14 Günlük Balkan Yolcuğu

14 GÜNLÜK BALKAN YOLCULUĞU

Eşimle ben 7 -21 Eylül 2012 tarihleri arasında 7 Balkan ülkesini içine alan geziye çıktık. Toplamda 2000 km araba ile yol yaptık. Gittiğimiz ülkelere gitmek isteyen insanlara yardımcı olabilir umudu ile gezi notlarımızı paylaşmak istiyoruz.
Balkan gezisine karar vermemizde en büyük etken bu ülkelerin Türkiye Cumhuriyeti Pasaportlarından vize istememesi oldu. Tur fiyatlarının uygunluğu dikkatimizi çekti ve turlarla gitmek için aramaya başladığımızda çoğu Türk gibi bizlerde yumurta kapıya gelince iş yaptığımızdan turların dolu olduğunu gördük ve en uygun uçak biletinin İzmir –Üsküp olduğunu öğrenip gidiş geliş uçak bileti aldık.
Öncelikle yolcuğumuz bize tüm masraflar dahil yaklaşık 5200 TL’ye mal oldu. Bunun % 45’i yol masrafları tuttu. Yol masrafımızın % 16 sı uçak gider geri kalanı ise kiraladığımız araba ve bu araba ile yaptığımız masraflardı. Masraflarımızın % 30 u otel gideri % 24’ü ise yiyecek için harcadığımız paralara gitti. Müzelere ise toplam giderimizin sadece %1 ini harcamışız.
Gezi rotamız. Üsküp,Ohri,Manastır,Resne, Elbasan,Tiran,Bar,Budva,Dubrovnik,Mostar, Saraybosna,Belgrad,Niş, Priştina ve Üsküp şeklindeydi.Rotamız boyunca hemen her şehirde Türk turistleri gördük. Türkiye açısından epey popüler bir rota olduğunu düşünüyoruz.
Güvenlik ile ilgili bir sıkıntımız veya tedirginliğimiz olmadı. Turistik ülkelerde görmeyi beklediğimiz turist kazıklama olayına maruz kalmadık. Fiyatlar her yerde liste fiyatı idi ve sıkıntılı durumlar yaşamadık.
Dil sorunu yaşamadık. Pek İngilizce bilen yok deseler de az buçuk İngilizce gayet rahat işimizi gördü.
Gezdiğimiz ülkelerde bir kez trafik cezası ödedik. Sırbistan’daki ve Makedonya’daki otoyollar haricinde tüm ülkelerde yollar ortadan bölünmüş tek şeritli yollardı. Bu yollarda hız limiti şehir dışı için 60 Km. şehir içinde ise 40 veya 50 km’ye düşüyor. Bizde Bosna – Hersek Cumhuriyetinin Sırp bölgesinde 74 km’ye 26 Euro ceza ödedik.
Gezdiğimiz tüm ülkelerde Pekera denilen börekçileri çok sevdik. Çok ucuz, çok yaygın ve genellikle bulabildiğimiz tek kahvaltı mekanı olarak bizim sabahları kurtarıcımız oldular.
Makedonca, Bulgarca, Karadağca,Hırvatça,Boşnakça,Sırpça resmen farklı dil olsalar da birbirlerini rahatça anlayabiliyorlar. Sırpça içinde 9000’e yakın Türkçe kökenli sözcük olduğunu öğrenmek ve asıl ilginci bir kısmını kullanmak bizi sevindirdi.
Arnavutça farklı bir dil . Enver Hoca zamanında Öz Arnavutça çalışmaları ile epey bir sözcük ayıklaması , icadı yapılmış. Hala bir lokantaya gittiğinizde aç kalmayacak kadar ortak sözcükleri kullanmak güzel bir duygu.
Yeni ve minik devletlerdeki ulusal kahraman sorunu buralarda kendini ilginç şekilde gösteriyor. Üsküp’te doğan ve hayatı Hindistan’da geçen Nobel barış ödülü sahibi Katolik Rahibe Teresa ( Agnes Gonca Boyacı) Arnavutluğun,Kosovanın ve tabiî ki ‘de Makedonyanın ulusal kahramanı.
Gittiğimiz tüm şehirlerin starigrad denen bir eski şehir kısmı var. Görülecek tüm yerler genelde bu stari gradlarda oluyor ve hepsi için bir gün yeterli. Biz planımızı Saraybosna ve Üsküp dışındakilere birer bu iki şehre ise ikişer gün ayırarak yaptık. Tekrar aynı rotada gidecek olsam tüm şehirlere birer gün yetecek olsa da iki gün geçirme ayrıcalığını güzelliği için Dubrovnikte ve büyüklüğü için Belgrad’ta kullanırdım.
En çok fotoğrafı Dubrovnik’te en az fotoğrafı ise Arnavutlukta çektik. Bu gezilecek yer açısından iyi bir ipucu olabilir.
Yolculuğumuz boyunca tüm otel rezervasyonları için internetten booking.com ‘dan yararlandık. Yer yer aynı gün, yer yer bir kaç gün önce rezervasyon yaptırdık. Tecrübe olarak söyleyebiliriz ki günlük 50 euro ve üstü oteller beklentilerimizi fazlası ile karşıladı.
Arabayı Üsküp havaalanından kiraladık. Şehirde en iyi araba kiralayacağınız yer de zaten havaalanı 8 acente yan yana pazarlık yapabiliyorsunuz. Biz günlüğü 30 eurodan navigasyon cihazı dahil 12 günlüğüne araba kiraladık. Benzin fiyatı 1.5 euro. Türkiyede 2.08 euro.

