24 Ekim 2014 Cuma
Hoşgeldiniz,   Üye olmak için tıklayınız | Şifremi unuttum
Kullanıcı Adı:   Şifre:  
ANA SAYFA   |   GEZGİNLER   |   ETKİNLİK TAKVİMİ   |   SERGİLER   |   FORUM   |   YAZI GİRİŞİ  
ZİKO


» Yazarın Diğer Yazıları
1202
Puan
Gezdiği Yerler: Stuttgart,Hannover,Paris,Seul,Daegu,Viyana,Prag,Budapeşte,Marmara,Batı Karadeniz,Ege,Batı Akdeniz.








Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 4619
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 144

Del.icio.us



DAEGU'DA PEYNİR KAPMACA
Güney Kore > Ülke Genel
Kategorisi: Genel     |     Gezi Tarihi: 15 Mayıs 2005 Pazar     |     Yazı Tarihi: 12 Nisan 2009 Pazar

             

            
Özel bir firmanın G.Koredeki fabrikasına teknik bir eğitim gezisi daveti gelmişti. 4 gün eğitim olacak, 2 gün Korenin büyük otomobil fabrikaları ve liman tesislerine ziyarette bulunulacaktı.Diğer 2 gün ise katılımcılara Kore kültürü tanıtılacaktı.Tabi davete hemen atladım ve firmam adına bu geziye katıldım.

            İlk kez uzakdoğuya gidiyordum.Yaklaşık 9 saatlik uzun bir yolculuğun ardından THYnin direk uçuşuyla Seul’ün İncheon havaalanına , 1 saatlik iç hat uçuşu  ile de  Daegu’ya ulaştık.Burası G.Korenin 2.5 milyon nüfusu ile 4. büyük şehri.Futbol severler Daegu’yu 2002 dünya kupasında G.Kore ile yaptığımız 3. lük maçında H.Şükürün maçın henüz 9. sn sinde attığı golle hatırlayacaklardır.
            Daegu’ya geç saatlerde ulaşmamıza rağmen gece şehri gezmek için dışarı çıktık.Ve kendimizi dil bilmez iki taksi şöförünün eline bırakarak şehri dolaşmaya başladık..Gece boyu gittiğimiz  (4-5 tane  büyük disco, bar vs. ) eğlence yerlerine alınmadık.Kapıdaki güvenlik görevlileri inanılmaz saygılı davranıyor,Türk olduğumuzu öğrenince brother deyip önümüzde saygıyla eğiliyor fakat bizi ısrarla içeri almıyorlar.Ertesi sabah ekibin diğer üyeleri ile konuştuğumuzda onların da başına aynı şeyin geldiğini hatta masaj salonuna bile alınmadıklarını ve kendilerini oraya götüren taksi şöförünün tartaklandığını öğreniyoruz.Konuyu  rehberimize sorduğumuzda bize bazı tarihi bilgiler veriyor.2.Dünya savaşı sırasında ve öncesinde 200.000 kadın zorla Japon askerlerine seks kölesi yapılmış ve bunların çok büyük bir bölümü Korenin güneyinden yani bulunduğumuz bölgedenmiş.Tabi bunun sonucunda pek çok aile dramı yaşanmış ve doğal olarak toplumun hafızasından  silinmeyecek yaralar açılmış.Yabancılara karşı ( özellikle Japonlara ) ülkenin bu kesiminde soğuk davranıldığının altını çiziyor ve yabancılara açık yerler haricindeki mekanlara girmek için ısrar etmememizi tavsiye ediyor.

           Pazar  sabahı umutla gittiğimiz kahvaltıda sadece meyve yiyebiliyoruz. (kahvaltı  Avrupa’daki otellerden bile beter ) .40 katlı otel müşterilerine sadece 1 kalıp peyniri yeterli görmüş ve onu da cam fanus içinde sunmuş.Yunan ekibi erken kalktığı için bütün peyniri almış ve paylaşmışlar.Garsonlardan biz de peynir istiyoruz fakat nafile.Bugün için başka peynir yokmuş.Ertesi gün ekipten birinin erken kalkması durumunda peynirin tamamını almasına karar veriyoruz.

          Günlerden Pazar ve biz Daeguyu gezmeye müzesinden başlıyoruz.Rehberimiz Kore kültürü hakkında bilgiler veriyor.Müzenin giriş hariç diğer yerlerinde fotoğraf çektirilmiyor.






