Ağrı Dağı ‘nı göremeyeceğiniz tek yer İshak Paşa Sarayı


Ağrı Dağı


Bir aşamadan sonra sınırla bitişik gitmeye başlıyoruz. Artık pusulanın daima kuzeyi göstermesi gibi beyinlerimizde sadece tepesi karlı Ağrı Dağı ‘nı gösteriyor bize. Çocukken Bilim ve Teknik dergisinde hatırladığım o zirvesi kremalı pasta gibi buzullarla kaplı dağ gözüme çok farklı geliyor. Heybetli mi heybetli ama buzul tabakası oldukça küçülmüş. Yolda kurumuş geniş nehir yataklarına bakıyor ve otobüstekilere soruyorum ne zaman kuruduklarını. Mevsimlik akarsular olduklarını söylüyorlar bunların.


Yol rengarenk yamaçların, pitoresk köylerin ve her daim karşımızda duran Ağrı Dağı ‘nın eşliğinde devam ediyor. Yamaçlarda kaya mezarlarını andıran oyuklar burada da karşımıza çıkıyor.


Iğdır ‘a çok az kala fotoğrafını çektiğim arkadaş makinamı istiyor benden. Veriyorum. Otobüsün önündeki insanlar dağın güzel bir pozunu yakalayabilmek için ellerinden geldiğince uğraşıyorlar izlediğim kadarıyla.


Iğdır ‘a indiğimizde Doğubayazıt otobüs minibüslerine götürüyor aynı genç. Bu arada grubumuza bir İngiliz adam ve Türk eşi de katılıyor. Adamı pek çözemedim. Biz Ağrı Dağı ‘nı çekmek için yırtınırken adam sadece elindeki Lonely Planet ‘i okumakla meşguldü. Neyse genç söz verdiği gibi bize çay da ısmarladı. Helalleştik ve bizi Doğubayazıd ‘a götüren otobüse atladık.



Ağrı Dağı


Aracın arkasını biz kapattık. Yer olmadığı için ben çocuklu bir çiftin yanına oturdum ve tahminimce kafalarını epeyce şişirdim.


Ağrı Dağı ‘nın bile buzulları nasibini aldı sohbetimizden. İki yıl kadar önce oldukça erimiş ve tepesinde çok az bir buzul kalmış. Yerel bir rivayete göre Ağrı Dağı ‘nın buzullarının tamamı eridiğinde kıyamet kopacakmış. Görünen o ki pek zaman kalmamış.


Doğubayazıdda bizi Van otobüslerinin kalktığı yerde indiriyorlar. 4’te bir otobüs var. Ama LP ‘de dediği gibi İshak Paşa Sarayı ‘na gidecek minibüsleri bekleyecek olursak yandık. Bu nedenle taksi teklifini değerlendiriyorum. Gidiş dönüş ve bir saati aşkın bekleme 40 TL. Zamanı satın alacağız. Ama İngiliz ‘in karısı meblağı yüksek buluyor. Bu aşamada kaybedilen zaman bence paradan daha değerli, taksiciye tamam deyip Çinlileri çağırıyorum diğerleri de bizi takip ediyor.



İshak Paşa Sarayı


Yolda solumda Ağrı Dağı manzarası önümde şoför gösterdikten sonra fark ettiğim saray bir müddet gidiyoruz. Bu arada alışılageldiği üzere şoföre epeyce soru soruyorum. Sarayın çevresi eski Bayazıdmış. Depremden sonra kasaba günümüzdeki düzlüğe taşınmış. Etrafındaki dağ ise içinde neredeyse bir şehrin olduğu, mağaralarıyla tünelleriyle başlı başına bir yaşam merkezi olduğunu ama girişlerin kapatıldığını söyledi. Zaten dağa baktığınızda ilk bakışta kale ve dağı birbirinden ayırmanız çok güç. Önündeki tek kubbeli küçük cami ise Çaldıran Savaşından sonra Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmış.


Sonunda vardık. Hayallerimdeki gibi bir yapı değilmiş. Ama gene de farklı ve güzel. Sevimli, zarif bir taç kapısı var. İlk avluyu geçip ana avluya ulaşıyorsunuz. Burada bazı kısımlar restorasyon nedeniyle kapalı. Bu avludaki köpek kulübeleri bile taştan ama biraz kaba olmalarından daha sonraları yapılış olabileceklerini düşünüyorum. Burada daha çok Ali Baba ve Kırk Haramilerdeki yapılardaki kubbelere benzeyen bir kubbeye sahip cami kısmı ve sade bir işçiliğe sahip pervazlarıyla pencereler ilgimi çekiyor. (Bu site işte aradığınız o sitedir http://www.bayder.org/index.php?topic=17.0 ) Tam köşedeki süslü, kümbete benzeyen yapı ise İshak Paşa ve başka birkaç kişinin yattığı türbe olmakta.



Doğu Bayazıd


Yapımına 1685 ‘te başlanmış. 1784 ‘te son halini almış. Adını Çıldıroğullarından 2. İshak Paşa ‘dan almakta. Kim bunlar derseniz onu da kısaca söyleyeyim. Osmanlılar Gürcistan ‘ı alırlar ama gerek coğrafya gerekse büyük garnizonlara olan mesafeler ordu sevkiyatına izin vermez. Bu nedenle uzak sınırlara uygulanan “ocak” sistemi burada da işletilir. Burada ocak ‘ın başında Çıldıroğulları vardır.