Makedonya

Gezimizin ilk durağı olan bu ülkede Üsküp, Ohri,Resne ve Manastır kentlerine gittik. Para birimi Makedon Denarı . 100 Makedon Denarı 3.80 Türk Lirası ediyor. Ülke genel olarak Türkiye’ye göre nispeten ucuz. 2 milyon nüfuslu bu ülkede Türk nüfus resmi olarak % 3.85 olmasına rağmen biz gittiğimiz hemen her yerde Türkçe konuşan birilerine rastladık. Resne de konuştuğumuz Naci beyin bu konudaki yorumu ise “Türkler arasında işsizlik o kadar çok ki sokakta gördükleriniz arasında Türklerin olması çok olağan” şeklinde idi.
Üsküp’te Matka kanyonu ve Milenyum haçı dışından görülebilecek her şey şehrin merkezindeki taş köprü ve çevresinde. Şehrin eski kısmı 80’lerin veya 90’ların Anadolu kasabası görünümünde. Ağrlıklı olarak Müslüman Arnavut ve Türkler yaşıyor. Türk malları bu bölgede daha yaygın.
Manastır ‘a Atatürk’ün okuduğu orta okulu görmek için gittik. Okul tarih müzesi olmuş ve bir odası Atatürk için ayrılmış. Şehirde birde şirok caddesi var. Uzun ve cafeler olan.
Resne’ye Türkçe’ye Geyik Muhabbeti ve Niyazi Olmak deyimlerini kazandıran 1908 devrimi kahramanı Niyazi Bey’in konağını bulmaya gittik. Buldukta. Ne yazık ki konağı ve evi sapasağlam durmasına rağmen kendisinden söz eden tek bir tabela bile yok. 9 bin nüfuslu ufak bir kasaba . 2 bin kadar Türk yaşıyormuş. Burada tanıştığımız Naci bey ile uzun uzun sohbet ettik ve Makedonya Türk toplumu üzerine epey bilgi aldık.
Ohri göl kenarı ,güzel ve tam bir turistik şehir. Burada da Türk nüfus var. Hele İstanbul çaycısında ince belli bardakta demleme siyah çay içmek gerçekten zevkmiş.

Arnavutluk.

Yaklaşık 3 milyon nüfuslu bu ülkeyi itiraf edelim sevemedik. Rastladığımız en suratsız gümrük memurlarının buralarda olmasının yanında ülkede görülebilecek turistik her şey Tiran’ın merkezine sıkışmış. Bizim gözlememiz Komünist yönetim zamanında her şey Komünizm adına silinmiş sonrasında gelen yönetimde komünizmden kalan şeyleri silmiş. Ülkeyi 39 yıl yöneten Enver Hoca’dan Ulusal Müzede bir parka ve silah dışında arta kalan anı bırakılmamış.
Para birimleri Lek ve 100 Lek 1.38 TL ediyor. Ülkede bize mi öyle geldi nedir her 10 dükkandan 8 i falan cafe ve bize göre gayet ucuz bir ülke.
Ohriden Tiran’a giderken tek şeritli dağ yollarında saatte 20 km ile ilerlemek zorunda kaldık. Yolların darlığı yanında önünüze çıkan kamyonu sollayamamanın verdiği sıkıntıya saatlerce katlandık. Sollayamamızın en büyük nedeni polis korkusudan ziyade yol kenarlarına yapılmış trafik kazlarında ölenler anısına yapılmış sunaklardı. Yavaşlığa dayanamadığınız her noktada sizden önce solamaya kalkmış rahmetlilerin sunakları görerek vazgeçiyorsunuz.
Birde Kosova’da da sonra rastladığımız bir şey dikkatimizi çekti. Arnavut olmak ile Mercedes arasında yakın bir ilişki var. Hayatımızda görmediğimiz kadar Mercedes marka arabayı Arnavutların yoğun yaşadığı yerlerde gördük.

