Almanya Romantik Yol-1 (Füssen-Augsburg)

ALMANYA-ROMANTİK YOL 1 (Füssen- Augsburg)18 -25 AĞUSTOS 2012



ALMANYA-ROMANTİK YOL 1 (Füssen- Augsburg)18 -25 AĞUSTOS 2012




 


Aylar öncesinden planladığımız Almanya-Romantik yol gezimize, güzergah hakkında  pek çok bilgi ile yüklenerek, önceden otellerdeki yerlerimizi ayırtıp, arabamızı kiralayıp 18 Ağustos sabaha karşı İzmir’den başlıyoruz.


Romantik yol  her yıl 5 milyon kişinin konaklamalı, 2 milyon kişinin ise günübirlik ziyaret ettiği Almanya’nın en romantik güzergahı. Almanların savaş zamanındaki kötü imajlarını silmek için yarattıkları bir rota olduğu söyleniyor ki, gerçekten de bizim kafamızdaki Almanya fikri bu rota sayesinde tamamen değişti diyebiliriz.



Sabah  9.30’da Münih’deyiz. Sixt  firmasından internet üzerinden, yedi günlüğü 316 €’ya kiraladığımız otomobilimizi hiçbir sorun çıkmadan alıyoruz. Ancak Münih’i birkaç saatliğine gezmek istediğimizden, havaalanından,  S8 nolu tren ile Odeonsplatz’a gidiyoruz. Günübirlik kullanılan 5 kişilik grup  biletini 20 € ya alıyoruz. Odeonplatz’a havaalanından yaklaşık 25 dakikada geliyoruz.  Meydan oldukça geniş, tam karşımızda Feldherrnhalle (generaller salonu) var. Burası 1814’de Fransızlara karşı kazanılan  zaferden sonra,  bir  grup Bavyeralı asker anısına yapılmış bir anıt. Daha sonra Nazi birliklerinin buluşma yeri haline gelmiş. Solda Hof Garten bahçelerini, Residenz’ı  görüp, uzaktan muhteşem kubbesini ve ikiz kulelerini gördüğümüz Theatinerkirche’ye yöneliyoruz. Barok uslubunda 1663-1688 yıllarında İtalyan mimarlar Barelli ve Zucalli tarafından inşa edilmiş kilisenin dış cephesindeki resimlere  oldukça canlı  bir hava hakim.



Marienplatz’a doğru yürüyoruz, yolda Frauenkirche (Meryem Ana Kilisesi) ni görüyoruz. Tuğla’dan yapılan ikiz kulelerinin üzerindeki altın uçlu kubbeler oldukça etkileyici ve Münih’i temsil ediyor. Gotik bina 1468-1488 yıllarında Jörg Von Halsbach tarafından inşa edilmiş, bir kısmı restorasyon halinde. İç kısmında 2. Dünya savaşındaki bombardıman sırasında kilisenin düştüğü durumu gösteren fotoğraflar sergileniyor.  Marienplatz’a geliyoruz. Burası  19.yy da suçluların asıldığı ve buğday pazarının kurulduğu bir meydanmış. Şimdi ise sokak kafeleri ve çiçekleri ile ünlü bir yaya bölgesi haline gelmiş. Meydanın ortasında, 1. Maximilian’ın kentin otuz yıl savaşlarında yenilgiye uğramasından sonra, salgın haldeki  vebadan kurtulmasına şükretmek için yaptırdığı Mariensaule(bakire Meryem sütunu)yer almakta.



Meydanın doğusunda Pitoresk bir yapı olan Alteshaus (eski belediye sarayı)üst kattaki bir şölen salonu dışında dekoratif amaçlı bir bina. Asıl yönetim binası meydanın bir tarafını kaplayan Neues Rathaus (yeni belediye sarayı)dır. 19.yy Neo Gotik uslubundaki bu yapı kral, dükler,Münih folklorundan karakterlerin olduğu heykellerle süslenmiş. Çan çalınırken iki farklı  figür grubu görünüyor. Bu eğlenceli meydandan ayrılıp tekrar trene koşturuyoruz.  Aynı yoldan havaalanına dönüp arabamızı alıyoruz.



Bugün göreceğimiz ve akşam konaklayacağımız şehir Oberammergau.  Yol üzerinde Ettal kasabasına uğruyoruz. 1330 yılında kurulan manastır görülmeye değer,manastır 1744’de bir yangında yok olunca İtalyan Zucalli tarafından tekrar inşa ediliyor.



