amsterdam Card almaz, tek tek müze gezer, kanal turu yapar, ulaşım araçlarına binerseniz daha pahalıya geliyor. Schiphol’ e inince Amsterdam Card’ ı almak en mantıklısı. Arrival 2’de Tourism Information’ da satılıyor. Böylece şehir içinde bulacağım diye vakit kaybetmezsiniz. Kartı ne zaman alırsanın alın, ilk kullanmaya başladığız andan itibaren süresi işlemeye başlıyor; satın aldığınız anda değil.


  


Gezilecek Yerler:


En azından Van Gogh Museum ve Rijksmuseum oraya kadar gidilip de görülmeden olmaz. Ama gezerim diyorsanız 50’ nin üstünde müze var. Müze gezmek için geç saatlere kalmayın. Çünkü sıra oluyor, kalabalık.




 



Museumplein: Van Gogh ve Rijksmuseum arasındaki meydan. I Amsterdam şeklindeki devasa yazı da bu meydanda. Karnınızı doyurabileceğiniz büfeler de var.





Leidseplein: Küçük sevimli bir meydan. Cıvıl, cıvıl. Kafelerde oturup, serinleyebilir, meydana bağlanan ara sokaklardaki lokantalarda karnınızı doyurabilirsiniz.





Leidestraat: Leidseplein’ i merkeze doğru bağlayan gezebileceğiniz, alışveriş yapabileceğiniz canlı-turistik bir cadde.



Çiçek Pazarı: Leidestraat’ ın en sonunda kalıyor. Birçok (eğer mevsimindeyseniz) çiçek–lale soğanı, tohumu, hediyelik eşya alabileceğiniz güzel bir pazar.





Dam Meydanı: Şehrin merkezi denebilir. Etrafta yine birçok tarihi bina ve alışveriş mağazaları, kafe ve restoranlar var. Manga Plaza, De Bijenkorf adlı alışveriş mağazaları burada.






Damrak caddesi: Dam Meydanı’ nı Central Station’a bağlayan işlek-trustik cadde.





Rokin Caddesi: Merkezi Dam meydanı kabul edersek, Damrak caddesinin simetriği.


Kalverstraat: Rokin Caddesi’nin Dam meydanına çıkan bir paraleli. Dar ve uzun bir cadde. Sağlı sollu bir çok hediyelik eşya dükkanı ve farklı küçük alışveriş mağazalarıyla dolu.



Rembrant Plain: Leidseplein’in bir benzeri. Küçük, sevimli, şenlikli bir meydan. Kafelerde oturup, serinleyebilir, insanları seyredebilirsiniz.





Red Light District: Neresi olduğu malum. Kesinlikle gidin. Görülmeye değer. İnsanın aklına, bilmediği için “acaba eşimle-dostumla oraya gitsem bir şey olur mu” diye soru gelmiyor değil. Hiç alakası yok. Tamamen turistik bir bölge. Her yer erkekli-bayanlı gezginlerle dolu. Akşamları çok şenlikli bir yer.






Vondel Park: Geniş, ferahlık, oldukça doğal, yürüyerek keyif yapabileceğiniz çok güzel bir park. Bu kadar doğal bir park Türkiye’ de az bulunur.





      Amsterdam’ ın klasik kanal görüntüsünü ve kanal evlerini bilmeyen yoktur. Gerçekten güzel görüntüler. Görülmeye değer. Ama kanallar boyunca oturulacak pek yer yok; arabalar – bisikletler park edilmiş. Oradayken aklıma, şimdi burası Türkiye’de olsa buraları çay bahçeleriyle, kafelerle dolu olurdu diye geldi. Sadece kanal üzerindeki köprü ayaklarında birkaç oturulacak kafe var.





      Çok tarihi ve mimari güzelliğe sahip binalar var. Çevre düzenlemesi, yollar, kaldırımlar inanılmaz düzenli ve bakımlı. Amsterdam genel olarak küçük bir şehir denebilir. Bisiklete binmek bir hayat tarzı olmuş. Takım elbisesiyle, arkadaki- öndeki bisiklet sepetine koyduğu çocuğuyla bisikletine binen birini görmek çok normal. Her yolda mutlaka bisiklet yolu var. Bisiklete binmeyen yok gibi neredeyse. Şoförler inanılmaz saygılı, eğer sen yaya yoluna ayak basmışsan hemen durup yol veriyorlar (bizde genelde tersidir, araçlar önce ben geçeyim diye daha da gaza basar).




          Amsterdam’ ın ö
zel bir yemeği yok. Bol miktarda fast-food dükkânları var. Karnınızı buralarda ekonomik olarak doyurabilirsiniz. Eli yüzü düzgün orta karar lokantalar da bile fiyatlar oldukça yüksek. Hem yeme-içme konusunda, hem de gıda alışverişi konusunda fiyatlar hemen hemen Türkiye’ nin 2 katı. Alışveriş mağazaları, elektronik mağazaları (çok nadir var), süpermarketler bizimkilerle boy ölçüşecek düzeyde değil (belki de bizim aşırı bir tüketim toplumu olmamızdan kaynaklanıyor). En önemli hususlardan biri gezerken tuvalet ihtiyacı. Bu ihtiyacınızı fast-food mağazalarında kolaylıkla görebilirsiniz (50 cent). Ama çok temiz. Bir görevli (her tuvalette aynı şey vardı) devamlı temizlik yapıyor.