Hiçbir yere girmeksizin karşımızdaki güzel işlemeli taş kapıdan devam ediyoruz. Odalar basitse de büyük salon oldukça güzel. Yapının bu kısmını cam ile kapatmışlar. Buradan kasabaya, Doğubeyazıd’a bakıyorum. Kahverengi dalgalara benzeyen sıkıntılı kayalıkların ötesinde ufku kaplayan dağlara uzanan bir yerleşim burası. Sultan Bayezıd burayı aldığında İran yönünden gelebilecek saldırılara karşı buradaki kaleyi berkitmiş. Rivayete göre cumhuriyet döneminde İstanbul Bayezıd ‘a gelen mektuplar ile buraya gelen mektuplardaki karışıklığı engellemek için buraya günümüzdeki adı verilmiş. Bir nevi dünyanın ucunda hissi uyandırıyor bende. Etraftaki eski kentin kalıntıları, yamaçlardaki renk zenginliği ile görmeye değer, mutlaka gelinmesi gereken bir yer ama saray bile olsa yaşanması çok güç bir yer.



İshak Paşa Sarayı


Harem odalarına geçiyoruz. Birbirinin aynı yapıda ve özellikte, sade odalar bunlar. Çinlilerin islamdaki çok eşlilik sorusuna cevap olarak bunun seksüel bir zevk değil gereklilik durumlarında işleyen bir mekanizma olduğunu ve ancak önceki eşlerin icazeti ve her eşe eşit muamele şartıyla mümkün olduğunu dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum. Ne kadar soruya karşılık verdiğim cevap ikna edici oldu bilmiyorum ama sarayın yapımında bu şart sağlanmış.


Oradan tuvalete bakıyoruz. Artıklar kim bilir hangi derinliğe kadar düşüyor. Arka bahçe kısmından tekrar civarı seyredip aynı düşüncelere saplanıyorum.



Selim Camii ve Bayazıd Kalesi


Ana avluya çıkıp diğer kısım olan Selamlık ‘a geçiyoruz şimdi. Çok sayıda oda, çok sayıda bölme. Cami kısmı ise şimdilik kapalı ama onarım gördüğünü gösteren bir beyazlık sütunlarını sarmış. Buradan zindan kısmına iniyoruz. Karanlık, iç karartan yerler. Bölme bölme bir zindan hücresinden diğerine geçiyoruz. Geçilen her bölmenin bir diğerinden tek farkı daha karanlık ve daha ilkel olması sadece.Dört bölme geçiyoruz ama dahası var gibi. İngiliz gelip taksinin bizi çağırdığını söylüyor. Haklı, daha Van ‘a geçeceğiz. Çağlar ise buraya doyamadığını söylüyor.


Ani ‘yi yağmalayan Ruslar burada da boş durmamışlar. Som altından söylenen kapı yağmalanmış. Bir detay daha. Sarayın hiçbir yerinden yakın olmasına rağmen Ağrı Dağı görünmüyor.


Taksiye binmeden dışarıdan bir fotoğraf daha çekiyorum. İnerken ise fotoğraf makinam her zamanki gibi bana oyununu oynuyor ve pil bitti işaretini veriyor. Hızla değiştiriyorum pili, taksici de duruyor. O meşhur pozu çekeceğim ama makine açılmıyor. Taksiciye “devam” diyorum yapacak bir şey yok. Buna da şükür. Ama kasaba yolunda Ağrı Dağı ‘nı çekiyorum.



Ağrı Dağı ile veda anı


Tam araç kalkarken otobüse geliyoruz. Aslında aracın kalkış saati biraz geçmiş durumda ve bizi beklemişler. Ama kimseden hayıflanma emaresi yada başka türlü bir tepki yok. Yol boyunca Ağrı Dağı ‘nı çekmeye çalışıyorum. Sonrasında manzara değişiyor ve Ağrı Dağı ‘nın lavlarından kalan koyu gri, siyahımsı manzara kalıyor sadece. İlginç manzara. Lav yatağında kimi otların bittiğini de görüyoruz. Hayat kendine her zaman bir yol buluyor bir şekilde. Yolda kimi zaman kale kalıntıları kimi zaman renkli yamaçlar bize eşlik ediyor. Sonrasında Van Gölü görünüyor. Uçsuz bucaksız ama etrafı ağaçsız bir deniz adeta. Şehre dek bize kimi zaman kendini gösteriyor kimi zaman ise kaçıyor

4 yorum

  • Corto_Turco dedi ki:

    Tekrar eline sağlık, her iki yazı için de. Hem uzak hem çetin hem de mistik bir coğrafyayı bir de senin kaleminden okudum. Gitmek bana da kısmet olur inşallah. Yakın zamanda İshak Paşa Sarayı tadil edildi ya da halen ediliyor. İnşallah orijinal haline fazla zarar vermezler.

  • DEEP73 dedi ki:

    çok detaylı bir yazı yazmıssınız bir çok bilgiye sahip oldum ayrıca resimler yazıyı bence tamamlamıs teşekkürler..

  • NEŞE dedi ki:

    Evet,restorasyon izleri fotolarda bile farkediliyor.Corto nun dediği gibi umarım bu restorasyon başarılı olur…Final fotosu harika,önde kızıl kahve dalgalı bir deniz gibi dağlar,yaylalar,arkada mor-gri ulu bir dağ ve tepesinde buzullar…Ne kadar güzel…Ellerine sağlık Bora..

  • kizirbey dedi ki:

    :)) yani benim “İshakpaşa Sarayı’ndan Ağrı dağı görünür mü? ” başlıklı yazıma nisbet edercesine mi koydunuz yazınızın başlığını diye düşünmedim değil..paylaşımın güzel, tebrik ederim.:))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*