Bira,  içki (Klosterliqueurs üretimi için), bir kitapçı, bir sanat yayınevi, bir otel ve birkaç küçük şirket burada mevcut.  Biraları ile ünlü bu kasabada Ettaler bier’in tadına bakıyoruz, mükemmel…



Oberammergau yolu döne döne uzanırken bir anda karşımıza
‘’Lüftlmalerei’’ (hava ressamı-duvar boyama tekniği) tekniği ile  boyanmış evler çıkıyor. Alp dağlarının önünde renk renk boyanmış evleri ile bu şehir rüya gibi. Çeşitli dinsel temalar, masallar, geleneksel yaşam tarzının resmedildiği  evlerin cephelerini hayranlıkla izliyoruz.



Burada seçtiğimiz otel Alp dağlarının güzelliğini önümüze seriveriyor. Hotel Friedenshöhe eski bir Bavyera evi, küçük balkonundan kartpostal güzelliğindeki manzaraya doyamıyoruz. İki kişi bir gece akşam yemeği ve kahvaltı dahil 86 € ödüyoruz.



Oberammargeu içinde Nato okulunu da barındıran turistik bir şehir. Sokaklarda yürürken Franz Zwinck’in boyadığı Pilatus evi, Geroldhaus ve  Dedler haus, Alte Post binalarındaki boyamaları görüyoruz. Şehri meşhur eden ‘’Passion Spiele ‘’denilen ve her on yılda bir yapılan oyunlar.Bu oyunlarda kasaba halkı yaklaşık 2000 kişi,İsa’nın hayatı, mucizeleri ve ölümünü sahneliyorlar. Rezervasyonlar yıllar öncesinden yapılıyormuş. Merkezde oturup etrafı hayranlıkla izliyoruz. Akşam yemeğimizi otelde manzaraya karşı yiyiyoruz. Yemekler, bira, servis harika, güler yüzlü Bavyera kıyafetli hanım bize fıkralar anlatıyor, güzel bir gece geçiriyoruz. Sabah çok erken inek sesleri ile uyanıyoruz. Kahvaltıdan önce orman yolundan şehire iniyoruz, koşup yürüyen insanlar etrafımızdan geçiyor, doğasına birkez daha hayran kalıyoruz. Kahvaltı mükemmel, peynir yumurta ve süt , domates, çeşit çeşit meyveler, hiçbir Avrupa seyahatinde görmediğimiz kadar çeşitli kahvaltıyı, yöresel kaplar ve örtüler üzerinde yiyiyoruz.



Yola çıkma zamanı, rotamız, dağ yolundan, Avusturya Plansee üzerinden Füssen .
Ludwig’in en sevdiği şatosu olan Linderhof’a geliyoruz, 2,5 € verip arabamızı park ediyoruz.Saraya giriş 8.5 €.Ludwig’in Barok fantezilerini gerçekleştirdiği bir yer burası. Versailles’deki Grand Trianon örnek alınarak yapılan şatonun içide dışıda son derece gösterişli. Şatoda, dağ yamacına oyulmuş bir Wagner motifi(Tannhauser) olan Venüs Grotto, içinde Tavus kuşu motifli taht odasını barındıran Fas evi, barok bahçe ortasındaki havuz, şelalerin üzerinde yer alan  deniz tanrısı Neptün heykeli görülmeye değer.



Sarayda kralın yalnız olmak isteğini hissedebiliyorsunuz,  yemek masasında hizmet eden hizmetçileri bile yanında istemediği için,yemek masası aşağıda mutfakta şamdanlarına kadar hazırlanıp özel asansör sistemi ile yemek salonunun zemininin ortasındaki kapak açılarak yukarıya çıkartılıyormuş.
 


        



Döne döne giden dağ yolundan, bir anda düzlüğe varıyoruz, artık Avusturya sınırları içindeyiz.Karşımızda mükemmel bir göl manzarası. İnsanlar mayoları ile gölün kenarındaki yeşilliklere uzanmış, tatil gününün tadını çıkarıyorlar. Gölün üzerinde bir gezi teknesi yolcularını bekliyor. Durup güzel manzaranın tadını çıkarıp fotoğraf çekiyoruz.