         Amsterdam küçük bir şehir olduğu için 2-3 günde gezilebilir. Vaktiniz varsa şehir dışında bir yerlere gitmenizi öneririm. Volendam-Edam, Marken gibi yakın yerleşim yerleri olabilir, Keukenhof Parkı olabilir. Farklı bir ülkeye (Belçika-Almanya) bile gidip gelebilirsiniz. Volendam otobüsleri, Central Station’ un arkasından (denize bakan tarafından) kalkıyor.



         Biz, tam da mevsimi olduğu için Keukenhof’a gittik. Amsterdam’dan direkt gidiş yok. Schiphol hava alanından gidebilirsiniz. Hava Alanında otobüslerin kalktığı yerden 54, 56 nolu Keukenhof otobüslerine biniliyor (bu otobüslerde Amsterdam card geçersiz).  Biletleri şoförden alabilirsiniz (4-5 € kadar olması lazım). Park girişi ise 14 € kadar. 30 dakika kadar bir yolculuktan sonra Keukenhof’ a vardık. Çok güzel bir park, tam bir peyzaj harikası. Her yerde renk renk laleler, çiçekler var. Görülmeye değer bir park. Bol bol fotoğraf çekebilirsiniz.





Amsterdam’ dan ayrılmak için, dönüş yolculuğunda, hava alanına Central Station’dan trenle gidebilirsiniz veya Museumplein’den 190-370 nolu otobüslere binebilirsiniz. 

          Amsterdam görülmeye değer, güzel 2-3 gün geçirebileceğiniz bir Avrupa şehri. Aman hava durumuna dikkat. Kuzeyde olduğu için Türkiye’ye göre oldukça soğuk. Biz, nisan sonu gittiğimiz halde kalın bir montla ve atkıyla dolaştık.

Gitmek isteyenlere şimdiden iyi eğlenceler diliyorum.
gökhan.

10 yorum

  • edda dedi ki:

    rüyalarımın şehri Amsterdam… neden bilmiyorum en çok görmek istediğim yerlerden. beni çeken birşeyler var orda… yazınızı kaynaklarıma alıyorum 🙂 teşekkürler…

  • hakangeziyor dedi ki:

    Elinize kaleminize sağlık. Amsterdam gerçekten güzel bir şehir. Ama bana göre sanki çevresi daha da bir güzel. Bu arada nehir kenarında kafe olmaması olayına tamamen katılıyorum. Zira aynı şeyleri ben de düşünmüştüm.. 🙂

  • incialp dedi ki:

    ben 3 günlüğüne iş için gitmiştim Amsterdam’a. işler bitipte arta kalan kısıtlı zamanda bize güzel bir şehir turu ve Volendam gezisi yapmışlardı. özellikle balıkçı kasabası Volendam’ı çok sevmiştim.

  • rome_o dedi ki:

    amsterdam hakkında bilgilendirici bir yazı olmuş .bence avrupadaki en enteresan şehirlerden biri .özellikle coffeshop ve red light olayı dünyanın başka hiç bir yerinde rastlayamayacağınız bir şey .

  • venividiviki dedi ki:

    2 hafta kadar sonra orada olacağım kısmetse. Bu yazınız da güzel bir kaynak oldu gitmeden. Teşekkürler.

  • edda dedi ki:

    bizden Amsterdam’a selam o zaman 🙂 dönüşünüzde gezinizi bizle paylaşırsınız di mi ?

  • kralveben dedi ki:

    Vakit ayırıp okuyan tüm arkadaşlara çok teşekkür ederim.

  • NEŞE dedi ki:

    Güzel ve kolay bir şehirdir Amsterdam ama ben bir İtalya sever olarak ne yemeklerde ne de etrafta bir Roma tadı bulamam…Çok güzel bilgiler verdiniz,hem de faydalı gerçekten.De Bijenkorf,Avrupa nın en eski büyük mağazalarından biri ve yanılmıyorsam 60-70 yıldır,belki de daha uzun zamandır orada…Keukenhof a gelince,cennetin yeryüzüne inmiş halidir bence ,3 kere gittim,haydi derseniz yine giderim..Teşekkürler..

  • maliho dedi ki:

    Güzel fotoğraflarla derlemiş olduğunuz gezi yazınızı beğenerek okudum. Paylaştığınız için teşekkürler.
    Şimdi aklıma geldi en fazla kanala sahip Avrupa şehri hangisidir bilen varmı? 🙂
    Not: Amsterdam değil.

  • venividiviki dedi ki:

    @edda selamınızı ileticem 🙂 dönünce yazıcam elbette

    @maliho sorunuzun cevabı venedik mi acaba?? merak ettim

venividiviki için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*