           Müze gezimizin sonunda rehberimiz kendisine verilen programın şehir merkezinde devam ettiğini ama bugünün Buda’nın doğum günü olduğunu ve ekibin tamamının istemesi halinde şehir dışında ormanlık bir alanda bulunan Buda tapınağındaki törenlere gidebileceğimizi söylüyor.Tabi ekip fire vermeden öneriyi kabul ediyor.Bir saatlik bir yolculuktan sonra bölgeye ulaşıyoruz.

Her yer park edilmiş lüks araçlarla dolu.Araçların tamamı evet yanlış okumadınız tamamı G.Kore malı.Hyundai,Daewoo,Kıa,SSang Yong.

         Etrafta küçüklü büyüklü onlarca tapınak var.Geç geldiğimiz için törenlerin ayin kısmını kaçırmışız.



           Biz vardığımızda kişisel olarak ibadetlerini yapıp aileleri ile birlikte tapınaklardan dağıtılan lapa şeklindeki pilavlarını yiyorlardı.




            Tapınakların hemen hemen hepsinde altın kaplama bir Buda heykeli var.Ve önünde de çeşitli yiyecekler.Tek sıra halinde Budanın önüne gelip ibadetlerini yapıyorlar.

          Bu arada bazı tapınak girişlerinde ve desenlerinde meşhur Gamalı Haç ile karşılaşıyoruz.




            Gamalı Haç hakkında iyi kötü bilgi sahibiydim ama yine de bu işaretin anlamını rehberimize de sordum.Şans getirmesi ve iyi dileklerin kabulü anlamında tapınaklarda çok sık kullanıldığını Nazilerin meşhur gamalı haçına göre buradakilerin sola dönük olduğunu söylüyor.Daha derinlere inilirse tanrılarından birinin kutsal şekli olduğunu ,ölümden sonraki 4 değişik dirilmeyi simgelediğini Koredeki en eski tapınak yazıtlarında bile bu işaretle karşılaşıldığını anlatıyor.Daha fazla bilgi için rahiplerle konuşulabileceğini ama bugünün bu iş için uygun olmadığını söylüyor.

            Yine rehberimizden G.Korede Hıristiyanlığın misyonerlik faaliyetleri sayesinde hızla yayıldığını,istatistiklerde Budist ve Hıristiyan oranının eşit gözükmesine rağmen kendi fikrince Hıristiyanlığın artık daha yaygın olduğunu öğreniyoruz.Özellikle gençler arasında Hıristiyanlığın çok popüler olduğunu Budist ailelerdeki gençlerin bile gizlice din değiştirdiğini söylüyor.Şehirde gezerken bizde pek çok haç işaretli binaya rastlıyoruz.





             Akşam yerel yemekler yapan  bir restoranda Koreli gösteri gruplarının eşliğinde yemeğimizi yi(yemi)yoruz.Yemekten biraz bahsedecek olursak ; Masalar 4 kişilik ve ortaları delik.Bu delik kısımda bir ocak bulunuyor ve onunda üzerinde  bir tencere.Masalara çiğ et ve yeşillik servis edilip bunlar kaynayan suyun içine atılıyor.3 dk. sonra yeşillikler ve 5 dk. sonra etler çıkarılıp tabaklara konuyor.Etler değil pişmek daha renk bile değiştirmemiş.Etlerin suda pişmeyeceğini anlayınca  Koreli bayan garsonun şaşkın bakışları altında ocak alevinde etleri pişiriyoruz.Tam etler yenilecek kıvama geldi diye sevinirken etlerin tadında bir gariplik fark ediyoruz.Etlere şekerli su emdirilmiş.Tadı bir şeye benzesin diye tuz istiyoruz ( masalarda tuz yok).Tuz çay tabağında geliyor ve pirinç iriliğinde.Tuzları kıtlama yaparak şekerli etlerle karnımızı doyurmaya çalışıyoruz.

            Bu arada sahneye değişik ekipler çıkıyor ve hepsi birbirinden güzel davul şov sergiliyorlar.Bizim davulcular halt etsin.Demek ki bu işin piri Koreliler.






          Geç saatlerde yarı aç  otele dönüyoruz.      
          
Pazartesi sabah  planımız iyi işliyor ve peyniri fanusu ile beraber masamıza götürüyoruz.Payıma düşen bir kibrit kutusu peynir ve meyve ile güne başlıyorum.Saat 16:00 ya kadar fabrikada eğitim .Öğle yemeği tabi ki fabrikada yeniyor.




