Akdeniz’in Parlayan Yıldızı: MALTA

Yeniden merhabalar. Tarayıcım kendingez.com’u desteklemediğinden yazıyı böyle yazmak zorunda kalıyorum. Okumak çok zor olduğundan şu linkten bu belgenin gerçek haline ulaşabilirsiniz: https://docs.google.com/file/d/0B6BQGJ203WmyV2FCbnE3cHktWlU/edit?usp=sharing
Malta
Gün 1. İstanbul-Malta

Norveç gezisinden dönünce, Ramazan Bayramı’nda İstanbul’un stresini çekmek istemediğimize karar vermiştik. Güzel bir tatil yapmak istiyorduk. Vikipedi’de gezindiğim sırada Malta hakkında bir yazı okudum. Fikir buradan çıktı.

Skyscanner’dan ucuz uçak bileti aramaya başladım. Pek de ucuz olmasa da güvendiğimiz bir havayolu tercih etmek istedik. Türk Hava Yollarında üç adet gidiş dönüş bilete 3899 TL verdik.

Otel aramalarımda ise plajı bulunan, merkezden uzak olmayan, Spa Servisi olan 5 yıldızlı bir otel tercih ettim. Grand Hotel Excelsior.

Atatürk Havalimanından içinde ancak 30-35 kişi bulunan bir iç hat uçağı ile Malta’ya uçtuk. Türklere karşı biraz önyargılı tipik avrupalı yavaş pasaport polisini atlattıktan sonra bizi havalimanının önünde Mr. & Ms. Torunlar yazısı ile karşılıyan sevgili şöförümüzle otelimize doğru yola çıktık.

Soldan soldan giderek otelimize vardık. Valetta’nın hemen dışındaki bu büyük otelde küçük bir plaj ve devasa bir havuz bulunuyor. 15:00 de ancak otelde olduğumuzdan bu günümüzü Malta adalarının başkenti Valetta’ya ayırmak en akıllıca çözümdü. İftar vaktine kadar denizde geçirdiğimiz zaman pahabiçilemezdi. İftar vakti yaklaştığında Valetta’ya doğru yola çıktık.

900mt. sonra kendimizi Republic Street’te yürürken bulduk. Valletta’nın ara sokaklarında yürüdük.

Republic St.’in sonlarına doğru Republic Square bulunmakta. Burada iftar yapmaya karar verdik. Malata adlı gurme bir restoran belirledik. Yemekler muhteşemdi. Hesap gibi. 3 kişiye 84 Eur. hesap ödedik ama limonlu cheesecake’i yediğinizde bunun pek bir önemi kalmadığını göreceksiniz. O cheesecake için her şey yapılır!

Yemek sonrasında gazlı su ve kahve için Republic Sq. ın hemen yanında bulunan küçük meydandaki San Giovanni Cafe’ye uğradık. Yemek yemek için ideal bir mekan olduğunu düşünüyorum.

Gün 2. Marsaxlokk

Otelde kahvaltımızı ettikten sonra Republic St. in bir üst caddesinde bulunan Valletta Tourist İnformation Office’e uğrayıp Marsaxlokk’a otobüsle nasıl gidebileceğimizi sorduk.

Buradan Valletta ana otobüs terminaline yürüdük ve 81 nolu otobüsle Marsaxlokk’a doğru yola çıktık.

Marsaxlokk, Malta’daki en büyük balıkçı kasabası. Ara sokaklarda gezinerek bu şehrin keyfini çıkarabilirsiniz…

Sahilde biraz yürüyüp el yapımı masa örtülerinden 3 adet alıp sıcak nedeniyle restoranda balık yemeye karar veriyoruz.

Mavi tenteli lokal bir restoranda kalamar, balık ve tavuk yiyiyoruz. Tavuklar ve balıklar hakikaten lezzetli. Tavşanı da tadınız. (Kalamarlar taze servis ediliyor. Kızarmış istiyorsanız “fried calamari rings” şeklinde belirtmelisiniz.

Yemek sonrasında bir taxi ile 10 euro’ya anlaşıp Pretty Bay adlı kum bir plaja doğru yola çıkıyoruz. Pretty Bay Marsaxlokk ilçesindeki güzel bir plaj. Yanına büyük bir liman yapılmış olmasına rağmen gayet temiz ve güzel bir halk plajı. Gitmenizi tavsiye ederim.

Pretty Bay’deki otobüs durağından Valletta yazan ilk otobüse biniyor ve 20dk’lık bir yolculuk yapıyoruz.

Otelde duş aldıktan sonra Valletta’ya yürüyüp McDonald’s ‘da McChicken yiyiyoruz. Daha sonra keşfettiğimiz gurme restoranımız Malata’da cheesecake yiyiyoruz.

Gün 3. Gozo-Comino

En yorucu günümüz olan 3. gün Malta’nın diğer iki adası Gozo ve Comino’yu ziyaret edeceğiz.

Bir taksi ile 25 euro’ya Cirkewwa Feribot Terminali’ne doğru yola çıkıyoruz. Yaklaşık 30 km.’lik yolumuz var.

Yarı yolda taksiciye hala 25 euro mu olduğunu sorduğumuzda taksici bize asla 25 euro demediğini hep 35 euro dediğini söylüyor.

Aynı şeyi diğer bir takside de yaşadık. Maltalıların aksanları hakkikatten çok kötü. Anlamanız çok zor. Onlar da bunu biliyorlar ve bundan yararlanıyorlar.

