Almanya Romantik yol -2 (Augsburg-Würzburg)

ALMANYA-ROMANTİK YOL 2(Augsburg-Würzburg)18-25 AĞUSTOS 201




 


 


Romantik yola devam ediyoruz.



AUGSBURG


Wolfgang Amadeus Motzart’ın babası Leopold Mozart ve Bertholt Brecht’in şehri’nin en ihtişamlı caddesi Maximillianstrasse. Bu şehir romantik yol üzerindeki diğer şehirlerden daha büyük, 2000 yıl önce kurulmuş. 15. Ve 16. YY’da zenginlik ve ticaret merkezi özellikle de bankacı Fugger ailesiyle ünlü. Caddedeki Barok ve Rönesans dönemine ait cepheler dikkat çekiyor. En önemli noktalardan birisi Rathaus’da bulunan ‘’Goldener Saal’’ (Altın salon). Buraya giriş ücretli . 17. yy ait Rönesans mimarisinde yapılmış bu bina en etkileyici binalardan biri. Fugger kent sarayı (hanımefendinin avlusu) görülmeye değer. Caddedeki Herkül ve Merkür çeşmeleri ve Rokoko uslubunda yapılmış Schaezler Sarayı gözünüze çarpacaktır.



1521 yılında Fugger tarafından inşa edilen dünyanın  halen içinde yaşanmakta olan en eski sosyal konutları Fuggerei ilginç bir yerleşim. (Giriş 2 €)Şehrin fakir Katolik ailelerini barındırmak için inşa ettirilmiş  67 ev de 140 daire var ve bugün halen 150 kişi oturuyor bu mahallede.Yıllık kiraları bile o devrin ölçüleri ile 0,88 € ,bugünkü Katolik kilisesi yetkilileri oturacak ihtiyaç sahiplerini seçiyor.



Rathaus Platz’da şehrin kurucusu için 1594 de yapılan bir çeşme var.Tam ortasında imparator Augustus ve aşağıda bölgenin bereketli 4 nehri var..Nehirler bir kadın figürü şeklinde ve göğüslerinden sular akıyor.



Dichtl isimli bir kafeye oturuyoruz, Scheiterhaufen isimli daha sonra, bayat ekmek, süt, yumurta ile yapıldığını öğrendiğimiz, elmalı,üzümlü bir tatlı yiyiyoruz. Sıcak olduğundan adeta ağzımızda eriyor. Mükemmel bir lezzet. İki kahve, iki kola, dört tatlı 24.1€ tutuyor.Yola devam ediyoruz. Romantik yol kıvrılarak devam ediyor, her köşesinde ayrı  güzel manzara var.



HARBURG


Buradaki en önemli yapı Harburg Şatosu. Şatonun ilk olarak arşivlerde görüldüğü tarih 1150 tarihi. Savaşlarda da zarar görmeyince ,günümüze kadar böylesine bakımlı gelebiliyor. Halen Hohenstaufen sülalesinin özel mülkü.



NÖRDLİNGEN


Romantik yoldaki kasabalardan tarihsel olarak en çarpıcılarından biri, kasabanın savunma duvarları adeta pergelle çizilmiş gibi tam ortada St. George kilisesi 90mt yüksekliğindeki kulesi ile durmakta. Buraya çıkıp etrafa bakmak bu coğrafyayı görmek açısından faydalı. Kasaba 15 milyon yıl önce bu bölgeye düşen bir meteorun oluşturduğu kraterin içinde yer alıyor.



Rieskrater müzesinde bu hikayeyi öğrenebiliyorsunuz. Beş kuleli 2.5 km’lik surların üzerinde dolaşarak şehri yukarıdan görüyoruz. Gece kalacağımız Rothenburg’daki otelimize check in yaptırmamız gerektiğinden, Dinkelsbühl ve Feuchtwangen’i göremiyoruz.



ROTHENBURG OB DER TAUBER


Otelimize geliyoruz. Paradeisgasse 2 adresinde bulunan Hotel Spitzweg çok eski bir bina 2012 yılı ‘’Travellers’ Choice’’ ödülü almış, otoparkı var, binayı dışarıdan gördüğümüzde şaşırıyoruz, oldukça eski görünüyor. İçeri girdiğimizde gene şaşırıyoruz, bir tarihi mekanda bu konforu yaratabilmek büyük başarı, her şey orijinal, kapı kilitlerine varana kadar. Mükemmel bir otel, yerleşip şehri gezeceğiz. Bu otele kahvaltı dahil iki kişi 85 € ödedik.




