2013 yılı kayak tatili ardından… (1)

Daha
Normandiya kıyıları, İngiltere’nin Fransa kıyılarına cephe kanal adalarından
Jersey, Fas, Etiyopya’nın  Somali sınırındaki şehri Harar,
Tanzanya’nın N’gorongoro ve Manyara Gölü Ulusal Park’larına yaptığımız safari
notları tarafımdan temize çekilip hayat bulmayı bekleye dursunlar ben size
sıcağı sıcağına en son gezimiz, 2013 yılı Avoriaz kayak tatilimizden
bahsedeyim.


8 Mart sabaha
karşı Addis Ababa Bole Havaalanı’ndan Türk Hava Yolları’nın Addis-İstanbul
uçağıyla İstanbul’a, birkaç saat Atatürk Havaalanı’nın konforlu CIP salonunda
bekledikten sonra da İstanbul üzerinden Paris’e doğru yol aldık. Yves’in Paris
Alliance Français’de Fransızca öğretmenliği yapan kızı Anne cuma akşamı bizi
dairesinde misafir etti. Yves’i kırmayıp akşam yemeği için bir couscous
restoranına gittik. Ertesi gün güneşli, harika bir güne gözümüzü açtık. Bu güzel
günü değerlendirip Seine Nehri kıyısında yaptığımız yürüyüş esnasında nehir
kenarında kurulu eski kitap, dergi, vs satan bookinistlere bir göz attık. Seine
Nehri kıyısına park etmiş, bir süredir Parizyenlere ev hizmeti veren eski
mavnalar hayli dikkat çekiciydiler. Bir baktık ki yürüyerek Notre Dame
Katedreli’nin önüne gelmişiz. Fransa’nın dünyaca ünlü, Meryem Ana’ya ithafen
isimlendirilmiş, Seine Nehri üzerindeki Île de la Cité’in doğu kısmında
yer alan, Fransız Gotik mimarisinin en güzel örneği, Notre Dame Katedrali’ni
defalarca ziyaret etmeme rağmem yine büyük bir hayranlıkla fotoğraflarını
çektim. İlk gotik katedrallerden biri olan Notre Dame’ın 1163 yılında başlayan
inşası gotik dönem boyunca sürmüş ve inşaat 1345 yılında tamamlanmış. Katedralin
önündeki avluya inşaatın başlangıcının 850. yılı onuruna dev platformlar
yapılmış ve bu platformun duvarlarına katedralin tarihçesi yazılmış. Katedrale
girişte öyle uzun bir kuyruk var ki, vaktimiz de yeterli olmayınca zaten içini
kaç kere tavaf ettik diye düşünüp rotamızı St. Germain’ın şık kafelerinden
birine çevirip, yola cephe, manzaralı bir masaya oturup kahvelerimizin keyfini
çıkardık. Ardından kaldığımız yerden yola devam.


Louvre Müzesi ile
Academie Française’i birbirine bağlayan ve sadece yaya trafiğine açık olan Seine
Nehri üzerindeki “Pont des Arts / Sanatlar Köprüsü” Paris’teki aşıkların uzun
zamandır uğradıkları adreslerin başında yer alıyor. 2008’den beri çiftlerin
sonsuz aşk dileklerine sahne olan köprü halk arasında “Pont des Amoureux
/ Aşıklar Köprüsü” diye de anılmakta. Dünyanın dört bir yanından gelen
sevgililer, köprünün iki yanındaki korkuluklara üzerlerine isimlerinin baş
harflerini yazdıkları asma kilitleri takıp anahtarını Seine Nehri’ne atıyorlar.
Böylelikle aşklarının ölümsüzleşeceğine inanıyorlar. Silme, rengarenk, pırıl
pırıl parlayan asma kilitlerle dolu köprünün korkuluklarında pek boş yer
kalmamış sanki. Köprüdeki asma kilitlerle ilgili çeşitli hikayeler var.
Bunlardan biri; Slovakyalı bir aile köprüye sekiz yaşındaki oğulları ile gelip
üç kilit asmış. Çocuk, büyüyünce ve kendi ailesini kurunca, köprüye gelip
kilitleri açacak. Yerine yeni kilitler asıp anahtarları, aynı şeyi yapması için
çocuğuna verecekmiş. Buna benzer bir sürü hikaye var…


