AKŞAMÜSTÜ KADIKÖY

 



          AKŞAMÜSTÜ KADIKÖY 



        


Şanslıyım, evim Kadıköy’ün merkezine iki adım mesafede Yeldeğirmeni’nde. Eskiyi ve yeniyi  elimi attığım yerde buluyorum. İstersem sokağımızın bakkalı Mehmet’ten, istersem günümüzün mega marketlerinde Carrefour’dan ve de istersem yüzyıla yakın geçmişi olan Kadıköy Çarşısından alışverişimi yapabiliyorum.


Helva mı lazım, 232 yıllık Hacı Bekir müessesi  çarşının en eskilerinden biri olarak Muvakithane caddesinde. Akide şekerinin hele tarçınlısının üstüne şeker tanımam.Hacıbekirzade Ali Muhittin’in Fenerbahçe’nin ilk patron başkanlarından biri olduğunu biliyor muydunuz? 
Karşı sıraya geçelim şimdi de ,nefis pastalar göz kırpıyor. Siz hiç Baylan’ın “trüff” pastasını yediniz mi? Kup griyesi de dillerdedir ama, ben Baylan’ın  pastasına ve profiterölüne rakip tanımam.


       
         Trüff pasta burdan yenir


        
       Balığın üstüne helva burdan..


Balıkçılar,manavlar sıra sıra. Sanki çok iyi tanıyormuş gibi çağırır sizi “abla hoşgeldin, bugün ıspanak  çok taze ” der. Kuruyemişçiler,kahvaltılık dükkanları, şarküteriler,eski yeni lokantalar. Bir de pelikanı vardır, dolanır durur ortalıkta beyazı kaçmış uzun tüyleriyle.

         


Kadıköy’de üç kardeş oldukları tahmin edilen Caferağa, İbrahimağa ve Osmanağa’nın  isimlerini  taşıyan  üç cami vardır ki, onlardan  Osmanağa Camisi çarşının yanı başında durur dörtyüz yıldır. Durur da, cemaatı mı artmıştır son yıllarda, camiye sığmaz kaldırımlara taşarlar.


Çarşı içinde iki kilise karşı karşıyadır.İlk yapıldığında ahşap olan Surp Takavor Ermeni Kilisesinin ,ahşap olarak sadece çan kulesi kalır. Karşısında da Aya Euphemie Ortodoks Kilisesi bugünlerde yenileniyor. Adını Roma döneminde  Kadıköy’lü zengin bir ailenin hristiyanlığı kabul eden kızı olan Euphemie’den alır. İşkenceyle öldürülen kız daha sonra aziz ilan edilir. Naaşı birkaç yer değiştirdikten sonra ,bugün Koşuyolu dediğimiz semtte bulunan ve adından başka hiçbir izi kalmayan hipodromda yaptırılan kiliseye, o da yanınca Patrikhaneye nakledilir. Fakat, adının verildiği kiliselerden biri de Kadıköy Çarşısındaki bu kilisedir.

         
          Aya Euphemei Kilisesi..


Çarşıda eski özelliğini ve güzelliğini kaybetmiş çeşmeler vardır ki, bazen farketmezsiniz bile onları. Ya önüne birşeyler  yığılmıştır, ya yarısı yol seviyesinin altında kalmıştır. Eski evler vardır, zamana direnir.Bazısı ahşap, bazısı kagir.

        


Sinemaları vardır,çoğu pasaja çevrilmiş, kalanları dört beş salona bölünmüş alışveriş merkezi sinemalarıyla yarışmaya çalışır. Benim Broadway Sinemam gişe filmlerine direnir. İlle de Avrupa filmi der , bir kişi için bile perdesini açar. Kaç kez  yer gösterici kibar mı kibar görevli, istediğiniz yere oturabilirsiniz tek siz varsınız demiştir bana.


Artık opera Binası olan Süreyya vardır, onbeş dakika kala evden çıkıp, kırmızı salonunda yerimizi aldığımız. Seksen yıl önce yapılmış. Bir dönem Nazım Hikmet’in babası Hikmet Bey’in de müdürlüğünü yaptığı. İlk yapıldığında   , Avrupa’daki benzerleri gibi localı bir tiyatro salonu olması  düşünülen  ama yıllarca sinema olarak kullanılan, artık birbirinden güzel bale gösterileri ve konserler izlediğimiz Süreyya .

    
     Süreyya Operası..
.
    
     Süreyya…

   
    Bir zamanlar Köçeoğlu Hamamını kapısıdır, bilinmez…


Hava kararmaya başlarsa vapurlar hafiften ışıltılarla yanaşır Kadıköy İskelesine. Haydarpaşa Garı daha bir güzelleşir. Bulunduğu mekanda etrafını gökdelenlerle çevirmek isteyenlere, ben böyle güzelim,İstanbul’lu beni böyle sevdi yüz küsür yıldır der,ama  anlayana….