Karadağ

680 bin nüfuslu sevimli ülkecik. Bu ülkeyi seyahatimiz sırasında Dubrovnik’e giden yolu kısaltmak için sadece bir gece gecelemek için kullandık. Bununla beraber bize çok şirin ve güzel bir ülke olarak göründü. En başta kendi para birimini basmak için hiç uğraşmamış doğrudan euro kullanıyor. Arnavut gümrük kapısından gümrük memurlarının tedirginliğini yaşadıktan sonra ise bizi Karadağ tarafında sadece İngilizce yazılmış karadağ’a hoş geldiniz tabelası karşıladı. Budva şehrinin eski kenti , Akdeniz iklimi doğası ve havasıyla bir turistin beklentilerini karşılamayı bilen bir ülke olarak bizden tam puan aldı.

Hırvatistan ( Dubrovnik)

Hırvatistan’da ne yazık ki sadece Dubrovnik şehrine gidebildik. 2013 yılından itibaren shengen anlaşmasına dahil olacak olup Türk pasaportlarından vize istemeye başlayacak. Ülkede para birimi kuna ve 100 kuna yaklaşık 31 TL’ye karşılık geliyor. Gezdiğimiz yerler içinde en turistik ve dolayısı ile bize en pahalı gelen yer Dubrovnik şehri idi. Şehirdeki oteller pahalı ve genelde dolu olduğundan ve altımızda zaten araba var diyerek şehirden bir önceki köyde uygun fiyatlı bir otel bulduk. Şehrin trafiğini ve otopark sorununu hesaba katmamış olduğumuzdan bugünden bakınca bu fikir şu an için çok cazip gelmiyor. Ama her şeye rağmen Dubrovnik görülmeli. Tam ve sapasağlam kalesi ve içinde tüm tarihi canlılığı ile yaşayan bu şehir kokunç br turist seli altında ama kesinlikle görülmeye değer.

Bosna Hersek

Mostar ve Saraybosna kentlerini gezdiğimiz bu hüzün dolu ülke para birimi olarak konvertıbıl mark isimli bir para kullanıyor. 100 mark 119 TL değerinde. Mostar şehrinde şehir merkezinde yer alan köprüyü ve şehre 14 km uzaklıktaki bir su kaynağı yanındaki Bektaşi tekkesini ziyaret ettik. Mostar köprüsü gerçekten etkileyici. Mostar şehrinde az Saraybosna’da ise daha çok hüzün var.Neredeyse 20 yıl geçmiş olan iç savaşın izleri hala görülebiliyor. Bosna – Hersek cumhuriyeti Sırp bölgesi ve Bosna Hersek bölgesini içeren iki alt cumhuriyetten oluşuyor. Ülkede google’ın navigasyon sistemleri çalışmıyor. Neden sorusuna Bosnalılar neremiz doğru ki tadında yanıtlar veriyor.
Saraybosna’da birinci dünya savaşının başladığı noktayı , tipik Türk etkisini taşıyan mimarisi ile eski şehir kısmını ve Ferhadiye sokağının başındaki Tito’nun sönmeyen ateşini görmeniz mümkün. Bu ateş Saraybosna’nın Alman işgalinden kurtarılmasında savaşan tüm Yugoslavya’yı oluşturan halkların anısına kardeşlik dileği olarak sönmemek üzere yakılmış. Ne yazık ki Saraybosna kuşatması sırasından kalan üzerindeki kurşun izleri bu kardeşliğin kırılgan olduğunun da bir göstergesi.
Başka bir gerçek te her ne kadar hüzün ve umutsuzluk hissetseniz de Boşnaklar Türkiye ve Türklere karşı sempatilerini fırsat buldukça hissettiriyorlar.