Füssen’e varıyoruz, Alpler’in zirveleri arasında kurulu bir kasaba burası,Ortaçağ’da ticaret yolu üzerinde bulunan Füssen, 4km doğusundaki Swangau ile birlikte Almanya’nın en fazla turist çeken bölgesi. Bölge kral Ludwig’in yaptırdığı Neuschwanstein  ve babası 2. Maximilian tarafından yaptırılmış  Neo gotik Hohenschwangau şatosu ile ilgi çekiyor. Bu bölgeye ‘’Königsschlösser’’ (kraliyet köşesi) ismi verilmiş. Uzaktan şatoları görüp heyecanlanıyoruz.
Kral Ludwig Bavyera’nın son kralı, besteci Wagner ile olan arkadaşlığı ile bilinen romantik kral 1845-86 yılları arasında yaşamış. Ludwig Münih’i 19. YY’da müzik başkenti yapmak istiyordu. Münih’in dışına inşa ettirdiği masal şatolarla fantezilerini gerçekleştiriyordu.18 yaşında kral oldu, hiç evlenmedi, sadece bir süre, Avusturya kraliçesinin kız kardeşi ile(Sisi) nişanlı kaldı, erkeklerin dostluğundan hoşlanıyordu. Bavyera hükümeti 1886’ya kadar ki tutumuna bakarak kralın çıldırdığına kanaat getiriyor, bir hekimler kurulu resmi olarak bunu ilan ediyor. Bir akıl hastanesinin yöneticisi ile yola çıktığından kısa bir süre sonra cesedi yanındaki kişi ile birlikte gölde bulunuyor. Ölüm sebebinin cinayet mi yoksa intihar mı olduğu hiçbir zaman bilinmiyor.


Arabamızı 5 € karşılığı park edip bilet almak için uzun kuyruğa giriyoruz. 15 dakika aralıklarla gezi için randevu veriliyor, öğlen 13 gibi girdiğimiz sıradan, saat 17 için ancak bilet alabiliyoruz. Bir gün öncesinden internet üzerinden bilet alınabileceğini uzun kuyruğa girdiğimizde öğreniyor, üzülüyoruz. Tek şatoyu gezmeye karar verdiğimizden adam başı 12 € ödüyoruz.



İlk olarak Ludwig’in büyüdüğü, Hohenswangau şatosuna tırmanıyoruz, 15 dakikalık bir yürüyüş sonrası bahçeyi ve binayı dışarıdan görebiliyoruz. Aşağıya iniyoruz, manzara mükemmel, Alpsee gölünün etrafında insanlar güneşleniyor.



Vaktimiz çok olduğundan oldukça yüksek görünen Neuschwanstein’e de yürümeye karar veriyoruz. Aldığımız broşürde 30 dk bir yürüyüş ile şatoya varacağımız yazılı. Gidiş için farklı alternatifler var, kişi başı 6 € atlı arabaya yada iki kişi 5,6€’ya shuttle bus’a binebilirsiniz. Yolda iki yerde oturup dinlenebileceğiniz kafeler ve  hediyelik eşya alabileceğiniz yerler var. Birde buz gibi su akan bir çeşme, Almanya’da en büyük sorun şişedeki içme suyunun çok pahalı olması, su doldurabileceğimiz bir çeşme bulmak çok sevindirici, üstelik tırmanma sırasında..Herşey çok kolay oluyor, saatimiz ve biletteki numaramız ışıklı panoda yanınca bizi içeri alıyorlar.



Ludwig ,önce şatonun resmini Münih’li bir sahne ressamına çizdiriyor ve sonra mimar teknik olarak işe başlıyor. Sarayda büyük salonlar çelik konstrüksiyon, Siemens firması ilk telefonu buraya kuruyor,tuvaletlerde sifon sistemi , elektrik ve kalorifer  tesisatı var. Wagner’in Tristan ve İsolde, Nürnberg operalarından sahnelerle süslenen odalar yapılıyor. 1869’da yapımına başlanan şato ancak 11 yılda bitiyor. 1875 yılından sonra,gündüzleri uyuyup,geceleri yaşayan kral,1884 de saraya taşınıyor. Ancak 172 gün sarayda yaşayabiliyor, sonra ölüyor.



Bu hikayesi ile de büyüleyici sarayı birde Marienbrücke’den görmek için tırmanmaya devam ediyoruz. Köprünün üzeri oldukça kalabalık ama fotoğraf için bir yer bulup uzun süre bu büyüleyici köprüden, büyüleyici şatoyu izliyoruz. Az ileride teleferik (Tegelberg)gözümüze çarpıyor ama tepeye tırmanıp, Swangau’nun mükemmel manzarasını görecek halimiz kalmadı, yine yürüyerek aşağıya inmeye başlıyoruz. Çılgın kral Ludwig geride kalıyor.



Otelimizi buluyoruz. Bu gece oldukça güzel bir otel’de kalacağız. Şehir merkezine yakın Villa Toscana, iki kişi 99 € ödedik, umduğumuz gibi bir otel, memnunuz. Füssen’i dolaşıp yemek yemek için çıkıyoruz. Bira festivali olduğu için sanırım her meydanda canlı müzik yapılıyor çok şanslıyız, güzel bir yer buluyoruz. Rechnung no:184 adresinde San Marco isimli restaurant’da bir Türk garson ile karşılaşıyoruz. İki pizza, iki spagetti, bir bruscetta  ve dört bira toplam 54,2€ hesap ödüyoruz. Füssen’i gece geziyoruz.  Ausburg piskoposlarının yazlık ikametgahı olan gotik Hohe Schloss’un iç avlusunu, saat kulesini, Rasthaus’u dışarıdan görebiliyoruz. Kasabanın sokaklarında dolaşmak çok güzel….