           Fotoğrafta görülenler  Korelilerin milli yemekleri.Soldakinin adını hatırlamıyorum ama  yosundan yapılan ince jelatin gibi tadı tuzu olmayan bir şey.Sağdaki ise  (kimchi )lahana ve acı domates sosu ile yapılan ( tadı ve kokusu berbat ) bir tür yemek veya salata.Koreliler her gün ve her öğünde masalarında  bu yemekleri bulunduruyorlar.Biz de fabrikada dört gün boyunca buna şahit olduk.Akşam 24:00’e  kadar yine otantik bir Kore restoranındayız.Yemekten önce ve sonra değişen bir şey yok yine açız.

           3.Gün peyniri yine biz kaptık.Peynir ve bol bol ananas yiyerek açlığımızı bastırıyoruz.3 kişi eğitimden sonra ekipten ayrılarak şehir merkezinde Mc Donalds aramaya gitmek için sözleşiyoruz.Fakat başaramıyoruz.Akşam yine Korelilere has bir bar-restoran dayız.Burası aynı zamanda Korelilerin milli içkisinin ( soju) imalatının da yapıldığı bir fabrika.Soju biraya benzer içimi ağır olmayan bir içki.




            Birkaç sojudan sonra Kore firmasının eğitimden sorumlu md. yardımcısı ekipleri içki yarışına davet ediyor.Ekibimizden biri yanında getirdiği rakı şişesini otobüsten alıp geliyor.Koreli md.yardımcısı rakı şişesini fondip yapmaya uğraşırken Türk,Yunan ve İspanyol ekibinden birer kişi  soju içiyor.Sonuç malüm.Koreli bir daha ayağa kalkamıyor.Ertesi gün eğitime de gelmedi.Tabi biz yine aç olarak otelimize dönüyoruz.

            Daegudaki son günümüzde peyniri Yunanlılara kaptırıp ananasa talim ediyoruz.Üstelik Yunan ekibi bizimle kafa da bulmuş.Fanusun içindeki peyniri alıp yerine bir tabak kimchi koymuşlar ve nereden öğrendilerse üzerine de Türkçe ‘’peynir ‘’ yazmışlar.Kahvaltı standına yakın bir yere tam kadro konuşlanıp bize kahkahayı basıyorlar.Ah keşke burada bir günümüz daha olsaydı!

           Eğitim öğlen bitiyor ve biz şehir merkezindeki bir mc donalds da tıka basa hamburger yiyoruz.Meğerse küreselleşme güzel bir şeymiş.Bir hamburger bu kadar mı güzel olur ?

         Ertesi gün erkenden Busana doğru yola çıkıyoruz.Burda  Hyundai otomobil fabrikası ve tersanesini gezdikten sonra hızlı tren ile Seul’e geçiyoruz.

         Seul bildiğiniz gibi 10 milyonluk nüfusu ile Korenin en büyük şehri ve aynı zamanda başkenti.

               
           Kahvaltıdan sonra ( bu otelde numune için bile olsa peynir yok ama bol meyve ve yenilebilecek lezzette kurabiye ve kek türü şeyler var.Yunanlılarla peynir kapmaca oyunu böylece bitiyor. ) kraliyet sarayını gezmeye gidiyoruz.




 

           Sarayın ismi Gyeongbokgunk ve yaklaşık 400.000 m2 üzerine kurulmuş.Geçmişi yüzyıllarca öncesine dayansa da 2.Dünya ve Kore savaşlarında yerle bir edilmiş.Taş taş üstünde kalmamış deyimi tam bu saray için.Rehberimize göre Japonlar sarayı yıktıktan sonra dozerlerle temel taşlarına varıncaya dek topraktan kazımışlar.







         Yapıdaki motif ve desenler gücün sembolü olduğu için kralın kullandığı yapılar son derece renkli ve göz alıcı.Kraliçenin kullandığı yapılar ise daha sade ve basit.Doğaya uyum diye buna derim ben.




          Minikler saray ziyaretinde. Anaokulundan itibaren tüm öğrencilerin bu tür tarihi yerleri ziyaret etmesi sağlanarak milli bilinç aşılanmaya çalışılıyormuş.Öyle anlaşılıyor ki  Koreliler Çin ve özellikle de Japon kültürüne ve hegamonyasına karşı dik durmaya çalışıyor.