Sırbistan

Sırbistan’a girerken başlangıçta çekindik. Gümrük kapısından itibaren ise bu önyargımızı doğrulacak Türk düşmalığı olarak algılanabilecek bir durumla karşılaşmadık. Aksine pek konuksever ve yardımsever bir yaklaşım gördük. Ayrıca Türkiye buralarda pek popüler bir tatil mekanı olduğundan Türkiyeye giden insanlar ile karşılaştık.
100 Sırp Dinarı 2 TL. fiyatlar genel olarak makul. Sırbistanda başkent Belgrad ve Niş şehirlerinde kaldık. Belgrad’da kalemeydan, terazi meydan ve taş meydanı gezdik. Kale meydanda ünlü yazar İvo Andriç anısına plaket var. Romanlarını kalemeydanda gezerek kurguladığı için buraya bir plaket koymuşlar.
Kalemeydanda İznikli sadrazam Mora Fatihi Silahtar Damat Ali Paşa’nın türbesi’de var. Doğum yeri, fethettiği ve öldüğü yerler dikkate alındığında Osmanlı imparatorluğunun sınırlarının büyüklüğü hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz.
Kalemeydana giden trafiğe kapalı caddenin ismi Knez Mihail caddesi ve Belgradın kalbi sayılır. Ayıca Tito’nun şaşırtıcı sadelikteki mezarı’da doğal olarak bu eski Yugoslav başkentinde.
Sırbistan’daki ikinci ve son durağımız Belgrad ve Niş arasındaki otoyolu kullanarak nihayet 100 km üzerine çıkarak varabildiğimiz Niş şehri. Niş şehri bizim için İstanbul’a eski ismini veren Büyük Konstantin’in doğum yeri olmasının dışında Kelle Kulesi ile ünlü.
1809 yılında ayaklanan Sırp Milliyetçilerini yenen Osmanlı ordu komutanı Hurşit Paşa ayaklanmacıların cesetlerinden kestiği 952 kafatasından bir kule inşa ettirmiş. Yıllarca açıkta kaldıktan sonra üzerine bir koruyucu bina koymuşlar. Girişte yazdığı üzere Türk barbarlığı ve Sırp kahramanlığını gösteren bir anıt haline getirmişler. Girişte bina kapısını açmak üzere bizimle gelen rehber nereden geldiğimizi sorduğunda Türkiye diye cevap verdik. Sağolsun yazılanları bize anlatmak yerine kenarda sessizce durarak ziyaretimizin bitmesini usulca bekledi. Halbuki hazırlıklı olduğumdan barbar ve Türk deseydi Srebrenitza diyerek ağız dalaşına girmeye hazırlanmıştım.

Kosova

Sırbistanın hala kendi topraklarında saydığı Kosova’ya Sırpların kontrol noktası Kosovalıların sınır dediği noktadan geçerek vardık. Burada da euro kullanıldığı için rahattık. Başkent Priştine ‘de şehrin içinden karmaşık trafikte ilerleyerek oteli bulduğumuzda arabayı otelde bırakarak en fazla 3 euro tutan taksi ile şehre gitmeye karar verdik.
Ülkede ağırlıklı olarak Arnavut nüfus bulunduğundan her yerde Kosova ve Arnavut bayrakları yan yana tabiî ki de aralarında Amerikan bayrağı ile birlikte. Şehir ufak bir kasabaya kurulmakta olan bir başkent havasında tenekeci dükkanının hemen yanı başında bir bakanlık binası yükseliyor. Arnavut nüfus fazlalığından olsa gerek burada da Tiranda gördüğümüz Mercedes marka arabalar ve bol bol cafeler var. Bill Clinton Bulvarında Bill Clinton’un Resmi ve heykeli var. Yine Arnavut milliyetçiliğinden dolayı Tirandaki gibi şehir merkezine Osmanlıya Karşı bağımsızlık savaşı vermiş olan İskender Bey’in heykelini dikmişler.

2 yorum

  • NEŞE dedi ki:

    Yazınızda gerekli olan herşey mevcut,zevkle okudum,fiyat konusunda bilgilendim.Devamını ve fotoları da göreceğiz herhalde ? Teşekkürler..

  • arkutbay dedi ki:

    Çok güzel bir derleme olmuş . Ama tek tek devamını da bekliyoruz . Ellerinize sağlık .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*