Şimdiye kadar gezdiğimiz en güzel romantik yol şehri burası. Yılda 2.5 milyon kişi burayı geziyormuş, AEG fabrikası hariç sadece turizm ile geçiniyorlar ve turistin rahat etmesi için her şey mevcut. Tek sorun erkenden kapanan dükkanlar, tüm Almanya genelinde en büyük sorun bu, dikkatli davranmazsanız akşamın bir vakti su alacak dükkan bulamıyorsunuz. Fakat genelde otellerdeki sular içiliyor.



Şehir kayalar üzerine kurulduğundan, şehir suyu uzakta açılan kuyulardan getirilirmiş. Ancak ne bu kuyuların yerini ne de suyu yer altından kente getiren boruların yerini Meclis üyeleri ve Başkan dışındaki kimseler bilirmiş. Eğer bilinirse şehri almak isteyen düşmanlar pekala kuyuları zehirleyebilirlermiş.Böylece şehrin içine birçok çeşme yapılmış.Bu çeşmelerden birinin güzel bir hikâyesi var: Düşük gramajlı ekmek yapan fırıncılar ceza olarak halkın önünde bu çeşmenin havuzuna atılıp ıslatılırlarmış.



Rothenburg’da şehrin korunması için çok dikkatli davranılıp, katı kurallar konulmuş.


 2. Dünya savaşında yanlışlıkla bombalanmış, Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla şimdiki halini görünce buna inanamıyorsunuz.



Burggarten’i (kale bahçeleri) mutlaka görün ve Tauber vadisini fotoğraflayın. Bahçenin giriş kapısı (Burgtor)çok ilginç.Kent tamamen ortaçağda kalmış gibi. Şehrin dışı tamamen surlarla kaplı, bu surlarda 42 adet kule var.


Kentin öyküsü şöyle; Otuz Yıl Savaşlarında şehir 1631’de Katolik General Tilly tarafından ele geçirilmiş. Mecburen meclis üyeleri kendisine üç litrelik bir kapta şarap sunmuşlar. Şehri yakıp kül etmek isteyen Tilly, bu şarabı bir kişinin tek nefeste içmesi durumunda şehri bağışlayacağını söyler. Eski belediye başkanı öne çıkar ve herkesin şaşkın bakışları altında kabın tamamını tek nefeste boşaltır. Tilly etkilenir ve şehri yakmaz. Bunun tamamen doğru olup olmadığını kimse bilmiyor, ama yine de güzel bir hikaye. Ve elbette ki her sene “Der Meistertrunk” festival oyununu tekrarlamak için renkli tarihi bir yöntem.


Meydandaki Belediye binası  gece ışıklandırılmış haliyle çok etkileyici. Önünde toplanmış kalabalığı görünce yanaşıyoruz. Fareli köyün kavalcısı gibi siyahlar içinde bir adam elindeki feneri ile toplanmış halka şehrin tarihini anlatıyor, az sonra kalabalık, adamın peşinden şehrin sokaklarına dalıyor.



St. Jakobskirche, etkileyici heykeli İsa ve uyuyan havarileri ile resmedilmiş. Dükkanlarda Noel eşyaları tüm yıl boyunca satılmakta.


Akşam meydandan aşağıya yürüyoruz, Goldener Greifen’de lezzetli etler ve güzel biralar içiyoruz. Dört kişi hesap 74.8 € ödüyoruz.



RÖTTİNGEN


Kasaba diğer romantik yol kasabalarından pek farklı değil. Bakımlı pencerelerinden çiçekler sarkan evler, tek fark burası diğerlerine göre biraz daha küçük, kasabanın etrafını kısa sürede dolaşıyoruz. Dışarıda yine yer yer surlara ve giriş kapılarına rastlıyoruz. Renkli Barok Rathaus kasabanın en güzel binası,meydandaki kebapcı Memo ile sohbet ediyoruz. Tekrar yola koyulduk.



WEİKERSHEİM


Arabamızı Karlsberg doğal parkının önüne koyuyoruz, Kasaba halkı burada çimenlere yayılmış. Meydan oldukça geniş. Tam karşımızda sarayın girişi, Gotik kilise ve müze, ortada bulunan havuz ve kafeleri ile tam bir romantik yol şehri meydanı burası. Saray girişinde yer alan modern heykeller dikkat çekici.       
Tauber vadisindeki kasaba, Hohenlohe Kontlarının ikametgahı, ülkenin en çarpıcı Rönesans saraylarından birisi burada. Versailes benzeri bahçesi, 1600 lere ait balo salonu, müzik okulundan gelen müzik sesi ile büyüleyici bir saray. Balo salonunun görkemli tavanı av sahneleri ile bezenmiş. Duvarlarda gerçek boyutlarında hayvan heykelleri var. Bahçedeki cüceler galerisi görülmeye değer.