Bu asma kilit
çılgınlığını, Paris’e gelen İtalyan bir çiftin başlattığı söyleniyor. Bu çift,
güya, Federico Moccia’nın romanındaki bir bölümden esinlenip tutkulu bir
öpüşmeden sonra köprüye aşklarının simgesi asma kiliti asıp anahtarını Seine
Nehri’ne atmışlar. Bu çılgınlığın kamu malına zarar verdiğini söyleyen Paris
Belediye Başkanı Bertrand Delanoe başlarda “Devlet mülkünü korumak için asma
kilitleri kaldırmak zorundayım
” demesine rağmen sanırım halkın tepkisinden
çekindiği için buna cesaret edememiş. İyi ki de bu kararını uygulamamış, zira.bu
köprü ve üstündeki kilitler, Paris’e gelen turistler için yeni bir ilgi
noktası. Asma kilitlerin fotoğrafını çekerken gözüme üzerinde “mami et papi”
yazan, kıpkırmızı renkli ilginç bir asma kilit takılıyor. Acaba tüm yaşamlarını
birlikte geçirmek isteyen, el ele “mami et papi / anneanne veya babaanne
ve dede” olmak isteyen bir aşık çiftin dileğini mi yansıtmakta bu kırmızı kilit,
yoksa anneanne ve dedesinin aşkının ölümsüzleşmesini isteyen birinin
düşüncelerini mi? İlk düşüncem bana daha yakın geliyor.



Aşıklar
Köprüsü’nün üzerinden karşı kıyıya geçip Louvre Müzesi’nin önünden geçiyoruz.
Louvre’u iki kere gezdim ama yine de layığıyla gezdim diyemem, ancak vaktimiz
yok, dolayısıyla üçüncü ziyaretim bir başka bahara kalsın. Louvre’un az
ilerisindeki “Jardin des Tuileries / Tuileries (kiremit) Bahçeleri’ndeki
sandalyelere oturup biraz soluklanıyoruz. Vaktimiz kısıtlı, karnımız aç…
Anne’ın aklına Odéon’daki çok eski, aslına sadık kalınarak restore edilmiş
restoran, Polidor geliyor. Hava güzel ve restorandan çok uzak değiliz. Metroya
binmek yerine yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşle Polidor’a varıyoruz. Süper bir
öğle yemeği ardından eve dönüyoruz aylar öncesi bıraktığımız kayak eşyalarımızı
düzenlemek ve Avoriaz’a doğru yola koyulmak üzere.  Bavul, çanta, kayak kaskı,
Yves’in snow board’u, laptop çantaları, vs’den oluşan tam tamına 10 adet parça
eşyamızı kiralık arabamıza yükleyip, Anne ile vedalaşıp yola koyuluyoruz. Her
sene aynı hikaye. Kayağa giderken Paris’de araba kiralıyoruz, ama kiralama
şirketi bize asla zincir vermiyor. Bu durumda ilk önümüze çıkan Carrefour alış
veriş merkezinde durup arabanın lastik çapına uygun zincir alıp Dinard garajdaki
zincir kolleksiyonumuza bir yenisini ekliyoruz. Yaklaşık 3 saat kadar yol
aldıktan sonra Bourg en Bresse’de duraklayıp, minik otelimize eşyalarımızı
bırakır bırakmaz yakındaki Fransız zincir restoranı Courtepaille’da karnımızı
doyuruyoruz. Bu kadar yorgunluğun ardından iyi bir uyku çekiyoruz, zira yarın
kayak merkezine doğru yola devam…

6 yorum

  • arkutbay dedi ki:

    Şimdi Paris’te olmak vardı……..Teşekkürler Figen Hanım , küçük bir esinti getirdiniz Paris’ten .

  • besteerbak dedi ki:

    Canım ,ne güzel anlatmışsın Paris’i…..Ellerine sağlık..

  • besteerbak dedi ki:

    Canım ,ne güzel anlatmışsın Paris’i…..Ellerine sağlık..

  • NEŞE dedi ki:

    2008 den önce Paris e giden bendeniz bu kilit çılgınlığını göremedi ama birçok şehirdeki benzerleri bu kadar çeşitli olmasa da bana “aşk”la bağlılık konusunda bir sembol sundu doğrusu…Paris te güzel hava nın ardından bakalım kayak ta havalar nasıl olacak….Devamını bekliyorum sevgili Figen…

  • FigenLetaconnoux dedi ki:

    Şu anda Fransa’nın kuzey batısı, Dinard’dayız 1 haftalığına… Hava arada güneşli, çok soğuk değil, bahçede ortancalar tomurcuğa durmuşlar, kamelyalar açmış, bahar yüzünü burada göstermiş… Yazı devam ediyor… Sevgiler…

  • tutu... dedi ki:

    Kar tatilini değil ama, Paris’i özlediğimi hissettim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*