    

    

15 yorum

  • EYLÜLADA dedi ki:

    İBŞT yıllarımda, akşam oldu mu, Harbiye’den servisle Haldun Taner Sahnesi’ne gelir, buradan da çarşı-pazar yapıp Altıyol’a kadar yürür, sonra da bir otobüse atlayıp Selamiçeşme’deki bekar evime giderdim. Bazen de ayaküstü atıştırdığım bir midye tavadan sonra iskeleye geri döner, Moda’ya yürür, oradan da Kızıltoprak’a çıkar ve evime varırdım. 3 kuruşluk sanatçı maaşımla (yanlış anlaşılmasın, zamanın belediyesi ve onun başkanı RTE kadromu onaylamadığı için yevmiye usulü gerçekten 3 kuruşa çalışırdım) sefil bir hayat sürsem de müthiş mutluydum. Belki de meslek hayatımın en mutlu yılları… // Sevgili Tülay Hanım, eskilere götürdünüz bu akşam beni. Çenem düştü ise ondandır…

  • hburcu dedi ki:

    Paylaştığınız için teşekkürler Sevgili Tütü. Ellerinize sağlık.

  • BÜLTER dedi ki:

    her gün iki kez geçtiğim mekanları ne güzel anlatmışsınız Tülay hanım.. baylana girmeyeli yıllar oldu.hacı bekire de 2 yıl, bunu fark ettim. RTE ye uymaz pek kadıköy Oğuz cum. ne uydu ki kadron uysun 🙂

  • Alinda dedi ki:

    Hafta sonları canımız sıkıldığı anda eşim ve çocuklarımla soluğu Kadıköy’de alırız.Henüz 5 yaşında olan kızım durumdan pek memnun olmasa da,biz oğlumla Akmar Pasajı’na girer kitapların içinde kayboluruz.Kadıköy’de insan günün nasıl geçtiğini anlamaz.Yazınızı büyük bir keyifle okudum.Teşekkürler.

  • tütü dedi ki:

    Nasıl insan okuduğu kitapta veya bir filmde kendinden de birşeyler bulunca daha bir keyif alır,bazen yazılarımız da böyle oluyor.Anlatılan yerde yaşanmış “an”larınız varsa veya düşüncelerinizde bir yerlerdeyse o yer kelimelere dökmek istiyor insan.Sevgili eylülada İzmir gurubunun mahalle gezileri kıskandırdı beni,bu akşam Kadıköy hevesinin kaynağı o.Sevgili burcu,bülter,alinda yorumlarınız sevindirdi beni.

  • ayşegül- dedi ki:

    Yazınızı görünce şaşırdım desem! Bugün Kadıköy çarşıda işim vardı ve dolaşırken içimden düşündüm bu sokalarda da anlatılacak çok şey var diye. Beni mi duydunuz bilmem ama tam da buydu demek istediğim… Ellerinize sağlık. Laf aramızda Kup griye de yiyecektim de yalnızım diye vazgeçtim.

  • mctumer dedi ki:

    Sevgili Tülay Hanım, şehrinizi/semtinizi çok sıcak bir sevgiyle, özenli bir yazı ve fotoğraflarla bize aktaryorsunuz yaşatıyorsunuz. Aynı kuşaktan olduğumuzdan sanırım yazılarımız nostalji kokuyor. Siz İstanbulu ben İzmiri yazmaya devam edelim. Geleceğe ” iz ” bırakacağımıza eminim.

  • Honeyseller dedi ki:

    Kadıköyde size yakıştı Tülay Hanım,tıpkı beyoğlu gibi.bende ayşegül hanım gibi yakın geçmişte oralardaydım.Ama sizin kadar o sokaklara özenli bakamamışım.Çok teşekkürler Soyadaş

  • abidindemir dedi ki:

    Kadıköyü çok güzel anlatmışınız. teşekkürler

  • OyaErWilkes dedi ki:

    “Karsi” benim icin “uzak ve egzotik” bir diyardi, Istanbul’da yasadigim zamanlar. Kadikoy de bu uzak diyarin baskenti. Harika bir anlatim tarziyla yaptiginiz tanitimi cok begendim.

  • asust dedi ki:

    Uzun yıllar Moda’da yaşadığım için Kadıköy Çarşısı hep vaz geçişmez olmuştur benim için. Otopark’taki çocuklar bile, bir kaç gün görünmesem,”nerde kaldın abla merak ettik?” diye sorarlardı.
    Sinemaları, esnafı, pastaneleri, kiliseleri,camileriyle hiç değişmeden öylece kalmasını istediğim Kadiköy’ü çok güzel anlatmışsınız.
    Bize has,kanlı canlı, çok insani değerler taşıyan bu güzel enerjinin devasa alışveriş merkezlerine dönüşmeden hep böyle kalması dileğimle…Teşekkürler.

  • m2hyt dedi ki:

    çok güzel bir Kadıköy yazısı olmuş İstanbul dayız ama nadir zamanlarda gideriz Kadıköy e… elinize sağlık

  • enise dedi ki:

    Sevgili Tülay’cım sıcacık bir paylaşım.Fotoğrafların ise çok canlı. Okurken çok keyif aldım.Kalemin hiç bitmesin…

  • gulcinsozer dedi ki:

    Herşey bir yana, 21 yıldır çok yakınında yaşadığımız semti bir de sizden okurken yüzümde oluşturduğunuz tebessüm için teşekkür ederim.

  • cherryblossomgirl dedi ki:

    modada geçen çocukluğum dolayısıyla bu yazı bana da tarif edilmez mutluluklar yaşattı… ben bu anlattığınız yerlerde gezerken yanımda kim varsa, biliyor musun ben çocukken burda oynardım, biliyor musun ben çocukken burda yemek yerdim, burda otururdum, burda ip atlardım dememden yanımdaki insanlar bıkmış durumdalar ama kadıköy böyle bir nostaljik havaya sahiptir öyle değil mi:) elinize sağlıkççç

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*