Taksiciyle pazarlık sırasında gideceğimiz yol için bize 15 euro (fifteen) demesine rağmen taksiye binince 50 euro (fifty) diyip kazıklamaya çalışıyorlar. Dikkatlı olun.

Cirkewwaya vardığımızda 4 euro’ya biletlerimizi alıp feribota yerleşiyoruz. 35 dakika içerisinde Gozo’daydık.

Liman çıkışında Gozo’lu taksiciler bizi karşılıyor. Biri bizi Victoria’ya (Gozo adasının başkenti) 5 euro ya götürebileceğini söylüyor. Gozo’da otobüsler çok yavaş olduğundan taksiyi tercih ediyoruz ve Victoria’ya doğru yola çıkıyoruz. 1-2 km sonra taksici bize bir teklif öneriyor.

Bizi tüm gün 50 euro’ya (3 kişi toplam fiyat) Gozo’nun görülmesi gereken yerlerini göstereceğini söylüyor. Kabul ediyoruz. Maceraya atıldık. Haydi bakalım…

Victoria’da bize 1 saat bir zaman veriyor. 1 saat içerisinde tarihi yerleri görebileceğimizi söylüyor.

Victoria’nın içi de Valletta’dan farksız. Görülmeye değeceğini düşünmüyoruz. Bu nedenle lokal çarşıyı dolaşıyoruz. Alışveriş yapıyoruz.

1 saat sonra taksicimizle buluşuyor ve Azure Window’a doğru yola çıkıyoruz.

Azure Window naturel bir oluşum. Mutlaka mutlaka görülmeli. Öneriyoruz…

Birkaç dakikalık fotoğraf molamız sonrasında Gozo’daki Marsaxlokk, yani balıkçı kasabası olan Marsalforn bölgesine gidiyoruz. Taksicimizin önerdiği balık restoranı Arzella’da muhteşem lezzetli balık yiyiyoruz. Asla uğramadan geçmeyin bu restorana!!

Bir iki fotoğraftan sonra Gozo turumuz sona eriyor ve Mgarr Feribot Terminaline doğru yola çıkıyoruz. Mgarr’a vardığımızda buradaki Comino Ferries’e biniyor ve Comino’ya gidiyoruz.

Çok fazla Comino feribotu firması var . Ana firma United. United’dan bilet almanızı öneririm , seferleri çok sık.

Comino’da Blue Lagoon limanına yanaşıyoruz ve Blue Lagoon plajında muhteşem 2 saat geçiriyoruz.

Dönüş için yeniden feribotumuza binip Malta’ya doğru yola çıkıyoruz. Dikkatli olun bu feribotlar çok fazla hız yapıyorlar. Tabii ki bu durumda üstünüz ıslanıyor. Yanınıza yedek kıyafet almanızı öneriyorum.

Cirkewwa’dan Valletta otobüsüne biniyoruz (yaklaşık 1 saat 45 dakika sürüyor.)

Otelimizde duş alıp Valletta Cruiseliner Waterfront’a doğru yola koyuluyoruz.

Burası Cruise gemilerinin yanaştığı liman. Etrafında ise yemek yemek için çok güzel restoranlar bulunmakta.

Hard Rock Cafe Valletta da burada bulunuyor. T-Shirtlerimizi alıyoruz ve yemeğe uygun bir restoran arıyoruz.

Hard Rock’ın hemen yanında güzel gözüken bir akdeniz mutfağı restoranına oturuyoruz. Yemeklerimizi söylüyor ve bekliyoruz.

Bekliyoruz.

Bekliyoruz.

1,5 saat sonra artık iştahımız kalmıyor ve garson kızla kavgaya tutuşuyoruz. Yemeklerimizi 2 dakika içerisinde getiriceğine söz veriyor. Getiriyor. Tipik avrupai insanlar çok yavaş çalışıyorlar. Bizim standartlarımıza pek de uygun değil tabii ki. Ama hakkını yememek lazım yemekleri hakikatten güzeldi.

Bu maceramızın sonunda hemen otele gitmek için bir taksiye biniyoruz. Saat 22:40. Yarım kalan yemek keyfimize otelde devam etmek istiyoruz. Çay ve tatlı yiyerek bu günü sonlandırıyoruz.

Gün 4. Malta-İstanbul

Ve seyahatimizin son günü. Deniz manzaralı delüks odamızın terasını açtığımızda rüzgar şok etkisi yaratıyor. Günün tam ortasında, saat 15:15’deki uçuşumuzdan önce bir deniz keyfi yapmak istiyorduk. Galiba planlarımız suya düştü.

9 gibi kahvaltı masamızdan denizi izlerken her ne olursa olsun yüzen insanları görünce biz de yüzmeye karar veriyor ve plaja gidiyoruz.

Rüzgarın getirdiği pisliğe boğulmuş plajdan girmeye çalışsak da çok az bir süre kalıp odamıza geri dönüyor ve erken check-out yapıyoruz, lobby’de bedava wi-fi’ın keyfini çıkartıyoruz.

Otelimizin jipi ile havalimanına transfer oluyor ve eve dönüyoruz.

Malta, görülmesi gereken bir yer kesinlikle pas geçmeyin. Hem bir tatil, hem de bir kültür gezisi için ideal.

Sıradaki durak : Almanya Romantik Yol
12.09.2013

Valletta’dan sevgilerle…
10.08.2013

3 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*