Sarayda turistler için gösteriler de yapılıyor

Saray gezimizi tamamlayarak ( Çok ısrar etmeme rağmen ekiptekileri savaş müzesine gitmeye ikna edemedim.)  şehir merkezindeki çarşı , pazar türü yerlere gidiyoruz



 

           Pazarlarının bizden hiçbir farkı yok..Gürültü,karmaşa,pazarlık ve samimiyet.Türk olduğumuzu söyleyince daha bir saygı ve güleryüz görüyoruz.Bildikleri en ünlü Türk ise İlhan Mansız.Buradan ayrılarak G.Korenin meşhur elektronik mağazalarını da gezerek otelimize dönüyoruz.
           Son gecemiz olduğu için geç saatlere kadar şehrin sokaklarında dolaşıyoruz.Saat 24:00 gibi otelimize gitmek için  metro istasyonundan geçerken içeride onlarca dilenci ve evsiz olduğunu fark ettik.Her biri bir köşede gece yatak olarak kullanacakları bez parçalarını,çuvalları ve karton kağıtları ayarlamaya çalışıyordu.Etrafları resmi ve sanıyorum sivil polislerle  çevrilmişti.Son derece gelişmiş bu metro ağı geceleri evsizlere barınak görevi de görüyordu demekki.Ben de ( ne işime yarayacaksa ) bu grubun fotoğrafını çektim.Sivil polislerden biri bunu görünce peşimize takıldı.Önce duymazdan gelerek hızlandık.Sonra o koşmaya başlayınca refleks olarak bizde kaçmaya başladık( gençliğimizi hatırladık herhalde).Halimize güler misiniz  ağlar mısınız?  Yanımızda rehber de yok.Birkaç dakikalık bir kovalamacadan sonra aklımız başımıza geldi ve ellerimizi kaldırarak durduk.Üç arkadaş hep birlikte bağırıyoruz. Türküz! Türküz ! ( Siz bunu başka ülkede denemeyin ) Türklüğümüzden etkilendi mi bilmem ama sert bir şekilde elimizden makineyi alarak son pozu sildi.Yine sert bir şekilde Korece bize bir şeyler söyledi ve gitti.Hiç yoktan başını belaya sokmak buna denir herhalde.




    Otel Görevlisi Bizleri Uğurlarken

 

         Türk dostu Korenin güzel insanlarından başımızı belaya sokmadan ayrıldığımız için sevinerek ülkemize döndük.



NOT:Yemek konusunda çektiğim sıkıntının asıl sebebi bu konuda tutucu olmamdan kaynaklandı.8 Günde 3-4 kg. vererek geziyi tamamladım.Diğer arkadaşların ortalaması 0-2 kg.Aslında yemek konusunda anlatılacak çok detay var ama şimdilik bu kadar.  

 

Saygılarımla                                                                                            12.04.09

 









 

Şehiriçi Ulaşım
Daegu ve Seul'de Avrupa ayarında metro ve toplu yaşıma sistemleri mevcut.
Şehirlerarası Ulaşım
Hızlı tren dahil demiryolu,havayolu,karayolu ulaşımı var.
Konaklama
Büyük şehirlerde son derece lüks konaklama dahil her türlü seçenek mevcut.
Yeme-İçme
Çok ama çok değişik.
Eğlence
Hertürlüsü mevcut.
Görülmesi Gereken Yerler
Seulde başta savaş müzesi ve diğer müzeler,tapınaklar,saraylar.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Daeguda halka açık eğlence yerlerinde yabancılara mesafeli davranılıyor.
Özel Günler-Etkinlikler
Bize Buda'nın doğum günü denk geldi.
Alışveriş
Elektronik aletler,hertürlü uzakdoğu motifli hediyelik eşya.



DİĞER ÜLKE GENEL YAZILARI
TÜMÜ

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

 ARKADAÞIMA GÖNDER
 

YAZI İLE İLGİLİ YORUMLAR

Allegra



12.04.2009 22:22
Sizin için zor bir gezi olmuş belli ki, zaten yemeklerin fotoğrafından da anlaşılıyor durum, çok çok kötü gözüküyorlar gerçekten :) Ama yine de yazınızdan anladığım kadarıyla Kore enteresan, görülmeye değer bir yer... Çok samimi ve akıcı bir yazı, elinize sağlık!
Alinda



12.04.2009 22:35
Hatta her evde bir de Kimchi refrigerator varmış :) Dalga geçmiyorum. Eşim işi gereği sıkça gider gelir buralara. Orada en fazla satılan beyaz eşyalardan biri Kimchi buzdolabı. Adamlar soslu lahana turşusuna inanılmaz kıymet veriyorlar.Hatta onun için özel buzdolapları üretiyorlar :)
abt_smyrna