BAD MERGENTHEİM


Romantik yolun 1800 yıllık kasabası burası. Kaplıca şehri. Girişteki büyük binalar şehre yakışmamış, merkeze gelince buranın  diğerleri kadar iyi korunmuş olduğunu düşünmüyoruz ama yinede güzel bir romantik yol kasabası burası. Kurgarten olarak adlandırılan parkı çeşit çeşit çiçekleri ile ünlü. 13.YY’dan kalma şehir surları, Alman Şövalyelerinin kilisesi,müze, Beethoven’in evi şehirde görülmeye değer yerler.


Kentte Türk mahallesi var.1684’de Türkler Viyana kapılarına dayandıklarında bazı Türk askerleri Alman şövalyeler tarafından esir alınmış, savaş esiri olarak yaşadıkları bu şehir o kadar çok hoşlarına gitmiş ki, gitmelerine izin verildiği halde kalıp buraya yerleşmiş ve evlenmişler.


Romantik yolun son şehri Würzburg’a doğru yola çıkıyoruz.



WÜRZBURG


Würzburg Romantik yolun başlangıcı olarak anılıyor, ancak biz güzergahı tersten geldiğimizden bizim için son şehir. Üniversite kenti olduğu için çok hareketli bir yer. Kent merkezindeki binalar güzergahın en ihtişamlılarından.  Arabamızı Main nehrinin kenarına park ediyoruz.



Gözümüze hemen tarihi köprü, Alte Mainbrücke çarpıyor. 1120 yılında Almanya’nın ilk taş köprüsü inşa edilmiş.1730 yılında Barok devasa  aziz figürleri ile zenginleştirilmiş. Bu köprüden geçerek, UNESCO kültür mirası Marienberg kalesine yürünebilir, ancak biz burada kentin en muhteşem yapısı Residenz’i gezmeye kararlıyız.



Mimar Balthazar Neumann’ın Würzburg piskoposlarının zenginliğini göstermek için 18.YY’da inşa ettiği Barok saray 600 m2’lik ‘’dört Kıta’’ adlı dünyanın en büyük tavan freski ile ünlü.


Saraya giriş ücretli. Çantalarımızı dolaplara bırakıyoruz, fotoğraf çekmek yasak. Merdiveni çıkar çıkmaz tavan freski bizi karşılıyor.Freskte yer yer heykeller var, resmin dışına taşmış bir görüntü veriyor. Beyaz salon, İmparator salonu, Aynalı salon, Napoleon’un iki kez kaldığı yeşil oda  ve yeri sekiz farklı ahşaptan yapılan oda görülmeğe değer.



Meydanda ki St.Kilian katedralinin iki kulesi çok uzaktan görülmekte 1040 yılında inşa edilmiş katedral 105mt uzunluğu ile Almanya’nın dördüncü en büyük kilise binası. Salien imparatorları zamanından kalan Alman mimari sanatının en güzel örneklerinden. Katedralin müzesinde 300 adet bin yıllık resim var.


Romantik yol gezimiz sona eriyor, Bamberg’e doğru yola çıkıyoruz.


 

3 yorum

  • arkutbay dedi ki:

    Çok güzel yerler görmüşsünüz , romantik yol hikayeleri çok hoş . Yazı formatını değiştirmeniz de çok iyi olmuş . Eski yazıyı da bu formata çevirme şansımız var mı ? Bamberg’te katedralden bol resim bekliyorum sizden . Paylaşımınız için çok teşekkürler .

  • gezi-yurla dedi ki:

    Evet yazı formatını nihayet düzeltebildim, ilginize teşekkürler…

  • NEŞE dedi ki:

    Çok haklısınız,bu kasabalar ,köyler insana otel rezervasyon saatini kaçırtacak cinsten..Dinkelsbühl de gezmeye ve akşamüstü şarabına fazla dalınca ,azkalsın biz de Rothenburg daki otelimizi kaçırıyorduk…çok güzel yerler,sizinle yeniden yaşamak iyi geldi..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*