 


Ertesi sabah yine mükemmel  bir kahvaltıdan sonra yola koyuluyoruz. Bugün Romantik yolun tam ortasına kadar ilerleyip, Rothenburg’a kadar gideceğiz (Füssen- Rothenburg 225 km). Arabadaki navigasyon çok işimize yarıyor, ancak dikkat en kısa yol dediğinizde romantik yoldan çıkma ihtimali olabilir.


 



WIESKIRCHE
Schwangau’dan çıktıktan az sonra Unesco dünya mirası olan Wieskirche’yi görmek üzere yoldan sapıyoruz. Zimmermann’ın 1754’de yaptığı bir hac kilisesi olan muhteşem Wieskirche yeşilliklerin ortasında karşımızda duruyor.



Kilisenin tavanı Johann Babtist’in, İsa’yı kutsal merhamet dağıtırken gösteren, muazzam freskleri ile süslenmiş. Rokoko üslubundaki kilisenin her detayı muhteşem.



ROTTENBUCH
İlk durak, Rottenbuch,  meydana park ediyoruz, Rokoko uslubunda 1775’de  yapılmış manastırın kilisesini  ziyaret ediyoruz. Kilisenin yanında 1780 yapımı Romanesk saat kulesi dikkat çekici. Echelsbackerbrücke köprüsünü görün.


PEİTİNG
St.Michael kilisesi
1660 yapımı Rokoko uslubunda Maria Under the church


 


SCHONGAU
Merkezde bulunan Marienplatz’a arabamızı park ediyoruz.  Ortada bulunan havuzun içerisindeki heykelde bir kolonun üzerine Meryem ana heykeli yerleştirilmiş, diğer kasabalarda gördüğümüz gibi bu meydanda da, mağazalar ve şirin kafeler yer alıyor. Merkez Himmelfahrt kilisesi 1753 de, Romanesk ve Gothik uslupta yapılmış. Bir arka sokakta Rathaus yer alıyor.



LANDSBERG A.LECH
Lantsberg Lech ırmağı kenarında güzel bir kasaba, köprünün bir tarafına arabamızı bırakıp, merkeze doğru yürüyoruz.  Kat kat kademelendirilmiş nehrin kenarındaki duvarlar, etraftaki kafeler için masa görevi görüyor. Herkes nehrin çılgın sularına bakarak biralarını yudumluyor. Nehirden ayrılmış küçük kollar, adeta Venedik misali kasabanın içerisine  yayılmış, buda yetmezmiş gibi merkeze yapılmış bir havuzda çocuklar neşe içinde yüzüyorlar. Kasabanın meydanı Hauptplatz’ın  ortasındaki havuzda Meryemana heykeli yer alıyor. Meydanın  bir tarafında Barok stilde yapılmış Rathaus, bir tarafında merkez kilisesi ve saat kulesi yer alıyor. Güzel kafeler ile çevrilmiş meydandan ayrılıyoruz. Yolumuz üzerinde romantik yolun en büyük şehirlerinden Ausburg var…..

 

3 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Yazınızı büyük zevkle okudum çünkü haziran başında aynı rotayı yaptık ve oradan Karaormanlar ve Fransa da Şarap yoluna geçerek 2 haftalık gezimizi bitirdik ..Ben bu sitemizde Romantik yol u birkaç bölüm halinde yazdım,okuyup siz de benim anılarıma ortak olursanız çok sevinirim .Oberammergau da sizin cephe deki Lüftmalerei süslemelerine örnek verdiğiniz Dedler haus da kaldık,gerçekten müthişdi…Çok teşekkürler anılarımı tazelediğiniz için..

  • Gokhan77 dedi ki:

    Bu yazınızla orada olmuş gibi hissettim kendimi. 2013 Mayısında kısmet olacak 10 günlük Münih ve Füssen Seyahatimiz için heyecanım giderek arttı. Teşekkürler.

  • gezi-yurla dedi ki:

    Yorumunlarınıza teşekkürler, gerçekten de çok bilinen bir rota olmadığından başlarda zorlandık ama kiraladığımız arabadaki navigasyon cihazı çok işimize yaradı. Ayrıca bu rota ile ilgili 2. ve 3. yazılarımıda lütfen okuyun, yeni yayınlıyorum. Biz bu rotaya ayrıca Bamberg, Dresden ve Berlin’ide ekledik ve büyüleyiciliği arttı, gidecek olanlara iyi yolculuklar, bu arada Neşe hanım sizin ayrıntılı yazılarınız da bizim için çok yararlı oldu size de teşekkürler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*