12.04.2009 23:55
Uzak doğu bana hiç ilginç gelmemiştir. Tarzının ve anlatımınızla ilgimi çekmeyi başardınız. Teşekkürler.
tütü



13.04.2009 09:19
Yazıyı yüzümde tebessümle okudum. Peynir savaşları eğlenceli de, bir fotoğraf için kovalanma işi biraz tehlikeli olmuş.Teşekkürler ziko..
enise



13.04.2009 13:20
Sevgili Tülay hanıma katılıyorum,yazını tebessümle okudum.Bir kare fotoğraf için bende farklı bir olay yaşamıştım Budapeşte'de..Teşekkürler Zikri..
alize



13.04.2009 17:03
güzel ve eğlenceli bir yazı olmuş.peynir kapma yarışını kısmı çok eğlenceliydi.canım türk yemekleri hiçbir şeye değişilmez sanırım : ) teşekkürler
EYLÜLADA



14.04.2009 10:58
Her satırı macera dolu bir gezi-yazı olmuş. Keyifle okudum. Ufkunuza sağlık Zikri Bey... // Sanırım insan, sevildiği ve tanındığı "vizesiz" bir coğrafyada kendini daha rahat ifade ediyor, kimliğini daha özgür buluyor. // Daha önce de Sevgili Buğra'nın yazısıyla tartışılan ve geçenlerde forumlarda tekrar gündeme gelen şu gastronomi olayına farklı bir pencere de sizden geldi sonuçta. Yeri gelmişken burada görüşlerimi biraz açmak isterim: Ben, yabancı mutfaklara açık olmaktan yanayım. Çünkü sonuçta kümülatif bir kültürdür seyahat. Denenmesi gerekir. Ama yenemeyecek kadar damağımıza yabancı şeylerde de ısrarcı olmam. Hele ki burası Uzak Doğu ve Kore ise. (Afiyetle çıtır çıtır yenen bilumum böcekler ya da özel çiftliklerde afrodizyak olduğu inancıyla beslenen kedi-köpekler...) Sanırım siz de benzer bir deneyim yaşamışsınız. Boğazınızdan geçmeyince çözüm aramışsınız: Ocak alevinde pişirmek - kaya tuzu ile tad vermek - peynir yürütmek - olmadı McDonald's'lara sığınmak gibi... Ama önce denemişsiniz! Kısacası benim tepkim ya da yabancı mutfaklar konusundaki düşüncem şudur: Daha gezinin ilk gününde bir dönerci dükkanı görüp sevinç nidaları atanları ya da kahvaltıda verilen 5 değişik salamdan biri belki de domuz olabilir - en azından aynı makineyle kesilmiştir endişesiyle hiçbirine dokunmayanları, ama diğer yandan çeşit çeşit çikolataları afiyetle götürenleri KESİNLİKLE ANLAMAM ben! // Son olarak, yazınızda da bahsi geçen "seks köleleri" ile ilgili gerçek bir yaşam öyküsü öneriyorum: Therese Park, İmparatordan Bir Armağan, Aykırı Yayıncılık, 2002.
Turan1974



14.04.2009 16:55
İlginç yazınız için teşekkürler.
Honeyseller



14.04.2009 21:09
Zikri bey,çok keyifli bir anı olmuş.Korede sihirli kelime "Türküz" demek.Ama hem elleri kaldırıp hemde Türküz demek olmuyormuş demek:)Bundan sonra böyle bir durumda dönüp ne var ulan anlamıyormusun Türküz demek lazzım herhalde:).Yemek işine gelince ben Almanya ve polonya da öyle temiz ve güveilir Türk lokantası bulamadım.Adapte olmak lazım ama insan adapte olamıyorki.Oldenburgta salata istedim.Ot getirdiler bildiğimiz ot. Kaleminize sağlık çok keyifli ve bilgilendirici yazı olmuş
hburcu



14.04.2009 22:32
Sziin için keyifli bir gezi, bizim içinse okuması çok keyifli bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık. Teşekkürler paylaşım için.
Toplam Kayıt: 16 Gösterim Adedi: ««  Önceki       Sonraki  »»
ARKADAÞIMA GÖNDER
Ana Sayfa | SSS | Yasal Uyarı | İletişim |   RSS
Copyright. All Rights Reserved. kendingez.com.